Vizeler, kendimi sevme çabalarım ve geriye kalan her şey..

Perşembe, Kasım 19, 2015

  Bitmek bilmeyen sınav çilem sonunda bitti yavru ceylanlarım. Ya bu sınav haftasından nefret ediyorum. Ne doğru düzgün film izleyebildim, ne kitap okuyabildim, ne de gezebildim. Sınav haftası yüzünden buralara pek uğramadım biliyorsun. Ya anlatacak doğru düzgün bir şey bulamadım. Robot gibi sınava git, eve gel şeklindeydi çoğu günüm. Ee insan kendine vakit ayırmayınca, arkadaşıyla vakit geçirmeyince hayatı böyle ot kıvamında oluyor. Yani ben bazen kendime inanamıyorum. Nasıl oluyor da onlarca insan arasında yalnız kalmayı başarabiliyorum anlamıyorum. Hayat mı çok garip yoksa ben mi çok garibim karar veremiyorum valla.
   Yaşadığım şeylerin beni daha güçlü daha sabırlı birine dönüştürdüğünü fark ettim. Eskiden olsa üzülmekten başıma ağrılar girerdi. Şimdilerde o kadar sıkmıyor canımı bu tür şeyler. Sanırım büyüyorum, ergenliğimin o kara lekesi siliniyor. Ya büyüyorum ya da acılarım boyut değiştiriyor. Yani her yaşın kendine göre bir derdi var işte benimkisi de o hesap. Eskiden aşk acısı çekerdim. Yani lisede platonik aşk yüzünden bir yarım hep mutsuzdu. Üniversitede bu durum varoluş sancısına dönüştü. Yani mutsuzluğun başka bir tarafını gördüm. Bu İyi Hissetmek kitabını okuduğumdan beri bir şeylere doğru düzgün üzülemiyorum ya çok garip. Mesela ''Niye böyle yalnızım'' diye kendime sorduğumda iç sesimden biri bana bir sürü mantıklı açıklamada bulunuyor. Mesela ''Üzülme, bu durum seni güçlendirir. Sakın pes etme. Hem bak ailen var, birkaç arkadaşın var yetinmeyi bil Vişne'' diyor. Öteki iç sesim tam gerizekalı. Yani bir gün onunla yaşasan çıldırırsın öyle söyleyeyim. Mesela metroda yolculuk ederken hayatımı sorguladığımda '' Kim seni napsın be. Şu haline bak, resmen bir salaksın. İnsanlar hayatlarını kurdu sense hala o kokuşmuş çantanla okula gidiyorsun.'' gibi şeyler söyleyerek günümü zehir ediyor. Çok acımasız, üstelik moral bozma konusunda usta.
   Geçen hafta sınav stresi yüzünden odamda son ses Nirvana - Smells like teen sprit açıp yastıkları fırlattım duvarlara. Epey deşarj oldum valla nasıl iyi geldi anlatamam. İçimdeki öfkeyi böyle boşaltmaya çalıştım bir bakıma işe yaradı. Böyle söyleyince de çok ergen gibi durdum ama ne yapayım o sinirimi atmam için böyle bir yol buldum kendimce. Psikoloğa para bayılmak yerine kendi tedavimi kendim yapmaya çalışıyorum. Yani bir muayene parası nereden baksan 200 lira. Ben bu parayı hayatta veremem. Devlet hastanelerinin de o kadar ilgilendiğini düşünmüyorum açıkçası. O nedenle kendimle iyi geçinmeye çalışıyorum. İnsanın doktoru kendisidir diye boşuna dememişler.
   Şu sıralar çevremde kimseyle doğru düzgün konuşmuyorum. Okulda iki-üç kişi dışında çoğu insanla konuşmadım. Tek başıma sırada oturup sınav saatine kadar tekrar yaptım. Geçen gün gerizekalı Zaza yalnız oluşumla dalga geçip pişkin pişkin gülüp bana çalıştığım dersi soruyor. Aynı sınıfta, aynı sınava giriyoruz ama dersin adını bilmiyor. Sence bu mümkün mü? Ya bu davranışıyla ne demek istiyor aslında biliyor musun? ''Vişne nasıl da tek başına kaldın öyle ya hahaha dersin adı neydi bu arada'' demek istiyor. O bakışları görmen lazımdı. Tek başıma oturuyordum ya ondan öyle aptalca davrandı. Tiksiniyorum. Tek kelimeyle tiksiniyorum. Etrafımda olmasını hiç istemiyorum çünkü aklıma geldikçe sinir kat sayım artıyor. Konuşma şekli bile rahatsız etmeye başladı beni. Ondan önce de Hindu'nun önünde oturduğum için ''Orada Crow oturuyordu ya yer ayırmıştı şişeyle'' diye söyleyip kaldırmaya kalktı. Ulan ben bunları yer miyim be! Ben de ''Ben ortada benim şişem dışında şişe görmüyorum bir yanlışın olmalı'' deyip bir güzel cevabını verdim. Aslında yaptığı şey psikolojik baskı ama ben bunları yemem. 
   Bugün beni Anwar çok şaşırttı. Biliyorsun Anwar'ın arkadaşlığını seviyorum. Her ne kadar siyasi görüşümüz farklı olsa da iyi anlaşıyoruz. Bugün bir sınava girmeden önce bir dersin sınav sonuçlarını konuşuyorduk. Kendi sınav sonuçlarını söyledikten sonra benim sonuçlarımı sordu, söyledim. Daha sonra ''Rakibim olamazsın'' gibi bir şey söyledi şakayla karışık. Bu bana çok yersiz ve saçma geldi. O bir sınavdan 100 aldığında beni onu tebrik ettim. Karşılığında o da beni tebrik etsin demiyorum ama böyle şeyler de söylenmez yani arkadaşa ayıptır. Bu sözleri üzerine ona ''Orası belli olmaz'' dedim. Bu insanlar benden ne istiyorlar allah aşkına. Tek yaptığım şey dersleri takip etmek, molalarda kendi halimde kitap okumak yani. Niye beni rakip olarak görüyorlar? Nedir bunlardaki bu hırs sevdası anlamıyorum. 
   Bazen kendimi kötü hissediyorum. Sanki hiçbir şey düzelmeyecekmiş gibi, sanki hayatım sıkıcı kıvamından hiç sıyrılamayacakmış gibi hissediyorum. Her hayatın belli bir kırılma noktası var. Benim hayatımın kırılma noktası ne zaman gerçekleşecek bilmiyorum. Gülmeyi, sohbet etmeyi çok özlüyorum. İnsanlarla arama duvar ördükçe kendi dünyamda boğulur oldum. Eski arkadaş grubumun gıcıklıklarını özlüyorum bazen. Ya aylardır konuştuğum insanların böyle yanımdan yabancı gibi geçmeleri çok kötü bir şey. Yaşayan var mı bilmiyorum ama bu epey zor bir şey. En azından sınav sonrası konuşup, yemek yiyorduk. Bazen de iyi ki onlardan ayrıyım diyorum. Kendime daha çok vakit ayırıyorum bu sayede. Üniversitedeki birinci yılımdaki gibi yalnızım ama bu durum artık öyle çok canımı yakmıyor. İnsan bir süre sonra alışıyor ya napıcaksın. Gönül isterdi ki böyle olmasın ama yapacak bir şey yok. Doğru düzgün bir arkadaş bile yok çevrede. Birkaç kişiyle konuşuyorum sadece öylesine. Hem zaten öyle herkese içini açamıyor insan. En güvendiğin insan bile bir kavga anında senin açığını yüzüne vuracak kadar kalleş olabiliyor. Bu yüzden çoğu insana güvenmiyorum. Kimseye üzülüyorum demek istemiyorum artık. Neden söyleyeyim ki? Onların acımalarına ihtiyacım yok benim. Evet, manevi anlamda çökmüş durumdayım ama bunun da üstesinden gelirim diye düşünüyorum. Hem ne derler bilirsin; hayat her şeye rağmen devam ediyor.
  Olgunlaştıkça başkalarına bağımlı olmamayı öğreniyorsun. Yani bu duruma gelebilmek için epey acı çekmek gerekiyor ama o da bu işin doğasında var. Bu kadar sessiz olmayı, her söyleneni alttan almayı istemiyorum artık. Karşı taraf haksızsa neden alttan alayım ki? Çoğu insanla aramda mesafe var. Bazılarına sinir olduğum için mesafe koydum çünkü aynı ortamda bulunmak bile rahatsız ediyor beni. Bu sene okul hiç çekilmiyor inan bana. Belki yalnız takılıyorum diyedir, bilmiyorum ama bu durum zaman zaman gözüme batıyor. Okulda güzel bir ortam olsa yanaşmayı deneyeceğim ama sınıfımdaki çoğu insan egodan oluşuyor. Tanımamazlıktan gelmeler, dışlamalar, kendi aralarında konuşmalar.. Geçen gün sunum yaparken bana nasıl kötü kötü bakıyorlardı görmen lazım. Gel de kızma bu denyolara. 
   Rita da diğerleri gibi benden bilgi koparmaya çalışıyor. Eskiden hayat hakkında ne yapacağımızı konuşurduk. Derslerden o kadar bahsetmezdik. Demek istediğim, insanların cevap makinesi olmak istemiyorum. Benim de duygularım var, kendime ait bir yaşayaşım var. Sürekli sana sorulduğunu düşün bi, ne hissedersin? Ne hatır sorma var ne bir şey. Kendimi robot gibi hissetmelerinden rahatsızım sadece sorun bu. Elbette yardımcı oluyorum elimden geldiğince, o kadar gaddar değilim. Sadece bu robotlaşma durumu canımı sıkıyor.
  Bireyselleşmek kötü bir şey değil. Sadece başkalarıyla fazla bir şey paylaşamıyorsun. Artık yeni kararlar alıyorum. Eskisi gibi yalnızlıktan yakınmayacağım öyle çünkü sıkıldım bu kendime acıma durumundan. Kendime acımayı seviyorum belki ama bu durumu görmek beni rahatsız ediyor. Bazen intihar düşünceleri soldan soldan geldiğinde aklıma Romanlar (Çingeneler) geliyor. Yaşadığım yerin yakın çevresinde romanlar yaşıyor. Kendi hayatımla onların hayatını karşılaştırdığımda onların yaşama koşulları biraz daha zor. Her şeye rağmen ayaktalar ve intihar etme gibi bir düşünceleri yok. Sürekli mücadele halindeler ve hallerine şükrediyorlar. Ve en önemlisi müzikle kendilerini eğlendiriyorlar. Bu nedenle bazen onların bu düşüncelerini örnek alıyorum: ''Hayattan vazgeçme, yaşamak için yeni yollar bul.''
   Esasında hayatın özü ne biliyor musun? Hayat sana sevdiğin bir şey bul ve onunla yaşamını geçir diyor. Ölüm vaktin gelene kadar ancak böyle idare edebilirsin kendini. İnsanlar o yüzden sevdiğim bir işte çalışmak istiyorum diyor. Hayattan fazla bir şey beklememek gerek. Yaşayıp gideceğiz en nihayetinde. Kendimi üzüntü kasvetine boğmak istemiyorum artık. Olmuyorsa olduğu gibi kalsın diyorum ne diyebilirim. Kendimi paralamak bir boka yaramıyor valla. Ben insanlardan bir şey bekledikçe onların beni hayal kırıklığına uğratma ihtimali daha da artıyor. O nedenle eskisi gibi olmasa da beklentilerimi düşüreceğim. Kendime sen değerlisin demeye çalışıyorum. Depresyondaki birinin bu söylemesi inan çok zor. Bu arada sınav döneminde başını şişirmeme rağmen bana destek olan Spotty'e teşekkür etmek istiyorum. Blog arkadaşlığı kesinlikle şahane bir şey. Gelecek ay güzel bir sürprizle geleceğim. Beni özle anacım :)
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran    

You Might Also Like

5 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Bak yan tarafta Oğuz Atay ne diyor : Hayat düşünceleri tutan bir hapisanedir. Bu hiç değişmez. İstersen 35 yaşına gel sen yine yalnız olursun. Neden biliyor musun ? Çünkü farklısın. Onlar gibi düşünmüyorsun. Onlar gibi hissetmiyorsun. Biliyorum şimdi dünyanın en saçma şeyi gibi geliyor sana ama inan biraz daha zaman geçtikten sonra farkediceksin. Sen farklı olduğun için yalnızsın. Ve bu böyle olmaya devam edicek. Eğer onlar gibi olmaya .çalışırsan kaybedersin kendini tecrübeyle sabit bu. Ama kendin olursan nolursa olsun öyle bir gün gelir ki onlardan çok farklı bi yerde çok farklı biriyle kalpten mutlu olursun. Bazen tükenirsin bazen o kuyuya dönmek istemezsin ama bazıları o kuyuya aittir. Bazen o karanlık kuyuda daha çok güvendesindir. Değişme. Bırak haya değişsin ama sen aynı hisset. Ve öyle bir gün gelicekki hayatında değişmediğin için kendine şükrediceksin. Yalnızlık bir süre sonra alışkanlıklarla beraber yalnızlık olmuyor. Şimdi deli gibi birinin seni sevmesini istersin. Halbuki bu içindeki açlıktan gelir. O yalnızlık değil sevgi açlığı sadece. Ve evet bir gün biri gelicek tıka basa dolduracak o boşluğu sadece zamana ihtiyacın var.

    YanıtlaSil
  2. Böyle durumlarda hep yeni bir ortam,yeni insanlar,yeni arkadaşlıklar isterim.Eskilerin artık bana pozitif enerjiden çok negatif enerji verdiğini hissettigimde direk kendimi yeni ortamlara atarim.Ya da gelir bloga sığınırım.

    YanıtlaSil
  3. Vizeler bitti, bir rahatladık... :)

    Okul yoğunluğu zor gerçekten...

    Benim de kitabım çıkıyor, onun heyecanı içindeyim şu sıra... Sevgiler... :)

    YanıtlaSil
  4. Sana yapılan davranışları unutma.Çünkü unuttukça eksilirsin.Ben bana yapılan hiçbir davranışı unutmam, unutmuş gibi gözükürüm ama unutmam sineye çekerim. İçimde de tutmam hiçbir şeyi ,yüzüne söylerim herkesin.Önceden çok takardım,arkadaşlarımın beni sevmesini isterdim hep.Sonra birgün ablam bana dedi ki çok mu önemli birilerinin seni sevmesi.Biraz düşündüm ve ona hayır cevabını verdim.Yine de her konuşmamdan sonra beni yanlış anlamadınız değil mi? Bunlar benim görüşlerim.Aramız bozulmasın derim.Kim bilir okul bitince hicbirinin yüzünü görmeyeceğim bile.Gerçekten neden bu kadar önemsiyorum bilmiyorum dünyanın en kötü hayvanını.Sokakta görüpte başını okşadığım hayvanlar (ki ben onlara çoğu zaman arkadaş diyorum) bir insanın verebileceği mutluluktan fazlasını veriyor benim için. Mutluluğu bir insanda aramayı çoktan bıraktım ben.İnsanların yanlarından geçerken fark bile edemediği hayvanlarda buldum mutluluğu ben ve bazen de kökleri dışardan gözüktüğü halde yine de toprağa sıkı sıkı sarılan bir kaldırım menekşesinde buldum hayatı.Ben derim ki insanları bu kadar takmayı bırak ve gökyüzünün maviliğine bak.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe