Çıkmaz sokağa girdim ve geri dönemiyorum

Cumartesi, Aralık 05, 2015

  Depresyonumun en ağır dönemini yaşıyorum sanırım. Hiçbir şey yapacak hal bulamıyorum kendimde. Normal şartlar altında kitap okumam lazım sayfalarca ama ona bile istekli değilim. Galiba istemeden Zeki Demirkubuz filmlerindeki o yalnız karakterlerden biri oldum. Ben böyle olacağını hiç tahmin etmiyordum önceden. Lisedeyken hep güzel bir hayatın hayalini kuruyordum yalnız kaldığımda. Başımı sıraya yaslayıp o yavan gerçeklikten kaçıyordum. Üniversiteye gittiğimde benim gibi insanlarla karşılaşacağımı umuyordum ama yanılmışım. Üniversite bazen gözüme zaman kaybı gibi geliyor. Çünkü hep aynı konular anlatılıyor. Bir sene sonra mezun olacağım için çok şanslıyım. Diplomamı aldıktan sonra o okulun önünden bile geçmek istemiyorum. Hem zaten şu sıralar gitmek bile istemiyorum. 
   Eskiden okula gitmek benim için mutluluk sebebiydi. Yeni şeyler öğreniyordum hep, az da olsa eğleniyordum. Şimdiyse dersler hep aynı, konular birbiriyle yakın ve eğlenmiyorum. Perşembe günü derse gitmedim. Normalde kendime kızardım gitmediğim için ama kızamıyorum artık. İnsanlar yanıma soru sormak ya da not istemek için geliyor. Bu durumdan hala rahatsızım. 2-3 kişi dışında sınıftakilerle pek konuşmuyorum. Rita ile olan bağımı da kestim sayılır. Ya eskisi gibi samimi değiliz artık. Önceden bana sarılıyordu mesela, şimdi sadece elimi sıkıyor. Bu vücut dili aslında birbirimizden uzaklaştığımızın göstergesi. Baksana daha geçen hafta söylediklerimi önemsemedi. İnsanların yanından öyle sessizce yürüyüp geçmek çok güzel bir şey. Bu bazen bana güç veriyor. Gereksiz sohbet ve samimiyetten kaçınıyorum böylece. Ebru Vatansever bir tweetinde ''Tüm arkadaşlarımı bir uçak kazasında kaybetmiş gibi hissediyorum'' demişti. Ben de otobüste yolculuk ederken bunu düşündüm sık sık.
  Duygu halim çok çabuk değişiyor. Mia ile görüştüğüm gün ve ertesi gün çok mutluydum mesela. Aralık ayına girdiğimden beri kendimi mutsuz hissediyorum. Hiçbir şey yeterli gelmiyor. Ne dizi, ne kitap, ne de filmler. Böyle yatağa uzanıp üzgün şarkılar dinleyip tavana bakıyorum şu sıralar. Ailem bu durumu telafi etmek yerine kendimden daha çok nefret etmemi sağlıyor. Babam geçen gün kahvaltı ederken ''Senin bu halin nolucak böyle'' dedi. Annem bugün evden dışarı çıkmadığım için ''Seni tehdit mi ediyorlar dışarı çıkmayasın diye'' böyle şeyler sorup durdu. Asıl mutsuzluğumun kaynağı burada yatıyor. Azıcık bana güven ve ilgi gösterselerdi, ''Biz sana güveniyoruz, sen yaparsın oğlum'' deselerdi belki de daha pozitif bir şekilde hayata devam ederdim.
   Küçüklüğümde de böyle yapardı teyzelerim. Dedem, teyzelerim benim eksik, yetersiz biri gibi hissetmemi sağlardı. Düşün bak 6 yaşındaydım, henüz hayatın farkında değilim ve çok mutluyum. Annem ve babamın yokluğunu derinden hissetmiyordum. Teyzemler o kadar çok küçük düşürüyorlardı ki kendime olan inancım kalmıyordu. Genelde bana ''Düzgün ye, teşekkür ederim de, kibar ol, şımarma misafirlerin yanında, gelme'' derlerdi hep. Azıcık sevgi gösterselerdi, bütün bunları anlayışla yapsalardı, bana o özgüveni verselerdi şimdi bambaşka biri olabilirdim.
   Mutsuzluğumun sebebini yaratan şeylerden birisi de bunlar. Ben öyle mutlu bir ailede büyümedim. 22 yaşındayım, hala mutlu bir ailede yaşamıyorum. Bağları kopmuş bir ailenin içinde yer alıyorum. Kimse kimseyle doğru düzgün bir şey paylaşmıyor. Sosyal bir hayatımız yok falan. Babam tablet bağımlısı, annem kendi ailesine üzülmekle meşgul bense kendi mutsuz hayatımla başa çıkmakla meşgulüm. Biliyorum bu yaptığım şey kendine acıma olarak adlandırılıyor. Kendime acımayı sevmiyorum. Ben sadece ne hissediyorsam onu yazıyorum şu an. Kendimi yazarak ifade edebiliyorum. Konuşmayı da seviyorum ama yazarken daha fazla şey düşünebiliyorum. Bide beni biliyorsun üzgünken yazı yazabiliyorum. 
   Depresyondan yazarak, dua ederek, müzik dinleyerek sıyrılmaya çalışıyorum. Beni deli eden düşüncelerimden yazarak kurtulmaya çalışıyorum. Şarkılar benim ayrılmaz bir parça haline geldiler. Güne başlarken ve uyurken sık sık dua ediyorum Allah'a. Gençliğimin ellerimden kayıp gittiğini düşünüyorum. Hiçbir şey yaşamadan öylece tekdüze bir hayat sürüyorum. Perec'in Uyuyan Adam diye bir kitabı var. O kitapta yalnız, hayata tutunamamış bir adamın hikayesi anlatılıyor. Aslında yazarın kendi hikayesi ama başkasıyla konuşuyormuş gibi anlatıyor. Uyuyan Adam kitabındaki adam gibiyim ya yemin ediyorum. Belgeseli de var hatta bu kitabın. Daha geçen hafta izledim fena sayılmazdı.
  Annem arkadaşlarımı aramam gerektiğini söylüyor iyi ama neden adım atan taraf ben oluyorum onu anlamıyorum. Ben adım attığım sürece her şey yolunda gidiyor ama ben kendimi geri çektiğimde hiçbir şey olmamış gibi davranılıyor. Neden sürekli böyle olmak zorunda? Bu sorunu bir türlü çözemiyorum. Neden çevremde böyle beni düşünen insanlar yok. Ben öyle ilgi odağı haline de gelmek istemiyorum sadece önemsendiğimi, değerli olduğumu hissetmek istiyorum. 
  Bir kuyunun dibindeymişim gibi hissediyorum. Oradan çıkmak için tutunacak bir şey arıyorum ama bulamıyorum sanki. Yukarıdan bana bakan insanları görüyorum, pişkin pişkin bana bakıp gülüyorlar. Onlara sesleniyorum yardım etsinler diye, bağırıyorum ama duymuyorlar. Kimse yardım eli uzatmıyor gibi. İnsanın kendi kaderiyle baş başa kalması ne acı.
Bu da şarkımız olsun 

You Might Also Like

10 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Canim Visne!

    Bak o gun o kadar konustuk ne harika eglendik di mi? Hadi o gunku pozitiflige geri döööönn!

    Etrafinda sana deger vermeye. Insanlari bosver ayrica un zaman kaybi degil ilerde bu gunlerini ozliceksin bak Mia dedi dersin :)

    Ailen de senin mutlulugunu istedikleri icin aslinda oyle seyler soyluyolar belki usluplari yanlis ama tarzlari bu demek ki visne lyle dusun onlar ailemiz oyle kabul etmeliyiz..

    Hadi silkelen kendine gel!

    Harika muzikler var :) :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miaa :)
      Ya evet o gün epey konuştuk. Hatta son zamanlarda en çok konuştuğum gündü diyebilirim. O kahve sohbetlerimiz bana çok iyi gelmişti. Ertesi gün de iyiydim ama Aralık geldiğinden beri böyle bir melankolik hale girdim. Birden gerçek yaşama geri dönünce şok oldum tabi. Ya çok az özleyeceğimi düşünüyorum çünkü özlenecek heves bırakmadılar. Hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum artık. Sen aile konusunda çok şanslısın keşke bende de öyle bir şans olsa. Bilmiyorum, bunu kabullenmekte zorlanıyorum sanırım. Harika filmler de var tabii ^_^

      Sil
  2. Depresyonun seni hapsetemesine izin verme. Resmen almis seni iki atri bir evden cikarip iki metre karecik dar bir kutuya hapsetmis.
    hem teyzelerin ya da ailene sorsan yaptiklarinin bile farkinda degillerdir eminim.
    ya hem insan kendi mutlulugunu yaratir. Lan hava guzel diye aman bosver salak problemlerini dedigim kac gun oldu. Bak bugunde hava guzel :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimce kaçış yolları arıyorum işte ya. Tek başıma çabalıyorum anlayacağın. Aynen öyle bir şey yapmış sahiden ya. Evet bugün ben de havanın çok güzel olduğunu düşünmüştüm. O yüzden içim huzurla dolmuştu :D

      Sil
  3. Cok iyi bir yazi:)

    Benim de BLoguma beklerim :)

    YanıtlaSil
  4. oha, mia ile olan röportajını okumak için girmiştim aslında ama gözüm bu yazıya kayınca istemsiz okumaya başladım. ve evet, hayatımızın ilk dönemlerinde olduğumuzu sandığımız kadar özel olmadığımızla hepimiz çoktaan yüzleştik ama birbirimize bu kadar benzememizi de bir an için garipsedim açıkçası. yazıyı okumayı bile bitiremedim bunları yazmak için.

    öncelikle içinde olduğun ruh hali sadece bu döneme özgü değilse şayet depresyon olmayabilir. bunu söylemek için şu okuduğum birkaç satırdan fazlasına ihtiyacım var, biliyorum. bu yüzden biraz deli cesareti de olabilir. çok fazla umursama bu yüzden, ama görmezden de gelme.

    şu kendine acıma olayına ben de bir dönem çok takıldım. o dönem çok fazla yapıyordum ve kendimi bundan kurtulmak için telkin edip duruyordum -ki hâlâ ara sıra yapıyorum. çünkü bu olayın seni hiçbir yere götürdüğü yok. ama şu an daha çok hissizlik hakim sanıyorum. neyse.

    aile konusunda da yine benzer şekilde iletişimsizliğin hüküm sürdüğü ailelerin içine doğmuşuz.

    YA OF DÖNÜP YAZINI BİTİREYİM HEMEN ATLAMIŞ OLMAMAK İÇİN DEDİM AMA arkadaşlarınla ilgili olsun, okul hayatınla, genel ruh halinle, ailenle ilgili olsun; her şey ya her şey nokta atışı. 22 yaşındayım bu arada kvjcvhb selam!

    yalnız yazının sonuna da antony'i yapıştırmışsın. adamı mı sense8 mi ya da toptan hepsini mi sevdiğin için bilemiyorum ama bence e) hepsi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı yazarken moralim epey bozuktu ya. Hissettiklerimin bir kısmını yazdım sadece. Keşke sen bu kadar üzgün hissetmeseydin kendini. Bunu yaşamak bile başlı başına üzücü bir şey. Depresyon, bipolara ya da başka bir şey olabilir ama beni kötü etkilediği kesin. Aa yaşıtız demek :D Sense8'i severim, Antony'i daha çok severim. Bu şarkıyı paylaşmak geldi içimden. :)

      Sil
    2. tahmin edebiliyorum, ben de bloggerı uzun zamandır sadece iç dökme üssü olarak kullandığım için beyaz temalı kapkara bir şey oldu çıktı. bloguma bakan üzüntüden ölmek üzere olduğumu düşünebilir ama aslında gün içinde çoğunlukla neşeliyim.

      neyse özetle tatlışmışsın epey, takipteyim!^^,

      Sil
    3. Ben de iç dökmek için kullanıyorum daha çok. Psikologa gitmektense böyle yazmak daha iyi bir nevi. Güzel yorumun için teşekkür ederim ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe