2015'ten ne öğrendim?

Cumartesi, Ocak 02, 2016

   Her sene olduğu gibi bu sene de geçen seneden neler öğrendiğimi yazayım istedim. Geçen sene Ocak ayında genel hatlar üzerinden değerlendirmişim 2014 yılını. Bu sene de hemen hemen aynı yolu izlemeyi düşünüyorum. Geçen seneki yazılarıma bakıyorum da ulan amma da üzülmüşüm be. Bu sene daha az üzülmeyi hedefliyorum kendime. Ya bu az üzülme olayı biraz da yaşla ilgili bence. Eskiden beni üzüntüden perişan eden şeyler artık o kadar da canımı sıkmıyor nedense. Buna olgunluk mu umursamazlık mı deniliyor bilmiyorum ama insanı duygusuzlaştırdığı kesin. Hiç 2015 yılı hakkında düşündünüz mü? Sizin için nasıl geçti mesela? İyi yanları, kötü yanlarıyla nasıl bir sene geçirdiniz? Ben yılbaşından sonra hep bu soruları sorarım kendime. Huy edindim sanırım, her sene bu sorular karşıma çıkıveriyor. 2015'in bana neler öğrettiğinden bahsetmeden önce azıcık yılbaşı maceramdan bahsedeyim.
   Yılbaşı günü benim için oldukça sıradan bir gündü. Finallerim bittiği için ben tatile erken girdim. Bir yanım tatil yapmaya bayılıyor bir yanımsa bu durumdan nefret ediyor. Daha fazla eğitim görmeliyiz bence. Bu kadar uzun süreli tatiller insanın doğasını etkiliyor. Ben her zaman okumaktan, araştırmaktan, sohbet etmekten yanayım. O gün kar yağışının fazla olması yüzünden teyzemler zor bela geldiler ananemlere. Ben bu sene yılbaşını ananemlerde geçirdim bu arada. 10 kişilik bir aile sofrada oturduk yemek yedik bir güzel. Daha sonra tombala oynadık heyecanla. Eniştem kazanana para ödülü verecekti çünkü ondan böyle heyecanlı oynadık. Teyzelerim, dayım, dedem, ananem, eniştem, kuzenlerim hep birlikte ilk defa ortak bir şey yaptık. Ben kazanmayı çok istedim çünkü yeni yıla para kazanarak girmeyi çok istiyordum. Şans benden yana olmadığı için kazanamadım maalesef.
  İçki içme konusunda hafif gerginlik yaşadım dedemle. Ya kaç yaşına gelmiş adamım hala benden içki saklıyor. Ben öyle fazla alkol tüketen biri değilim. Yıl sonunda içiyorum sadece onun dışında ortam olunca bir kadeh falan içiyorum. Bağımlı değilim anlayacağın. Teyzem meyveli kokteyl, vodka, viski, şarap, bira getirmiş. Ben de içki seçmekte kararsız kaldım. Diğer teyzemde azarlar gibi ''Hadi çabuk seç, ne seçiyorsan seç, sonra götür bunları.'' konuştu benimle. Dedemin zaten içkileri gördükten sonra suratı düştü. Kendi kızlarına vodka çıkarayım mı diyen adam bana gelince surat asıyor. Aile içinde uygulanan çifte standarta bak! Çok sinir oldum bu duruma. Bir kadeh meyveli kokteyl içtikten sonra içki içmedim. Zaten o kadar güzel bir ortam yoktu. Dayımla teyzemlerin arası kötü olduğu için çoğunun suratı asıktı. Benim de konuşmadığım insanlar vardı. Anlayacağın soğuk bir ortam vardı biraz. Ne dans ettik, ne fazla güldük, ne içki kadehlerini tokuşturup birbirimize sağlık diledik. Ben daha hareketli, neşeli bir ortamda yılbaşı kutlamayı hayal ediyordum ama beklediğim gibi değildi.
  
   Kuruyemiş, cips, meyve, Acun'un dandik programı arasında gidip geldik. Koca televizyonda doğru düzgün izlenecek hiçbir şey yoktu sanki o akşam. Teyzemler sofraya özenmemişlerdi zaten. Mezeler yoktu mesela. Saatler ilerledikçe uyumaya giden oldu. Gidenlerden hiçkimse yeni yılımızı kutlamadı. Ya bilseydim kendi evimde kutlardım yeni yılı valla. Dedem uyuduktan sonra kutu birayı açıp televizyon izledim. Arada internete baktım. Annem ve babamla görüntülü konuştuk. Onlara ev halkını gösterdim. Sonra büyük teyzemi aradım. Konuştuk ettik bir güzel. Dün onlara gittik annem ve teyzelerimle birlikte. Ben bu teyzelerime numara vereyim böyle okuması zor oluyordur şimdi. 1. numaralı teyzemi ziyarete gittik işte. Kendisi hamile, iki ay sonra doğum yapacak. Yanına gitmediğim için çok söyleniyordu telefonda, dün yanına gittim ama hiç benimle ilgilenmedi bile. Fotoğraf çektirdik mesela hiç gülümsemedi. Kocası desen ayrı bir zevzek. Bana hoşgeldin demedi. Yanımdaki ananemin elini sıktı sadece. Anneme de bir şey demedi. Ne kadar kaba bir davranış bu ya. Evinize misafir olarak gelmişiz sonuçta böyle mi yapılır dingil. Çok sinir oldum bu hareketine. 2 ve 3. numaralı teyzem de bu duruma sinir oldu. Böyle numara verince de at yarışı sunuyormuşum gibi hissettim ha. Bira, kokteylden daha güzeldi. Evde kutlasaydım dört tane içerdim galiba. Bu arada ben bira içerken bi ara genzime kaçtı. Ben öksürürken teyzem ''Helal helal'' dedi. Ben de gülerek içtiğim birayı gösterdim ''Ne içtiğimin farkında mısın'' diye sordum. Sonra bunu anlayınca ikimiz de güldük. Havai fişekleri gördükten sonra yeni yılımızı kutladık ve bir süre sonra uyumaya çekildik. Annem ve babamı, bir numaralı teyzemi aradım sadece. Özge ve Emreye mesaj attım. Onun dışında bana mesaj atan olmadı ben de mesaj atmadım. Ertesi gün Mia Wallace mesaj attı. Nasıl sevindim anlatamam. Ne ince düşünceli bir insan ya.
    1 Ocak sabahı uyandığımda her şey aynıydı. Duygularım, teyzelerim, dedemin bakışları yerli yerinde duruyordu. Ben hala aynı bendim. Gelelim geçen seneden ne öğrendiğime. 2015 her şeyden önce çileli bir seneydi benim için. Eksisi artısı çok olan bir yıldı. Vaktimin çoğunu bir şeylere stres etmek, üzülmek, kızmakla geçmiş. Sevindiğim anlar çok nadir. Ama bu sevindiğim nadir anlar benim için çok kıymetli. Geçen sene 90 film izleyip 45 kitap okumuşum. Ne kadar az benim için ya. 2014'te 60 kitap okumuştum mesela. Bu sene fazla kitap okuyamadım. Aralık ayında hızlı okuma özelliğimi devreye sokunca aradaki açığı kapattım. 45 kitapla kapattım seneyi. 90 sayısını 100'e tamamlardım ama o boşluğu kitaplara ayırdım. Sinema alanında çok verimli bir yıldı benim için. Sanata doydum diyebilirim. Film festivallerine, söyleşilere, bienale, tiyatro ve sinemaya gitmeye çalıştım vaktim yettiğince. Hepsinden az da olsa bir şey öğrenmeye çalıştım. Sinemayı çok sevdiğimi anladım bu sene. Kalabalık bir salonda güzel film izleme heyecanını tattım mesela film festivalinde. 
    Olumlu yanlarından daha fazla bahsetmem gerekirse; Mia Wallace ile röportaj yapmak benim için çok güzel bir anı oldu. Sed ile tiyatro oyunu izlemenin keyfini yaşadım. Bu sene Sed ile yüz yüze tanışma fırsatı buldum. Yıllardır görüşen iki arkadaş gibi sohbet ettik ilk görüşmemizde. İzlemek istediğim tiyatro oyunlarını izledim. Özellikle Garaj ve Fü oyunlarını görmeyi çok istiyordum. İki oyunu da beğenmiştim. Sahaf festivalinden istediğim kitapları ucuz fiyata almıştım. Bir sürü tiramisu yedim. Orhan Pamuk, Reha Erdem, Nihal Yalçın, Meral Çetinkaya gibi şahane insanları gözlerimle gördüm. Nihal Yalçın'ın oyununu en önden izledim. Antabus tek kelimeyle muhteşem bir oyundu. Ders kırıp arkadaşlarımla bahçede kocaman bir pasta yiyip voleybol oynadım. Hayatımda yediğim en güzel doğum günü pastasıydı o bahçede yediğim meyveli pasta. Yılbaşından önce İstiklal Caddesinde Sed, sevgili Ahmet abiyle tiyatro izlemek ve karlı istiklal caddesinde mutlulukla yürümek. Allahım o nasıl güzel bir andı hala aklıma geldikçe mutlu oluyorum. Ahmet abi, sed ve ben gecenin bir vakti Nice Yıllara oyununu izledikten sonra tatlı yemeye gittik. Gittiğimiz mekan da aşırı güzeldi. Daha önce hiç gitmemiştim, hayran kaldım ortamına. O çatı katı gibi mekandan dışarda usul usul yağan karı seyretmek ruhuma ilaç gibi geldi. Sonrasında karlı istiklal caddesinde mutluluktan havaya uçarak yürümek, her adımda keyiflenmek unutulmazdı benim için. Okuldaki çimlere uzanıp gökyüzüne bakmak, güzel havada bankta oturup müzik dinleyerek kitap okumak, Özge ve Emreyle çiğ köfte yemek, yazın memleketten gelen anneme sarılmam, Zizek'in konferansına gitmem. Ezgi ve lisedeki arkadaşlarımla sohbet etmek, Daha aklıma gelmiyor valla güzel şeyler. Onun dışında aklıma Gudubet arkadaş grubumla eskiden gezmek derdim herhalde. 
   Olumsuz yanlardan bahsetmek gerekirse; Öfkeden deliye döndüğüm anlar çok oldu, annem ve babamın yazın memlete gitmesiyle ananemler kalmak sinirlerimi bozdu, ev halkının çalış çalış para kazan diye tutturması, bir sürü ilaç kullanmam, kan vermek, gaz sancısı çekmek, metroda yolculuk ederken müzik eşlinde hayatımdan ve kendimden nefret etmem, Lady Gaga- Placebo- Morrisey ve daha sayamadığım nice güzel sanatçının konserine gidememek, ağlayamamak, dışlanmak, zaman zaman sevilmediğimi hissetmem, dayımın kaza geçirmesi, kavgalara tanık olmam, annemle tartışmam, anksiyete krizleri yaşamam, duygu durum bozukluğu yaşamam, giderek yalnızlaşmam, çevremde derdimi anlatabileceğim kimsenin olmayışı, kapana sıkışmış gibi hissetmem, boşlukta hissiyle yaşamak, her etkinliğe tek başıma gitmek, yemek yediğim masada sandalyemin bir başkası tarafından alınması, eskisi gibi insanlarla fotoğraf çekme hevesimin yok olması, gudubet arkadaş grubumla eskisi gibi konuşmamak, Nisbiyle de konuşmamak, Bukionka'nın annesinin vefat etmesi.. Hala düşündükçe üzülüyorum. Geçen sene hayatımın çoğu alanında hüzün hakimdi. Sadece aralara olumlu şeyleri serpiştirmişim baharat misali. 
   Annemi 2 ay görmemek geçen sene beni çok üzmüştü. Aynı şekilde Buket'in durumunu öğrendiğimde aşırı üzülmüştüm. Yemek yerken masadaki sandalyenin alınması da bir o kadar üzmüştü beni. Sessizlik, susarak tepki vermek hayatımın her anında var artık. Eskiden vapurla karşıya geçerken çok mutlu olurdum. Şimdiyse panikliyorum. En son vapura bindiğimde panikledim, ne yapacağımı şaşırdım. Korkmuş gibiydim. Karaya vardığımda dizlerimde tuhaf bir ağrı vardı. Kıymalı böreği de eskisi gibi sevmediğimi fark ettim. Meğer su böreğini daha çok seviyormuşum da haberim yokmuş. Geriye dönüp bakıyorum da epey olumlu şeyler yaşamışım ama nedense varoluş sancısının meyvesi olan üzüntü yanı başımdan hiç ayrılmamış. Doğum günüm kutlanmadı mesela o beni çok üzmüştü. Allahım ne berbat bir gündü o. Gudubet arkadaş grubum sırf gönlüm olsun diye isteksizce pasta almışlardı. Özenmedikleri bariz belliydi. Annem, teyzelerim pasta alıp kutlamadılar, sarılmadılar, gülümsemediler. Kendimi çok değersiz hissetmiştim. Ölmek istemiştim hatta ama korkum cesaretimin önüne geçmişti. Eskisi gibi intihar etmeyi çok düşünmüyorum. İntihar dükkanı filmini izledikten sonra bu konuda daha iyimser yaklaşıyorum. Bide bi seminerde ''Hayatınızın en önemli insanı sizsiniz unutmayın. En ufak sorunda hayatı sonlandırmak çözüm değil kaçıştır'' demişti bir adam. Bu söz hoşuma gitmişti. 
   Geçen sene bol bol film, dizi izledim. Yeni şarkılar keşfettim. Balkonda meyveli soda içip yıldızlara baktım. Aynı şarkıları defalarca dinledim sıkılmadan. Üzüntülerimi bir çuvala koyup ağzını sıkı sıkı bağladım ama yine çuvalın köşesini yırtıp saklandıkları yerden çıktılar. 2016'da daha mutlu olurum umarım. En büyük dileğim sevdiğim insanın elini tutmak ve ona gülümsemek. İkincisi daha az üzülmek, üçüncüsü de daha çok yazmak. Yanımda olup bana destek veren arkadaşlarıma ne kadar teşekkür etsem az. İyi ki onlar var. İnşallah senin için de güzel geçer bu yeni yıl. Mutlu olalım hep. Nasılsa umut etmenin ve hayal kurmanın sınırı yok hiçbir zaman..
Bu da şarkımız olsun ( Bu şarkıyı metroda dinlerken çok mutlu oluyorum)
Kendine iyi davran

Hamiş: Bu ay şahane röportaj sürprizim var hazır ol!

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Sen bitanesin!
    Yeni yılı şahane bir tiyatro oyunuyla, harika bir hediyeyle -ki 2filmi bugün izledim- ve karla bitirmek bana iyi geldi. :)
    Ayrıca Jadore'a bir gün Ahmetsiz gider bol bol dedikodu yaparız ahaha :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben senin hakkını nasıl öderim Sed ^_^
      Evet ben de çok mutlu oldum yeni yıla sizinle oyun izlediğim için. Ahmet abiyi tanımaktan da mutluluk duydum. Filmleri beğendin mi merak ediyorum. Mekan da aşırı güzeldi ya sed. Sen bu işi biliyorsun bak. Ya yapalım ilk fırsatta ilaç gibi gelir valla :)

      Sil
  2. 20. yaş günümün kutlanmaması beni çok üzmüştü.Zaman geçtikçe bunun o kadar da önemli bir şey olmadığını anlıyorsun.Ben de hep sinemaya gitmek, tiyatro izlemek bazen bir dans kursuna ya da enstrüman kursuna gitmek vaktimi öldürmemek isterdim.Fakat içine kapanık, insanlarla iletişim kurmada zorlanan biriydim.Üniversite ortamı biraz da olsa dışa açılmamda büyük yardımcı oldu.Çok şanslısınız bence bunu görmenizi isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ne olursa olsun doğum günleri kutlanmalı bence. Kimse olsa üzülür diye tahmin ediyorum. Üniversitedeki ortamlar bazen çok işe yarıyor. Bu biraz da şansla alakalı. Uyumlu insanlar karşına çıkınca kendini daha rahat ifade edebilme şansı yakalamışsın. Bence asıl şanslı sensin :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe