Sığınak Vol-3 (Tiyatro oyunumdan kısa bir kesit)

Salı, Ocak 12, 2016

(Kadın elindeki sürahiyle salonundaki çiçekleri sulayıp onlarla konuşur)
- Yavrularım, kıymetli yoldaşlarım bugün de hayattayım merak etmeyin. Geçen geceden birkaç tatsız anı kaldı sadece hatrımda. Birkaç hayalimden daha koptum. Siz nasılsınız bakalım bugün ha? Manolya kızım bugün seni pek mutsuz gördüm. Bak ablan Lale nasıl da gülümsüyor hepimize. Bahar yaklaşıyor bakın, suratınızı asmak size yakışmaz. Siz de olmasanız kime anlatırdım ben içimdekileri..
(Bir sigara yakıp koltuğa oturur)
- Sevdiğim bir adam vardı. Çiçekleri çok severdi. Bir keresinde hangi çiçeği sevdiğimi sormuştu bana, cevap verememiştim. Ben çiçeklerin adını bile bilmem ki. Küçükken babam kopardığım çiçekleri anneme veriyorum diye kızardı hep bana. Beni sevmediğini daha o zamanlar anlardım. Annem çiçekleri görünce pek sevinirdi. Gözleri ışıl ışıl olurdu bana bakarken. Utangaç bir tavırla ''Bunları benim için mi topladın yavrum'' derdi. Kafamı sallardım masumca. Annem de gençliğinde kimseden çiçek almamış. Haliyle şaşırıyor tabii.
(Kadın spot ışığı altında konuşmaya başlar)
- Küçükken hep kadın sanatçı olmak isterdim. Annem hep karşı çıkardı. Yapma Kadirim, baban sağ bırakmaz seni. Etme eyleme, aç kalırsın derdi. Sesi titrerdi hep. Annem bana hiç kızamazdı. Bana bir kere vurduğunu bile hatırlamıyorum. Hayattaki tek tesellim, tek dayanak noktam oydu. Belki o yüzden ayakta durdum. Okulun tiyatro kulübündeki oyun için kadın rolüne girdim. Kuliste aynanın karşısında makyajımı hevesle yapmıştım. Çocukluk işte.. Hevesimin kursağımda kalacağını sonradan anladım. Bi gün babam okula gelip oynadığımız oyunu bastı. Salondaki seyircilere aldırış etmeden sahneye çıkıp saçımdan tuttuğu gibi beni sahneden indirdi. Büyük bir öfkeyle bağıra çağıra ''İbne mi olacaksın lan başıma puşt. Yürü lan yürü'' diye söylendi. Salondakiler ne olduğunu anlamadı tabii. Sahnedeki arkadaşlarım korku dolu gözlerle izledi beni. Baba dur yapma diyemedim. Karşı koyamadım öfkesine. Ruhum ilk kez yaralanmıştı. Oyun için taktığım peruk kafamda ağırlaşmıştı birdenbire. Salondan yaka paça çıkarılırken seyircilerin korku dolu bakışlarını unutamam hiç.
(Kadının gözleri boşluğa bakar ve konuşmaya devam eder)
- Eve geldiğimde babamdan dakikalarca dayak yedim. Yüzüm gözüm kan içinde kaldı. Baba vurma bana diyemedim. Annemin feryatlarına takılmıştı aklım. Gözlerimin önünde hüngür hüngür ağlıyordu kadın. Babam karnıma tekme atarken ''Senin ben suratına tüküreyim pezevenk. Gidip karı kılığa giriyorsun ha. Kıvırtıyosun bide utanmadan puşt'' dedi durmadan. Gözyaşlarım birikti birikti ve sel olup yere aktı. Babam odadan çıktıktan sonra annem yanıma geldi. Beni yerden kaldırıp yatağıma oturttu. Gözümden süzülen gözyaşlarını sildi elleriyle. ''Üzülme yavrum, üzülme Kadirim geçecek hepsi geçecek'' demişti. Anneme sarıldım. Kocaman sarıldım hem de. ''Anne'' dedim ''Canım çok acıyor. Anne babam bunu bana niye yapıyor. Bir tiyatroda kendim gibi oynamayı istemek suç mu? Ben onun bir parçası değil miyim? İnsan kendi evladını ayaklarının altına alır mı hiç?'' Annem bana daha sıkı sarıldı. Kelimelerim hıçkırıklarımın arasında kayboldu. 
(Birdenbire kapı çalar)
Kader: Kim o?
Müslüm: Benim lan aç kapıyı
Kader: Ne istiyorsun lan zırtapoz Müslüm
Müslüm: Akşam ne yaptın öyle sen? Müşteri hiç memnun kalmamış senden. Bağırmışsın adama. Ne konuşmuştuk biz senle?
Kader: O sefil laço beni mi ispiyonladı sana hemen? Düzenbaz köpek. Az bile yaptım. Sevişirken yüzüme tokat atıp tükürüyordu durmadan. 
Müslüm: Nolucak alttan alsaydın biraz
Kader: Ahahah. Şekerim zaten adamın altındaydım. Ay yok katlanamam ben böyle şeylere. Böyle fanteziler bana göre değil be Müslüm.
Müslüm: Babanın hayrına mı çalıyorsun sanki?
Kader: Götümün hayrına çalışıyorum var mı lan diyeceğin. Bak koçum ben paramı alır adamla işimi görür giderim. Öteki türlüsü bana ters. Ha bununla bi derdin varsa bu senin sorunun.
Müslüm: Ayıp oluyor ama Kader.
Kader: Asıl o hergelenin yaptığı ayıp. Ulan insan seviştiği birinin yüzüne tükürür mü be. Nasıl bi fantezi dünyasında yaşıyor bunlar oğlum. Kafam almıyor lan.
Müslüm: Neyse uzatmayalım tıraşı. Bir daha böyle sorunlar çıkartma başıma. Akşama daha cilveli ol tamam mı gülüm.
Kader: Başlatma şimdi gülünden dikeninden. Tamam anladık anladık. Bakarız icabına. Hadi naş.
(Adam kapıyı sertçe çarpar. Kadın yalnız kalır)
- Ulan Kader sana nasıl kızıyorum bir bilsen. Şu haline bi bak. Bu muydu hayallerindeki o şahane hayat? Şuraya bak, elin sadisti sevişirken yüzüme tükürsün ben de hay hay diyeyim. Yok ya. Onurumu çiğnetmem kimseye ben. Zaten bu işi yaptığım için kendime yıllarca kızıyorum. İnsan böyle bir hayatı bile bile yaşar mı be? Yaşıyoruz işte. En azından bu dört duvar arasında kendim olabiliyorum. Dışardaki insanların o delici bakışlarına maruz kalmadığım bir gün geçirsem dişimi kırıcam ama nerde. Mağazaya gidiyorum bön bön bakıyorlar, kıyafet denemeye çalışırken ha bire uyarıyorlar çabuk giyinin diye. Restorana gidiyorum arkadaşlarımla size servis açamayız diyorlar. Sinemaya bilet alırken bile size bilet veremeyiz diyorlar. Uçkur sevdalısı insanlardan da anca bu beklenirdi zaten.
(Pencereden dışarıya bakar ve dışardaki insanlara seslenir)
- Ne istiyorsunuz lan benden? Ne olmamı istiyorsunuz? Sizin gibi giyinip sokağa çıkmamı mı? Karı kıza laf atmamı mı? Karanlık sokakta kadınları taciz etmemi mi? Ben böyleyim oğlum. Değiştiremem kendimi. Dört duvar arasında yaşayan geceleri istemeyerek dışarıya çıkan, şu sefil dünyada bir gün daha fazla yaşamak isteyen Kaderim. Altın sarısı saçlarım, pamuk gibi yanaklarım var daha ne olsun.
(Kadın birdenbire kötü bir anısını hatırlar)
Bi gece amcamlar bize yatıya kalmıştı. Amcam geceleyin yanıma gelip elini ağzıma götürüp sessiz olmamı söylemişti. Ben ne olup bittiğini kavrayamadan üstümde tepinmeye başlamıştı. Bağırdım.. Tüm sesimle çığlık attım ama fayda etmedi. ''Sus lan ibne, bağırma artık'' dedi kirli dişlerinin arasından. Odamdan gittikten sonra çok ağladım. Ertesi gün dışarı çıktım nefesim kesilene kadar koştum durmadan. Anne diye ağladım koşarken. Ayaklarımın ağrımasına aldırış etmeden koştum. Acım hiç geçmedi. Aileme söyleyemedim bunu. Kimseye söyleyemedim. Hem söylesem ne değişecekti ki? Hiçbir şey. Ruhum öleli çok oldu. Ruhumu bir çınar ağacının gölgesine gömdüm. O gölgenin altında saatlerce ağladım. Ağladıkça daha çok açıldı içimdeki kanayan yaram. Bakmayın bu kadar neşeli gözüktüğüme, içim kan ağlıyor. Yıllarca kendimi gizledim. Annemi gururlandırmak için okudukça okudum. Elime ne geçtiyse okudum tek tek. Vazgeçmedim hiçbir zaman. Annem her şey düzelir demişti ne de olsa. Düzelirdi elbet her şey. Zaman sadece birazcık zaman gerekiyordu sadece. Babamdan dayak yedikten sonra kendi kimliğimi bir kenara bıraktım. Olmamı istedikleri kişiyi oynadım. Olmamı istedikleri kişiden nefret ediyordum. İnsan kendinden nefret ederek nasıl yaşayabilir her gün? Bu giydiklerim benim değil, bu konuşma şekli bana ait değil derdim hep içimden. Dirsek çürütüp mühendis oldum. Babam yıllar geçtikçe daha çok gurur duydu benimle. Annem ürkek ama gururlu bakışlarını bir an olsun benden ayırmadı.
(Kadın salonun içinde hem yürür hem konuşur)
 - Başkaları bu kadar rahat yaşarken ben neden duvarların arasında saklanıyorum? Neden sevdiğim adamın elini tutarak yürüyemiyorum? Neden ona sarılmama izin vermiyorlar? Kadir olmak istemedim Kader olmak istedim. Bari kaderim güzel olsun diye adımı Kader koydum. Kaderime bakın. Ben bunu hak edecek ne yaptım? Kendim olmayı istemek ne zamandan beri suç oldu tanrım? Tamam, sakin ol Kader. Elbet düzelir her şey. Annenin dediklerini hatırla. 
(Akşamki iş için dolaptan elbise seçer)
- Şu elbiselere bak. Hepsi alacalı bulacalı. Bu renkler insanın başını döndürür valla. Ulan Müslüm aldığın elbiseler de aynı sana benziyor. Meymenetsiz herif, nerden aldıysa bunları hepsi defolu gibi. Ay ben bunları nasıl giyeceğim allah aşkına şunlara bak.
(Sigara yakıp koltuğa oturur)
Mühendis olduktan sonra bir işte tutunamadım. Yapmak istediğim bir şey değildi çünkü. Ben sahnede olmak istiyordum. Şarkı söylemek, beni seyreden insanlara gülümseyerek bakmak istiyordum. İnsanları eğlendirmek istiyordum. Şehir şehir dolaşıp konserler vermek, her şehirde güzel anılar biriktirmek istiyordum ama olmadı. Mühendislik bana göre değilmiş. Diploma odamın bir köşesinde duruyor öylece. Yakmaya da kıyamadım. Ee onca emek var işin içinde. Şimdi İstanbul'un çileli kahrını çekiyorum. Bok varmış gibi buraya geldim. Hayır yani insan her yerde aynı sonuçta ne gerek vardı buraya gelmeye akılsız Kader. 
(Saçlarını tarar hızlı hızlı)
- İstanbul'a geldiğimde cebimde beş kuruş param yoktu. Açtım, yapacak iş arıyordum. Ne iş olursa yapardım yeter ki karnım doysun diyordum içimden. İstiklal Caddesinin arka sokaklarında kıytırık meyhanelerin birinde bulaşıkçılık yaptım aylarca. Ellerim soğuk suda donarken geçmişimi düşündüm hep. Babamın bana tokat atışını, annemin feryatları gelirdi kulağıma. Bir gün yan komşum Figen ile karşılaştım. O da benim gibi transtı. Hayat dolu, eğlenceli biriydi. Onunla konuştukça kendimi buldum. Onun aklına uyup işe gitmemeye karar verdim. Ne olacaksa olsun dedim. Çünkü mutlu değildim, hayalim bu değildi. Sonra Figen'le geceleri işe çıkmaya başladık. Öyle böyle yaşayıp gidiyorum işte. Her gece o kapıdan dışarıya çıkarken hayatımdan nefret ettim. Buna mecbur kalmaktan nefret ettim. İnsanların bakışlarından, seslerinden, yüzlerinden nefret ettim. Uykusuz geceler geçirdim İstanbul'un leş sokaklarında. Ağzı içki kokan heriflerle birlikte oldum gönülsüzce. Her gece hayallerim kilometrelerce uzaklaştı benden, yakalayamadım onları. Ellerimin arasından yitip gittiler öylece.
(Kadın yere oturup ağlayarak sözlerine devam eder)
- Bu elbiseleri istemiyorum, bu hayatı istemiyorum. Bu insanları istemiyorum. Özgür olmak istiyorum. Çocukluğumu geri istiyorum. Masumiyetimi, hayallerimi geri istiyorum. O geceye geri dönüp amcamı öldürmek istiyorum. 
(Kadın bağırıp isyan eder)
- Allah kahretsin. Allah bu insanların belasını versin. Ben bunu hak edecek ne yaptım lan ha. Kim getirecek mutlu günlerimi. HIRSIZLAR! YAŞAMIMI ELİMDEN ALDINIZ. SEVGİMİ ELİMDEN ALDINIZ. MUTLU MUSUNUZ ŞİMDİ HA SÖYLEYİN.
(Birdenbire telefon çalar. Kadın sakinleşerek cevap verir telefona)
- Alo.. Efendim Eylülcüm. Sesim tuhaf mı geliyor. Yok ya ağlamadım gıcık tutmuştur beni ondandır. Evet şekerim hazırlandım çıkıyorum şimdi. Figen'i alıp geliyorum oraya. Kız bana bak güzel giyindin mi? Benden daha güzel olamazsın haberin olsun. Bu gece tüm laçoları ben kapıcam. Sen de avcunu yalacaksın hahayt. Hadi çaav
(Duraksama)
- Bu da geçer mi Anne. Buna da alışır mıyım sence? Daha ne kadar dayanırım bu acıya? Hiç bitmiyor mu bu hayat denen bu kabus yoksa? Artık uyanmak istiyorum bu kabustan. Bitsin istiyorum. Yeter ki kurtulayım bu azaptan..

...
HAMİŞ: Bu yazılan hikayenin benim hayatımla alakası yoktur. Yazılanların tamamı Hayal ürünüdür.

Hikayenin birinci kısmını buradan, ikincisi kısmını da buradan okuyabilirsiniz. 

You Might Also Like

2 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Offf...Çok güzel, harika olmuş. Yazmayı bırakma sakın Karınca. Çok beğendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bu yazı için yorum alabilmek benim için önemliydi. ^^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe