Vişne sordu Mine Söğüt cevapladı: Gerçekler canınızı sıkmak için değil, kafanızı açmak için vardır.

Çarşamba, Şubat 03, 2016

 Bundan tam iki ay önce bir okul çıkışı kendimi İstiklal Caddesinin o kalabalık yığını arasında kötü geçen günümü iyileştirmeye çalışıyordum. Okuldaki arkadaşlık ortamım bir türlü istediğim gibi olmuyordu ve benİm varoluş sancım bir türlü dinmiyordu. Bununla ne yapacağımı bilemiyordum. O gün istiklal caddesinde umutsuz bir şekilde yürüyüp bir yandan da kulaklığımdan müzik dinliyordum. Yalnızların sığınacağı en büyük ve en geniş liman müzik oluyor genelde.
  Müzik dinlerken aklımdan tek bir cümle geçiyordu: ''N'olur bir mucize olsun artık. Lütfen! Lütfen!'' Bu cümleyi içimden sayıkladım durdum yürüdüğüm yol boyunca. Etrafımda yürüyen insanlara bakıyorum yoldan geçerken. Bunu sık sık yaparım. Ben içimden bu cümleyi söyledikten birkaç dakika sonra karşıma Mine Söğüt çıktı. Önce beynimin bana oyun yaptığını sandım. Kulaklığımı çıkarıp yanına koştum hemen. 
   ''Mine Hanım..'' dedim büyük bir heyecanla. O bu beklenmedik heyecan karşısında şaşırmıştır eminim. En sevdiğim yazarlardan birisi olan Mine Söğüt karşımda duruyordu. Rastalı saçları, sürmeli gözleriyle bana bakıyordu. O an ne hissedeceğimi şaşırmıştım. Şaşkınlık, mutluluk, heyecan hepsi bir arada cümlelerimin arasında geziniyordu sanki.
   ''Evet benim.'' dedi seslenişimi duyup. Deli Kadın Hikayeleri romanını ne kadar çok sevdiğimi söyledim ona. Bütün kalbimle yazılarını çok sevdiğimi, çok yaratıcı bir kalemi olduğunu söyledim. Gözleri bana çok anlamlı bakıyordu ya. Daha önce kimse bana bu kadar anlamlı bakmamıştı. Marina Abramovic'in sergiye gelen insanların gözünün içine bakması gibiydi adeta.
   Mine Söğüt'ün tavrı, duruşu, yazıları ve savunduğu fikirleri çok sağlam. Ona baktıkça karşımda güçlü bir kadın görüyorum. Eğer kitaplarını okumadıysanız, onun kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum. Bambaşka bir dünyaya sürüklüyor insanı yazılarıyla. Deli Kadın Hikayelerini büyük bir keyifle okumuştum. Çünkü yazılan hikayeler masal tadında sert öykülerdi. Okuduktan sonra birkaç dakika düşünüyorsunuz her hikayenin sonunda. 
   Ona kısaca kendimi tanıttım. Nerede okuduğumu, ne yaptığımı anlattım. Blogum için bir röportaj teklifi sundum. Ricamı kırmayıp kabul etti sağ olsun. Tek pişmanlığım fotoğraf çektirmemek. O an heyecandan aklıma gelmedi. Keşke fotoğraf çektirebilseydim. Onunla ayrıldıktan sonra hayat enerjim tavan yaptı diyebilirim. Gizem ve Mia'ya mesaj attım hemen. Mia da benim gibi çok heyecanlandı. Gizem de çok sevindi. İkisi de aşırı mutlu oldular. Bu iki değerli arkadaşımla mutluluğumu paylaşmak benim için önemliydi. Mutluluğun paylaştıkça çoğaldığını şimdilerde daha iyi anlıyorum. 
    Mine Söğüt ile karşılaşmak benim için mucize gibi bir şeydi. Çünkü sevdiğim bir yazarla yolda karşılaşmayı hiç beklemiyordum. O anı düşündükçe hala seviniyorum. Ben Mine Söğüt'e onun hakkında merak ettiğim birkaç soruyu sordum. Vakit ayırıp sorularıma cevap verdiği kendisine buradan tekrar teşekkür ediyorum. Bazı yazarlar iyi ki varlar. Hep var olsunlar. İşte merak ettiğim o sorular;

Gazeteciliğe başladığınızda ilk hedefiniz neydi? İleride bu kadar kaliteli bir yazar olacağınızı düşünüyor muydunuz?

   Gazeteciğe başladığımda bir gün edebiyatla uğraşmak gibi bir hedefim hiç yoktu. Kurgusal bir edebi metin yazmak için ne sabrım ne de yeteneğim olduğunu düşünmüyordum. Edebi metinler yazmaya gazeteciliğe başladıktan yıllar sonra cesaret edebildim.

Sizce sizi diğer yazarlardan ayıran asıl unsur ne olabilir?

  Yazar olmanın temel gerekliliklerinden biri zaten benzersiz metinler ortaya çıkarmanızdır. O yüzden tüm profesyonel yazarlar yazdıklarıyla birbirlerinden farklıdır.

Edebiyat dünyasında olmak nasıl bir duygu? Sizi okuyanların olumlu ya da olumsuz tepkileri sizi etkiliyor mu? Etkiliyorsa nasıl hissediyorsunuz?

  Ben yazdıklarına daima şüpheyle bakan bir yazarım. O yüzden okurların beğenisi çok önemli. Devamlı olumsuz tepkiler alsanız herhalde yazdıklarınıza daha da şüpheli bakarsınız. Ama bu beğeni  yazılmışlar için değerli; yazılacaklar için belirleyici değil. Yazım aşamasında bir yazarın beğenilip beğenilmeyeceğini düşünmesi onun için riskli bir dezavantajdır.  Yazdıktan sonra gelen iyi ya da kötü yorumlara kulak vermesiyse sağlıklı ve gereklidir.

Deli Kadın Hikâyeleri adlı kitabınızı okurken cümlelerde gizli bir isyankâr hava sezdim. Her cümleniz tokat gibi insanı sarsan nitelikteydi sanki. Yazarken de böyle mi hissettiniz?

  Yazarken değil ama yaşarken ben bunu böyle hissediyorum. O hikayeler çok uzağımızda olmayan, yanı başımızdaki insanların gerçek hikayelerinden yola çıkılarak yazıldı.

Roman yazma serüveniniz nasıl oluyor? Nasıl hazırlanıyorsunuz bir romanı yazarken? Elif Şafak roman yazarken günlerce odalara kapandığını söyler. Siz de böyle bir şey yapıyor musunuz?

Ben hiç bir durumda kapanan, yalnızlaşarak çalışan biri değilim. Aksine sokaklarda, kalabalıklarda düşünmeyi ve çalışmayı severim. Hep dışa dönük bir hayat sürerim. Bakarak, yaşayarak ve düşünerek... Çok insanla temas ederek beslenirim. Üretim aşamasında da bu değişmez. Kalabalıklar içinde, her koşulda rahatça çalışabilirim.

Bir röportajınızda ‘’Hayatın size dayattığı şeyler yüzünden hayat bu kadar sıkıcı’’ demişsiniz. Hayatın bu sıkıcı tablosu sizce nasıl değişir?

  Size dayatılanları değil, gerçekten sevdiğiniz ve istediğiniz bir hayatı yaşayarak... Tercihlerinizin kıymetli olduğunu fark ederek...

Neden sorusuna önem veriyorsunuz. Bu durum varoluşsal yanınızın bir parçası mı? Hayatınızın her alanında neden sorusunu sorar mısınız?

 Hayatımın temel sorusu “neden”.

Bazı cevapların insanın hevesini kırdığını düşünürüm hep. Neden sorusunu sormak zaman zaman canınızı sıkar mı?

 Neden, cevabı kolay ulaşılır bir soru değil. Ama cevaptan daha kıymetli bir şey vardır; cevabı ararken geçtiğiniz yollar sizi bilgeleştirir. Bu yüzden kıymetlidir. Gerçekler canınızı sıkmak için değil, kafanızı açmak için vardır.

Sizce hayatın asıl amacı ne? Sizin hayattan istekleriniz, beklentileriniz neler?

 Bu çok üzerine düşünmeyi tercih ettiğim bir şey değil. Düşünürsem sanırım kolayca vaz geçebilirim yaşmaktan çünkü her şey neticede saçmaya varır. Öyle ki yaşamdan vaz geçmek bile saçmadır. O yüzden hedefleri yakın tutup, elde olanlarla eğleşip, en az zararla atlatmaya ve sonsuzluk içinde bir kelebek ömrü kadar kısa olmasıyla kendimi yatıştırıp, katlanmaya çalıştığım bir şey hayat.

Siz diğer insanlardan farklı bir yaşam tarzıyla yaşadınız. Farklı müzikler dinleyip farklı şeyleri sevdiniz. Bu yaşam tarzınızı yadırgayan insanlar oldu mu? Olduysa onlara nasıl tepki gösterdiniz?

  Çok da farklı biri sayılmam. Dünya benim gibi insanlarla dolu. Bu coğrafyaya biraz yabancıyım belki ama bu da benim değil coğrafyanın sorunu.

 Sizin farklı bir auranız olduğunu düşünüyorum. Bakışlarınız, duruşunuz, konuşmanız çok etkileyici. Özellikle bakışlarınız çok anlamlı geliyor bana. Oyuncu olmayı hiç düşündünüz mü? Bir sinema filminde oynamayı ister miydiniz?

  Hayatımın ilk yirmi yılını tiyatro sanatçısı olmayı hayal ederek geçirdim. Son yıllarımı da bir tiyatro oyunu yazmayı hayal ederek geçiriyorum. Ama sinemaya ilgim hiç olmadı...

Kadın cinayetleri her geçen gün ülkemizde artış gösteriyor. Bu durum ülkemizin kanayan bir yarası haline geldi. Sizce bu duruma nasıl dur denmeli? Bu kadına yönelik erkek şiddeti nasıl son bulmalı?

  Ahlak algısı kökünden değişmedikçe kadına şiddet devam eder. Sadece bu ülkede değil tüm dünyada, cinsel tabulara paralel hiç bitmeyen bir şiddet dili var. Cinsellik en başta olduğu gibi, yemek yemek, nefes almak kadar doğal ve sıradan bir hale dönüşmedikçe şiddetin bitmesi bir hayal.

Sizce bu ülkenin asıl sorunu ne olabilir? Eğitim sorunu mu? Cahillik mi? Anlayışsızlık mı? Ataerkil toplum yapısı mı? Bir gazeteci ve yazar gözüyle ülkenin asıl sorunu nasıl görüyorsunuz?

  Ülkenin kendine has özel bir sorunu yok. Ortadoğu cehenneminde yarı akıllı bir ülke nihayetinde. Sorun tüm dünyada. Sınırlarda, devletlerde, sistemlerde... Bu düzenin top yekun yıkılması ve mümkünse bir daha hiç kurulmaması gerekiyor ki insan denen canlı bambaşka bir macerada şansını bir kez daha deneyebilsin.

‘’Keşke şu romanı ben yazsaydım’’ dediğiniz bir roman var mı? Favori romanınız hangisi?

  Romanları o gözle okumuyorum. Sevdiğim tüm romanları, iyi ki biri yazmış diye düşünürüm. Ve yazdığım romanları okuyanlar da böyle düşünürlerse sevinirim.

Yazar olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

  Taksi şoförü olmaya hep özenmişimdir.

Son zamanlarda izlediğiniz en başarılı filmler neler?

  İyi bir sinema izleyicisi değilim.

Müzik hayatımızın vazgeçilmez parçası.. Ne tür müzik dinlemeyi seversiniz? Hangi şarkıcıları ve müzik gruplarını seviyorsunuz?

  Aynı şekilde iyi bir müzik dinleyicisi de değilim.

Son olarak, edebiyata yeni adım atmış genç yazarlara ne gibi bir tavsiyelerde bulunursunuz?

Cesur ve özgün olmalarını tavsiye ederim. Yetenekleri varsa gerisi kendiliğinden gelir zaten...

***
Bu da şarkımız olsun
Daha çok röportajlarda buluşmak dileğiyle

Kendine iyi davran

You Might Also Like

18 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Visneeee!!!! Roportaji nasil heyecanla okudum sana anlatamam! Ba yil dim yine sorularina ve heyecanina..

    Mine sogut be kadar kendi e ozgun birisi gercrkten. Cevaplarinda farkli aurasini hissedebiliyorum fakat sinema ve muzik cevaplarina sasirdim. Demek ki bayaa ozgun o an ne istere onu dinliyo gibi geldi bana ehe :)

    Visne! Cok basarili bi roportajdi yine. Senin yaptigi. Islere bayiliyoum. Ilerde Ayse Arkan kadar basarili bir gazeteci olacagindan suphem yok! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miaaa! Ya ben sana bu haberi verirken de aşırı heyecanlıydım biliyorsun. Teşekkür ederim beğenin için. Evet çok orijinal bir yazar. Cevaplarına bayıldım ya. Evet özgün yapısı var bence de :)
      Ya inşallah iyi bir röportajcı ya da film eleştirmeni olurum. Çok istiyorum Mia bunu. Ayşe Arman kadar başarılı olmayı istiyorum sadece. Yanımda olduğun çok teşekkür ederim. İnan bu çok kıymetli benim için ^^

      Sil
  2. Vay be vişne cidden harikasın!
    Çok kıskandım seni şu an :D
    Url adresini verdin mi Mine Söğüt'e?
    Merhabaaa desem görür mü ki :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ya :)
      Evet verdim url adresimi.
      Gördüğü an okur belki yazıyı.

      Sil
  3. Biliyorum belki saçma bi yorum olacak ama bende bugün istiklalde sevdiğim üç youtubberı bir arada gördüm, sarıldık öpüştük falan. Sendeki aynı çoşku bendeydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ya saçma değil bence gayet doğal bir yorum Boleyn. Ne güzel bir duygu dimi sevdiğin biriyle karşılaşmak. İnsan çok seviniyor böyle beklenmedik şeyler yaşayınca :)

      Sil
    2. A teşekkür ederim yadırgamadın :) Ben telefonla konuşuyordum onları görünce durdum sonra onlarda beni görünce bi durdu. Galiba montumun kapşonunu geçirdiğim için terörist sanmışlarda olabilirler. Dedim ben sizi tanıyorum sdjbvfkjdgfasho :D

      Sil
    3. Ya niye yadırgayayım gayet doğal tepkiler bunlar Boleyn. Ayrıca o karşılaşma anlarındaki şaşkınlık çok komik geliyor bana ya. Doğal bir şaşkınlık :D

      Sil
  4. Ne güzel röportaj olmuuş! Sinema ve müzik cevaplarına ben de şaşırdım Mia gibi ama böyle sorular sorulunca benim aklıma hiçbir zaman tek bir isim ya da film gelmiyor. Zirilyon tane film izlerim ama hiç en sevdiğimi düşünmedim :O Düşünsem de seçemem sanırım ama bi ara düşünmeliyim :)
    İstiklaldeki karşılaşmalar efsane oluyor. Biz de Ata Demirer'i görmüştük ama öyle baktık o mu ya falan derken kayboldu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiim beğenin için :)
      Ya insanı çok etkileyen bir film ya da kitap olabiliyor. Benim de aklıma bir sürü isim gelirdi ama asıl sevilen kitap/ film ismini merak etmiştim. Ben Persona filmini çok seviyorum. Sorsalar direkt bunu söylerdim. O bakma durumunu ben de yaşıyorum bazen. Çok tuhaf bir şaşkınlık ya :D

      Sil
  5. vay be, müthiş!
    çok içten dilemişsin bi mucize olmasını ve mucize tadında bi olay vuku bulmuş demek ki :)
    hiç okumamıştım mine söğüt'ü, hemen okuyayım öyleyse, ellerine sağlık çok güzel bi röportaj olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla o sırada o kadar üzgündüm ki Allah sevinmemi istedi sanırım. Ben de hiç beklemiyordum böyle bir şeyi ama inan çok mutlu oldum. Okumadıysan şayet Deli Kadın Hikayeleri kitabından başlayabilirsin. Oldukça kaliteli bir romandı bana göre :)

      Sil
  6. biliyor musun çok güzel sorular sormuşsun, çok hoşuma gitti. Ayrıca sevdiğin yazarla karşılaşmak büyük bir talih olsa gerek :) genelde yorumlarıma cevap gelmiyor ama yine de yazmak istedim. not: şarkı da çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa teşekkür ederim Zeynep. Soruları sormadan önce epey çaba harcadım. Keyifle okunması için elimden geleni yapmaya çalıştım. Cevap vermiyor muyum sahiden :< Kusuruma bakma lütfen. Dalgınlığıma denk geliyordur yani kişisel bir şey değil inan. Şarkıyı sevmene sevindim :>

      Sil
  7. Ne kadar mütevazi bir insan kırmamış sizi, kabul etmiş teklifinizi :). Benim de en sevdiğim yazarlardandır kendisi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok mütevazi birisi sahiden. Benim de favori yazarlarımdan birisidir kendisi :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe