Az sözle çok şey anlatan film: Boş Ev

Perşembe, Mart 03, 2016

Güney Koreli ünlü yönetmen Ki-duk Kim, Boş Ev filmiyle büyük bir başarı elde etti. Boş ev filmini bazı insanlar sevdi, bazıları da sevmedi. İtiraf etmeliyim ki bu filmi izlemeden önce ön yargılıydım. Çünkü bu adamın filmlerini hiç izlememiş biri olarak çekinmiştim ilk başta. Sonra birdenbire izleme kararı aldım. İlk izlediğimde keyif alamamıştım. Hiç alışık olmadığım tarzda bir filmdi. Çünkü filmin çoğunda sessizlik hakim. Oyuncular çok az konuşuyor. Az konuşarak bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Bu sessizlik bazılarının sinirlerini bozuyor.  Hatta bazıları ”Hadi canım sende öyle sessiz film mi olur. Sıkılır insan” diyordu. Ben ilk izlediğimde içim şişmişti valla. Sonra bu durumun yanlış olduğunu anladım. Yani yönetmeni tanımadığım için böyle bir duyguya kapılmıştım. Filmi ikinci kez izledikten sonra yönetmene haksızlık ettiğimi anladım. Çünkü gerçekten güzel bir iş çıkarmış ortaya.
Ki-duk Kim, Boş ev filminde aşk, sanat ve estetik yönünü ön plana çıkarmış. Aşka nasıl baktığını ortaya koymuş. İki insanın birbirini sevmesinin ne kadar güzel bir şey olduğunu anlatmaya çalışmış kendince. Motoruyla evlere yemek broşürü dağıtan bir adamın dramatik olayı anlatılıyor filmde. Bu adamın evi barkı yok, tatile giden insanların evlerinde kalıyor. Tabii kalmadan önce evde olup olmadığını kontrol ediyor. Yabancıların evinde kalmanın karşılığı olarak evdeki bozuk eşyaları tamir ediyor, kirli çamaşırları yıkıyor. Bunu gittiği her evde yapıyor. Bu tekrarları zaman zaman izlerken sıkıldım ama yaptığı şey güzel tabii. Gittiği her evde kendi fotoğrafını çekmesi de var oluşunun temellendirilmesine yönelik bir eylemdi. Adam kendine hatıra yapıyor işte böylece.
Bir gün zengin bir adamın evine girerken hesaba katmadığı bir şey karşısına çıkıyor. Evde bir kadın kocasından gördüğü şiddetten bıktığı için bir odaya sığınmış sessizce oturuyor. Bizim motorcu adam da evin odalarını incelerken kadını görmüyor. Sonradan birbirlerinin farkına varıyorlar ancak kadın tepki vermiyor. Banyoda zırıl zırıl ağlayan bir kadın eve yabancı birinin girdiğini bile duymuyor. Kadın öyle acı çekiyor ki dünyadan kendini soyutlamış. Kocası tarafından şiddet görüyor. Çünkü kocasını sevmiyor. Mutsuz bir evliliği var ve bir türlü bu acı hayattan kurtulamıyor. Kocası onu öpmek istiyor mesela kadın kendini geri çekiyor. Çünkü adama baktığında onu sevdiğini hissedemiyor. Burada her evliliğin iyi sonuç doğurmadığı ortaya çıkıyor. Mutsuz evliliği kadının kabusu oluyor.

Adam eve girip müzik çalardan bir şarkı açıyor ve ortam anında değişiyor. Bu şarkı film boyunca sık sık duyuluyor. O kadar güzel bir şarkı ki filmi hafızanıza kazıyor. Natacha Atlas’ın Gafsa şarkısı tam bu film için dikilmiş bir kaftan, cuk oturmuş filme. Evin salonunda bir başına oturan kadın koridordan bir topun kendine geldiğini fark ediyor. Evde birinin olduğunu anlıyor zaten. Ona gelen topu alıp geri gönderiyor. Bu sayede adam ve kadın iletişim kurmaya çalışıyor. Nesnelerle konuşmayı deniyorlar. Kadının kocası eve geldiğinde durumlar biraz değişiyor. Yine o sevgisiz, tatsız aile tablosu ortaya çıkıyor. Adamın kadını öpme sevdası bir türlü geçmiyor. Kadın yüz vermeyince adamdan tokatı yiyor. Bütün bunları motorcu çocuk dışardan izliyor. İzlerken de kah üzülüyor kah sinirleniyor.Daha fazla dayanamayıp bahçedeki golf sopasını alıp adama golf topları atmaya başlıyor. Bu sahne bana göre çok etkileyiciydi. Kadının ayrılışı, kafasına top yiyen adamın bakışları, motorcu çocuğun intikam dolu bakışları.. Bunlar bir oldular boş evleri gezmeye başladılar. Gezdikleri her evde aynı şeyi yapıyorlar: Çamaşır yıkıyorlar, elektrikli ev aletlerini tamir ediyorlar ve fotoğraf çektiriyorlar. Kadının adama Noodle yedirme sahnesini çok sevmiştim ben.

Gittikleri her evde mutluydular. Kadının adamla olan uyumunu çok sevdim. İlk başta birbirlerine yabancılık çekmişlerdi ama sonradan o aralarındaki gizli duvar kalkıverdi. İki insan birbirini gerçekten seviyorlarsa gittikleri yer aslında o kadar önemli değil mesajı verilmek isteniyor aslında. Şiir gibi film resmen. Bir film repliksiz bu kadar mı güzel olur ya. Aşkın güzelliğini anlatan şahane bir film bence. Aynı zamanda yalnızlık olgusunu da işliyor film.

Bunlar kaldıkları evin birinde ev sahipleri tarafından yakalanıp polise teslim ediliyor. Kadınla adam zaten arananlar listesindeymiş. Motorcu adamın hapisteki duygu değişimleri çok etkileyiciydi. O mendebur kocasının intikam sahnesinden nefret ettim. Bu golf sahnesi bizim Organize İşler filminde kullanıldı bu arada. Bizimkiler bu filmden araklamış anlayacağınız. Karakolda dayak yedikten sonra dünyadanBoş ev filminin sessiz olması aslında uzak doğu kültürüyle alakalıymış. Uzak doğu kültüründe birçok gösteri diyalog olmadan, jest ve mimikle yapılıyormuş. Yönetmen kültürüne bağlı olmayı tercih ederek böyle bir yol izlemiş filminde. Biraz diyalog koysa daha iyi olurdu bence.

Motorcu adamla gittiği yerleri ziyaret ediyor tek tek. Onunla yaşadığı anıları gözünde canlandırıyor. Bu sahneler nedense bana çok dokunaklı geldi. Filmin sonunu çok sevdim ben. Çok güzel bir sözle bitiyor filmin sonu. Son sahnedeki o tartı sahnesi filmin en iyi sahnesiydi bence. Varolmanın dayanılmaz hafifliğinin canlı örneğiydi o sahne. Kim Ki-duk bu filmde aslında hepimiz, kilitlerimizi açacak kişiyi bekleyen birer boş eviz mesajını vermek istemiş. Yaşadığımız dünyanın hayal mi gerçek mi olduğunu söylemek zor.

Peki bu film neden izlenmeli?

Aşkın ne kadar kudretli bir güç olduğunu ve insan hayatını nasıl değiştirdiğini anlamak adına izlenmeli diye düşünüyorum. Ayrıca yönetmen az diyalogla çok şey anlatmış. Önemli olan o derinliği yakalayabilmek. Sanat filmlerinin dinginliğini, sadeliğini seviyorsanız bu filmi de büyük ihtimalle seversiniz diye düşünüyorum. Benim gibi başta ön yargılı olup filmi sonradan seven çok insan var. Ki-duk Kim farklı bir yönetmen. Bu filmi izlenmeye değer bir film bence.  Varoluş ve yalnızlığın insan hayatını nasıl etkilediğini anlamak adına tercih edilebilir bir film olduğunu düşünüyorum. Uzak Doğu sinemasının gözde filmlerden birisi olmaya layık. iyice soyutluyor kendini motorcu adam. Kadınsa o acı dolu yaşamına devam ediyor.


You Might Also Like

0 kişi benim de tuzum olsun dedi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe