Boğazımda geçmeyen yumru var. Adına yalnızlık diyorum..

Pazartesi, Mayıs 23, 2016

Hayatın bu inişli çıkışlı haline oldum olası alışamadım. Bazı zamanlar içime sığmayıp taşan sevincimin doruklarında zıplıyorum. Bazı zamanlar ise depresliğin dipsiz kuyusunda kendimi boşlukta bırakırken buluyorum. Bir türlü bu duygularımın orta yolunu bulamıyorum anlayacağın. Bipolar mıyım acaba ya. Bence insan her zaman aynı duyguyu hissedemez. Bazı anlarda öyle hissetmesi gerekiyordur. Mesela ben dün çok mutsuzdum ama bugün biraz daha iyiyim. Çünkü sınavlardan kurtuldum, çünkü bana göz kırpan kitaplarıma kocaman sarılıp ''Sizi çok özledim'' dedim. Biriktirdiğim dizileri izliyor, kaçırdığım filmleri izleme şansı buluyorum. Bir yandan da efil efil staj yeri bulmaya çalışıyorum. Önümüzdeki ayın çoğunu düzgün bir yerde staj bulmakla geçireceğime benziyor. Çünkü seçenekleri değerlendirmek gerekiyor tek tek. Fotoğraftaki Adele gibi ben de kendimi suyun akışına bırakmak istiyorum kendimi. O rahatlığın verdiği huzuru hissetmek istiyorum. Denize girdiğimde bu sırtüstü yatma olayını her yaptığımda kendimi çok hafif hissederdim. 
  Dün biraz mutsuzdum çünkü arkadaşlarım benimle doğru düzgün vedalaşmadı. Son sınavdan çıktıktan sonra ben yine her zaman olduğu gibi sınav cevaplarını kontrol etmeye çalıştım. Bu cevap kontrolü benim için alışkanlık haline geldi galiba. Kaç puan alacağımı hesaplamaktan kafam yanıyordu bir ara. Kendimi bildim bileli böyleyim, bir türlü rahat bir kafayla sınavdan çıkamıyorum. 
  Okuldan bahsedeyim azıcık. Gudubet arkadaş grubumundan ayrı kaldığımdan beri bir sürü insanla arkadaşlık kurdum. Kutsal üçlü arkadaşlarım, erkek grubundaki arkadaşlarım, Amelie ve arkadaşları falan derken epey insana karşı kendimi ifade etmeye çalıştım olabildiğince. Uyuşamadığım insanlar elbette oldu. Mesela Sırma'nın yakın arkadaşıyla bir türlü frekansımız tutmadı. Çünkü çok uçarı hareketlerde bulunuyor. O hayat benim dizisindeki Efsun gibi davranarak bütün ilgiyi kendisine çekmeye çalışıyor. Bunun farkında olduğum için benim dışımdaki çoğu insana normal geliyor hareketleri. Ama açıkçası böyle uçarı hareketlerde bulunan insanlarla fazla iletişim kurmamaya özen gösteriyorum. Çünkü bu tür insanlar genelde dengesiz davranışlarda bulunuyor. Hiç beklemediğin zamanda bir anda söylememesi gereken şeyleri yüzüne söyleyebilir. Ben biraz daha anlayışlı, olgun, düşünerek hareket eden, samimi insanlarla iletişim kurmayı seviyorum. Mesela Matmazel ile tanıştığım ilk günden beri iyi anlaşıyoruz. Çünkü kafa yapımız hemen hemen aynı.
   Hindu da benim gibi pek ısınamadı bu kıza. Esasında iyi birisi ama dediğim gibi alışık değilim böyle hareketlere. Bu yüzden bir insanla ilk anında anlayaşabiliyorsan senden şanslısı yok. Çünkü gerisi çorap söküğü gibi kendiliğinde geliyor. Bide ben çok zor biriyle arkadaşlık kuruyorum. Yani karşımdaki insanın bana güven vermesi, anlayışlı olması çok önemli. Şuraya bak, blogu evlendirme programına çevirdim ha. 
  Ne diyordum? Hah,  arkadaşlıklarım genel anlamda iyi sayılır. İlişkileri yüzeysel saydığımda çoğu kişiyle anlaşıyorum ama benim istediğim şey bu değil. Ben mesela yakınımdaki arkadaşımın beni düşünmesini, önemsemesini istiyorum. İşi düştüğünde değil gerçekten merak ettiğine mesaj atmasını istiyorum. Ne bileyim ben genelde bu tarz hayallere sahip bir insanım. Arkadaş çeşitliliği bana birçok fayda sağladı. Her insanın neler düşündüğünü duymak güzel bir şey. Dönem başında bana kötü bana bir çocuk vardı hatırlarsan. Onunla birkaç hafta önce ders başlamadan konuşma fırsatı bulduk. Galiba onun gözünde gıcık birisi göründüğüm için bana sert bakıyordu. Şimdi ortak konulardan konuşunca o bakışları kayboldu.
   Sınav haftam çok stresli geçti. Gözlerim kan çanağına döndü. Bir gün sabah ezanı okurken yatağa girdim biliyor musun. Projeyi yetiştireceğim diye sabahladım resmen. Ben hayatımda hiç bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum. 4 saatlik uykuya sınava girdim. Az uyuyunca daha fazla enerjik oluyormuşsun onu anladım. O uykuyla girdiğim sınavdan da iyi not aldım. Çünkü inek kişiliğim her zaman ki gibi yakama yapıştı çalış çalış diye.
   Projemi yetiştirdiğim için çok rahatladım açıkçası. Sabahladığım için ailem biraz söylendi. Bana ''Onca vaktin vardı niye önceden yapıp bitirmedin. Uykusuz kaldın boş yere'' dediler. Ben salaklık yapıp son haftaya bıraktığım için biraz üzüldüm açıkçası. Üzülmekten ziyade kendime kızdım. O kadar hafta vardı yani yapıp kurtulabilirdim ama yapmamışım. Geç olsun da güç olmasın boşver canısı. 
   Son sınavdan sonra sınıftaki arkadaşlarım benimle doğru düzgün vedalaşmadı. Bu duruma çok bozuldum. Sadece kuru bir görüşürüz dediler. Ya insan bir sarılır, bir gülümser, bir güzel söz söyler, bir fotoğraf çektirir ama nerdee! Hiç samimiyet yok anlayacağın çoğunda. Sınav bittikten sonra bahçede erkek arkadaşlarımı bekledim. Onlar da sınavdan çıktıktan sonra yemek yemeye gittik. Galiba beni yavaş yavaş benimsemeye başlıyorlar. Gerçi farklı bir whatsapp grubunda konuşuyorlarmış ve ben yokum orada. Gudubet arkadaş grubumun yaptığının aynısını yapıyorlar anlayacağın. Hayır yani, bütün bu dışlanmışlığı hak edecek ne yapıyorum onu da bilmiyorum inan bana. 
    O sohbet grubunda olmadığımı söylediğimde onlar ''Beyler çıkalım bence gruplardan, grupta olmayanlara ayıp oluyor sonradan öğrendiklerinde'' dediler. Ben pek bir şey demedim bu sözden sonra. Galiba hiçbir zaman sevilemeyeceğini anladım en sonunda. Okuldakilerin çoğu bir çıkar uğruna yanında tutuyor beni. Çünkü hissediyorum bunu. Ben onlara çıkar amaçlı hiç yaklaşmadım - ki böyle şeyleri asla sevmem- Bu yüzden kalabalıklar arasında yalnız kalmış olabilirim. Etrafında 4-5 tane insan var ama konuşacak bir ortak konu bulamıyorsun, şaka gibi.
   Sevgisine inandığım çok az insan var. Bu insanlara sıkı sıkı sarılıyorum bu yüzden. Onun dışındakilere fazla anlam yüklememeye çalışıyorum ama anlam yüklemediğim zaman kafamda soru işaretleri oluşuyor. İnsanoğlu, çözülmesi zor bir bilmece bence. Tam bir yerini çözdüm diyorsun, birdenbire bambaşka yüzünü ortaya koyup sana yabancı kesiliyor. 
Amelie hakkında boş hayallere kapılmak gibi ahmaklık yapmayacağım artık. Çünkü beni bu tipimle hiçbir kız sevmez. Zaten biri çıkıp beni sevdiğini söylese emin misin bak bir yanlışlık olmasın derim büyük ihtimalle. Çünkü alışık değilim böyle şeylere. Bu yüzden çok az insana sevgimi verebiliyorum. 
   Kutsal üçlü grubundaki kızlarla sözde sınavdan sonra tatlı yemeğe gidecektik ama hiç hatırlamadılar bile. Oysa ben o kadar hevesliydim ki gitmek için. Sınavdan sonra hemen görüşürüz bile demeden gittiler. Ben de her zaman olduğu bir hevesimin kırılmasını kabullendim. Demek ki heveslenmemek gerekiyormuş. Olsa da olur olmasa da olur demek gerekiyormuş.
   Nereye baksam aitlik hissiyle karşılaşıyorum. Kendimi bir türlü konumlandıramıyorum bir yere. Niye böyle oluyor anlamıyorum. Sadece çok az insanın yanında kendim olabiliyorum. Haftaya bir sürü işim var. Büte kalmazsam bir üst sınıfa geçiyorum. Hayatımda güzel şeyler de oluyor bu aralar. Bir internet sitesinde yazarlık yapmaya başladım. Yazıyı yazdıktan sonra epey okundu hatta günün en çok okunan yazısı oldu. Ben bunu fark edince çok sevindim. Bide facebook'ta arkadaşlarım, arkadaşlarım bu yazımı çok beğendi. Ben mutluluk sarhoşu oldum adeta o an. Böyle yaza yaza belki bir gün Ayşe Arman ile tanışırım diye hayal ediyorum. En büyük hayallerimden birisi onunla röportaj yapmak. O benim gözümde Mehmet Ali Birand adeta.
    Biliyorum ki Eylül'e kadar hiçbir arkadaşım tenezzül edip mesaj atmayacak. Geçen hafta Sırma'ya yemekhaneye gideceğimi söylemiştim. O da ''Ben beklerim seni'' demişti. O an okulda birinin beni düşündüğünü hissetmiştim. Ve bu hissi çok sevmiştim. Bunun gibi hayata dair küçük detayları bile seviyorum. Geçen gün metrodayken Nisbi'yi çok özlediğim aklıma geldi. Ben galiba geçmişimi bir türlü kenara fırlatıp atamıyorum. O da beni özlüyor mudur acaba? Dinlediğimiz şarkılarda aklına geliyor muyumdur? Bilmiyorum. 
   Erkek grubundakiler Zaza'ya karşı tavır almış. Sohbet sırasında öğrendiğime göre Zaza, bizim çocuklara biraz tuhaf davranıyormuş. Sürekli not ortalaması sorup, onları küçümsüyormuş. Bizimkiler de ona karşı mesafeli olmayı tercih etti. Geçen sene daha yakındılar ama artık değiller. Bak yine dediklerim teker teker ortaya çıkıyor. Sen asıl bombayı bilmiyorsun. Başka bir grupla bir gün yemek yerken onların Zaza'nın arkadasından konuştuğunu duydum. Daha sonra arkasından konuşan kişi, Zaza'yı okulda gördüğünde çok yakın davrandı ona. Ben hayatımın şokunu o zaman yaşadım. Ya nasıl bu kadar pişkin olabiliyorlar anlamıyorum. Ben birisi için konuşuyorsam ona karşı tavrımı da net bir biçimde belli ediyorum. Asla pişkince hareket etmiyorum. Duruşumu ortaya koyduğum için hiç gerek duymuyorum arkadan konuşmaya. Böyle bir şeyler karşılaşınca gerçekten şok oldum. Allahın bana bunu göstermesinin bir sebebi varmış demek ki: İnsanlar hakkında bir şeyler fark etmemi sağladı.
   Neyse ki ben bu durumu söylemedim kimseye. Laf taşımayı da sevmem zaten. Benim için konuşulan konu her neyse orada kalır. O yüzden tavrım da nettir insanlara karşı. Sevmiyorsam ya da elektrik alamıyorsam bunu ortamda dillendirmem, mesafeli olmayı tercih ederim. Zaza'nın arkasından konuşup ona iyi davranmaları çok garibime gitti. Acaba aynı şeyi bana da yapıyorlar mıdır? Al sana anksiyete sebebi güle güle kullan.
   Çatı katına kilitlediğim depresif kişiliğim, kilidi kırıp bana ulaştı yine. İnek kişiliğim de inzivaya çekildi. Hadi şimdi yaşa bu depresifle. Aklımdan yine türlü türlü mutsuz düşünceler geçiyor. Tipimi beğenmiyorum. Yüzümü, burnumu falan sevmiyorum. Bazen insanların bana bakarken yüzüme tahammül edemediklerini düşünüyorum. Kimsenin beni aşkla sevebileceğini düşünmüyorum artık. Aşk benden kilometrelerce uzak bir kavram. Çünkü aşk konusunda hep çuvallayan birisiydim ve öyle de kaldım. Bazı zamanlar pozitif kalamıyorum anlayacağın. Düşüncelerim beni hiçbir şey yaptırmamaya zorluyor. İç sesim bana kendimi değersizmişim gibi hissettiriyor. Senin bu hayatta hiçbir vasfın yok, ölmeyi hak ediyorsun, gebersen de kurtulsak gibi şeyler söylüyor. Sartre demiş ki şu hayatta asıl önemli olan bir insanın '' Ben gerçekten yaşadım'' diyebilmesiymiş. Geriye kalan hiçbir şeyin önemi yokmuş. Sevildiğimi hissederek yaşamak istiyorum sadece. Çünkü o zaman her şeyi başarabilirmişim gibi hissediyorum.  Hayatta katlanmak zorunda olduğum tek şey yalnızlık ama ona da katlanamıyorum..
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

14 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Umarım bir gün gerçekten mutlu olursun. Duygularını anlamaya çalışıyorum. Ben de yaşadım çoğunu. İnsanın yalnızlığına alışması, kendi kendini teselli etmesi çok zor. Ama şimdi yalnızken de mutluyum yalnızlığımı seviyorum. Kendi kendimi dinliyorum. İyi davranıyorum kendime. Unutma Entel bu hayatta senden değerli hiç bir şey yok. Sen bir tanesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence insan sürekli mutlu kalamıyor. Bazen mutlu anlara denk geliyor sadece. O yüzden %100 mutlu olduğum anlar çok az ama aşırı mutsuz birisi de değilim öyle eskisi gibi. Evet, gerçekten çok zor ve bununla baş etmeye çalışıyorum. Zaman zaman ben de yalnızlığı seviyorum ama her zaman işe yaramıyor bu. Teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Umarım bir gün gerçekten mutlu olursun. Duygularını anlamaya çalışıyorum. Ben de yaşadım çoğunu. İnsanın yalnızlığına alışması, kendi kendini teselli etmesi çok zor. Ama şimdi yalnızken de mutluyum yalnızlığımı seviyorum. Kendi kendimi dinliyorum. İyi davranıyorum kendime. Unutma Entel bu hayatta senden değerli hiç bir şey yok. Sen bir tanesin.

    YanıtlaSil
  3. Vişne sürekli kimse beni sevmicek fikriyle yiyip durma kendini.Ben de dünyalar güzeli değilim,çoğumuz ortalama güzellikteyiz.Sen kendini seversen etraftakiler de sever.Sevmese bile nolucak.Al ben mesela her gün ayna karşısında hazırlanırken açıyorum müziği dans ede ede hazırlanıyorum ve kendime de iki tane iltifat atıp evden çıkıyorum.Bir kere böyle yapınca güne 1-0 önde başlıyorum.Sonra böyle ortama girdiğinde her insanın seninle çok yakın olmasını bekleme,konuş,eğlen.Sonra bir bakmışsın biriyle çok yakın olmuşsun.İnsanların hepsi senin gibi düşünmüyor,malesef.Ayrıca seni kullandığını hissettiğin kişileri hayatında tutma,değersiz gibi hissedersin.İlk başta belki yalnız kalırım düşüncesi seni üzer ama aslında onlar olmadan hayat daha güzel.
    Böyle insanları gördükçe kafalarını birbirine burasim geliyor.Azıcık empati kursalar ölürler sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya kötü zamanlarımda bu sevilmeme duygusu çok fazla işgal ediyor düşüncelerimi Hermione ondan böyleyim galiba. Bu ayna karşısında hazırlanırken yaptıkların motive ediciymiş gerçekten. Ben de bir deneyeyim bakalım belki işe yarar :D Konuşuyorum, eğleniyoruz ama devamı gelmiyor işte sorun orada. Belki de kalıcılığı yakalayamıyoruz. O tür insanlara karşı mesafemi korumaya özen gösteriyorum artık. Böylesi daha iyi bence. Onlar olmadan hayat bazı anlarda güzel oluyor ama her zaman güzel olmuyor tabii. Empati kursalar böyle davranmazlar bence ama onu da yapamıyorlar maalesef

      Sil
  4. Ay aşk dediğin dipsiz bir kuyu olabilir ahahah ben de bulamadım hayatımın aşkını ama zaten daha kaç yaşındayız ki. Enseyi karartmaya hiç gerek yok bence :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk bazen çözülmeyi bekleyen kördüğüm bile olabilir cessie ama bizim o konuda yüzümüz gülmeyecek anlaşılan :D Daha gençliğimizin baharındayız ya. Umarım o kişi karşımıza çıkar bir gün.

      Sil
    2. Çıkacak çıkacak çok inanıyorum ✋🏻

      Sil
    3. Umarım çıkar da yüzümüz güler :)

      Sil
  5. Üniversitede ne okuyorsun entel? Hanhi bölüm de bu kadar inekliyorsun? Hatta hangi üniversite ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gizliliğim yüzünden söyleyemiyorum maalesef.

      Sil
    2. Turkiyede mimamrlik ogretmenlik tip muhendislik hukuk vs. Okuyan binlerce kisi var ben sadece merak etmistim

      Sil
  6. İlk beş cümleni ben yazdım sanırım :D
    Deme ya valla çıktı mı tavan arasından, kalmıyor mu ya... Umutlanmıştm aslında.

    Bazen kafama gelen bir düşünceden sonra şöyle oluyorum. Tamam Moiracııım sçtın şimdi, belki haftalarca gözünün önüne gelen görüntüler ve istemediğin düşüncelerle savaşacaksın hadi hayırlı olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönem dönem tavan arasında kalıyor ama her zaman onu orada tutamıyoruz Moira :)
      Kişisel gelişim kitaplarını okuya okuya düzelicez galiba. Hayatınızı yeniden keşfedin diye kitap varmış. O çok yardımcı oluyormuş bu depresyon, aksiyete konusunda. İstersen onu bir incele. Benim düşüncelerim daha çok ''Allah seni kahretsin, yine batırdın her şeyi'' tarzında oluyor. Sen biraz daha iyimsersin bu konuda negzel :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe