The Revenant filmini izlemek için 10 güzel sebep

Çarşamba, Mayıs 04, 2016

   Akademi ödüllü Alejandro Inarritu’nun yönettiği The Revenant, kendi tarzıyla günümüz Western sinemasına farklı bir soluk getirmiş bana göre. Birdman filminden belliydi zaten ne kadar başarılı olduğu. Başrollerinde Leonardo DiCaprio, Tom Hardy’nin oynadığı bu film daha vizyona girmeden önce kendinden oldukça söz ettirmeyi başardı. Inarritu, bu sefer bizi 1823 yılına Dakota eyaletine götürüyor. Gerçek bir efsaneden yola çıkarak çekilen bu film birçok izleyici tarafından ilk günden beri övgüyle söz ediliyor. Michael Punke’nin Diriliş adlı romanından uyarlanmış.

  Hugh Glass (Leonardo DiCaprio) kürk avcısı bir grubun başında liderlik ediyor. Gruptakiler, bölgede yaşayan Kızılderilileri umursamadan hayvanları öldürüp kürklerini ele geçirmekte kararlıdır. İnsanoğlunun birbiriyle olan savaşı bir türlü bitmek bilmiyor anlaşılan. Her dönemde mutlaka bir savaş oluyor muhakkak. Kızılderililer oldukça öfkeli ve gözü pek şekilde saldırıda bulununca bu kürk avcısı grup neye uğradığını şaşırıyor başlangıçta.
  John Fitzgerald (Tom Hardy) kendi düşünceleri dışında başka kimsenin düşüncesini önemsemeyen, tek amacı para kazanmak olan düzenbaz bir adam. Tom Hardy’nin Oscar’da en iyi yardımcı oyuncu ödülünü almasını isterdim açıkçası. Çünkü yan karakter olmasına rağmen oldukça başarılı bir performans sergilemiş. Karakterinin özüne inip onu gerçekten nefret edilesi biri olarak yansıtabilmiş. Oyunculukta önemli olan budur aslında. Oynanılan karakteri inandırıcı kılabilmek. Bu yüzden çoğu izleyici onun oyuncu performansını daha çok beğendi.

Ben The Revenant filmini izlemek isteyenler için 10 tane güzel sebep buldum kendimce. İşte o sebepler;

  • The Revenant filminin açılış sekansı filmin başarılı olduğuna dair ipuçlar barındırıyordu. Her şeyden önce Leonardo DiCaprio’nun ve Tom Hardy’nin oyunculuğunu çok başarılı buldum. Leo yememiş içmemiş bu rol için günlerini vermiş resmen. Golden Globe‘dan sonra Oscar’ı kesinlikle hak ediyor bence.
  • Görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki, Birdman filminde olduğu gibi bu filmde de oldukça başarılı bir iş çıkarmış. O kadar doğal bir havası vardı ki görüntülerin, sanki o yıllarda yaşıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Doğanın o saf, temiz havasını iyi yakalamış. İzleyiciyi yormadan doğayı kamerayla resmetmiş adeta. Ben Birdman filminde de başarılı bulmuştum kendisini. Inarritu’nun başarılı olmasından biri de başarılı insanlarla çalışmasından kaynaklanıyor bence.
  • Bir diğer güzel sebebi Leonardo’ya ayı saldırması. Sakin, telaşsız bir şekilde ilerleyen film birdenbire sizi yerinizden sıçratıyor. Gerilim burada başlıyor işte. Hiç beklemediğiniz bir anda oluyor zaten. Bu saldırı doğanın saldırısı olarak da okunabilir aslında. Sen doğa ile uğraşırsan o da senden böyle alır intikamı der gibiydi bu saldırı. Ayının saldırısı sırasında Leonardo’ya çok üzüldüm. Vasfiye teyze moduyla ”Yazıık! Oscar alıcam diye kendini ayıların önüne attın be çocuğum. Ne çektin be Leo” dedim. Adamda öyle kötü yaralar oldu ki bakmaya dayanamadım. Acaba yine ayı saldıracak mı diye sürekli düşünüyorsunuz izlerken. Bu acaba sorusu filmin hafif telaşla izlenmesine katkıda bulunuyor.
  • Tom Hardy filmi güzelleştiren, daha doğru filmi izlenebilir kılan bir başka güzel sebep. Çünkü oyunculuğunu konuşturmuş. Onun kadar başarılı oynayan görmedim bu filmde. Filmi izlerken bol bol sövüyorsunuz ona. Çaresiz bir adamı öylece ortada bırakmak hangi insanlığa sığar ya.
  • Dönemin tarihsel dokusu son derece başarılı bir şekilde yansıtılmış. Çok eski bir tarih olmasına rağmen kolaylıkla bağ kurulabiliyor. Makyaj, kıyafetler son derece titizlikle yapılmış.
  • Leonardo’nun hayatta kalma azmi filmi izlemek için bir başka güzel sebep. Adam onca saldırıya uğruyor, ağrı, yaralanma demeden  dağ bayır dolaşıyor. Ben çaresiz şekilde o tahta sedyede bağırmasından çok etkilenmiştim.
  • Leonardo DiCaprio vejeteryan olmasına rağmen et yedi. Gel de şaşırma. Adam başarılı olmak için her fırsatı değerlendiriyor. İşte azmin bir başka örneği bu. Her ne kadar bu et yeme görüntüsünden hoşlanmasam da iyi bir sahne örneğiydi. Çünkü o sahnede çaresiz, aç kalmış bir adamın bütün vahşiliğiyle bir eti yemesine tanık oluyorsunuz. Açlığın insanı nasıl değiştirdiğini görebiliyorsunuz izlerken.
  • İki karşıt grubun çatışma hali, Fransızların ırkçı tutumu, Amerikalıların Kızılderilileri acımadan vurmaları iyi yansıtılmış. Bir hayvan kürkü yüzünden onlarca insan ölüyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz olabiliyor işte. Glass’ın at ile bir sahnesi var mesela çok etkileyici. Spoiler vermek istemiyorum bu konuda ama izlerken hayret ediyorsun. Adam üşüyüp donmamak için öyle bir yöntem buluyor ki hayret ediyorsunuz.
  • Para sevdasının insanın nasıl değiştirebileceğini görüyorsunuz izlerken. Bunun en güzel örneği John Fitzgerald. Yalan söylüyor, insanın güvenini yok ediyor, pislikmiş gibi davranıyor ve daha niceleri. Tüm bunları sebebi para. Paraya düşkün insanın sonu da hazin bitiyor tabii. İzledikten sonra iyi olmuş diyor insan.
  • Filmin asıl güzel yeri intikam sahnesi. Zaten Diriliş adının sebebi bu yüzden konulmuş. Hugh Glass (Leonardo) yaşadığı her zorluğun, yaralanmanın, hastalığın etkisinden sıyrılıp intikam ateşiyle John’u bulmak ve onunla yüzleşmek istiyor. İntikam sahnesinde şiddetin dozu yükseliyor ve heyecandan soluğunuz kesiliyor. Ben olsam ben de o adamdan intikam alırdım.

Bütün bu güzel sebeplerin yanı sıra başta Oscar’a 12 dalda aday olması, Altın Küre’ de En iyi film, En iyi yönetmen, En iyi erkek oyuncu ödüllerini toplaması ve daha bir sürü festivalde ödül kazanması filmin başarılı olduğunun bir başka göstergesi. Çok büyük beklentilere kapılmadan izlenirse tadından yenmez bence film. Ben iyi bir film izleyeceğimi umdum ve umduğumdan iyi bir film çıktı karşıma. Hala izlemediyseniz bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Bu da şarkımız olsun
Şimdiden keyifli seyirler!

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Ben pek sık film izlemem ama vizyondayken gitmiştim. Kesinlikle iyi bir film. Hele ki o üşümemek için bulduğu yöntem ve ayı saldırısı.. John Fitzgerald'a ise baya bi kızmıştım. Gerek Hugh'a yaptıkları, gerekse oğluna yaptıkları filan olsun. Neyse fazla spoiler vermeden durdurayım kendimi :D Vakit kaybetmeden izleyin derim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben vizyondayken izlemedim. Ne kadar şanslıymışsın bu konuda. Sinemada izlemek nasıldır acaba. Evet iyi bir film, Leonardo'nun ayı karşısında çaresizliğini izlemek tuhaftı ama ya. Tom Hardy oscar almalıydı ama adamın hakkını yediler. John nasıl da nefret ettirdi kendinden. Oyunculukta önemli olan bu bence, karakteri iyi yansıttı. :)

      Sil
    2. Yanımda oturan kız sürekli telefonuyla uğraşıp ışığıyla beni rahatsız etmese güzeldi aslında sinemada izlemek :D Tom cidden çok iyi oynadı. Hala John'dan nefret ediyorum. Leo'nun vejeteryan olduğunu bilmiyordum ya okuyunca daha da bi şaşırdım. Filmde yediği et çiğdi yanlış hatırlamıyosam.

      Sil
    3. Keşke uyarsaydın ışığı kapat diye. O ortamda keyifle izlenmezdi bu film. Evet kesinlikle iyi oynadı ve rolünün hakkını verdi. Evet çok garip dimi vejeteryan olduğu halde çiğ et yedi ya adam şaka gibi :D

      Sil
  2. Vişnee, son yazıma bakar mısın? Sana sorularım var :)

    Bu tarz film sevmeyen bir arkadaşımla gittim revenat'a ve 5 dk sonra çıktık :) İçimde ukde kaldı sinemada izlememiş olmak. Tez vakitte seyredile. Teşkkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eliif :) Bakayım tabii sorularına merak ettim. Bu tarz filmler herkese hitap edemez zaten çünkü ağır işleniyor olaylar. Bazıları izlerken sıkılabiliyor haliyle. Ben de sinemada izleyemedim ya keşke kısmet olsaydı. Olsun internette izlemek de yetti. İzlemediysen tavsiye ederim. Güzel filmdi :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe