Bende eksik olup onlarda tam olan şey ne?

Perşembe, Haziran 09, 2016

Bazen ne yaparsan yap eğer kaderinde yoksa o iş olmuyor. Tecrübeyle sabit bu durum, kendimden biliyorum. Günlerdir staj ilanlarına bakmaktan başıma ağrılar girdi. Severek çalışabileceğim doğru düzgün bir ilan bulamadım. Sevip sevmemeyi bırak, ortalıkta çalışmak için ilan bulamıyorsun. Birkaç tane var elbette ama onlar da yaşadığım yerden çok uzakta. Benim için gidip gelmesi çok zor olacağı için başvurmadım. Mail atıp kendimi tanıtmaktan gına geldi artık. Bide cv doldurmak var. Bilgileri doldur doldur bitmiyor bir türlü. Doldurduğum halde işe yaramadılar hiç. Yine de ben her yolu deneyip bir şeyler bulmaya çalışıyorum. Bu yaz evde oturmam çok zor gibi bir şey. Çünkü staj yapamazsam mezun olamayacağım. Bide bizimkiler evde durmama çok karşı. Ben de çok sıkıldım artık bu halimden. Geçen gün otobüs yolculuğum sırasında müzik dinlerken aklıma değişmek isteği geldi.
   Kendimi bildim bileli hep aynıyım. Zaman düşüncelerim değiştirdi sadece. Her şeyi düşüne düşüne bir hindiye dönüştüm farkında olmadan. Bu yüzden değişim kararı aldım kendimde. Spora yazılmak istediğimi söyledim bizimkilere ama hiç oralı olmadılar. Babam yavaş yavaş kendi gemisindeki halatları limanımdan çekiyor galiba. Ben mezun olduktan sonra bana eskisi gibi yardım etmeyeceğini söyledi. İstenmeyen bir çocuk olmayı hak edecek ne yaptım onu bile bilmiyorum. Allahtan annem yanımda. Yoksa hepten kafayı yerdim. Bu yüzden çok dua ediyorum Allah'a annem yanımda olduğu için. Spora gitme konusunda gelişme kaydedemedim. Ben daha profesyonel spor aletlerini kullanarak kilo vermek istiyorum amacım o yönde. Kendi başıma yürüyüş, koşu olmuyor. Çünkü ne kadar efor sarf ettiğimi fark edemiyorum.
   Kaybolan ev terliğimi buldum geçen hafta. Halının içine saklanmış keratalar. Ev tadilatta olduğu için halıları kaldırmışlardı bizimkiler. Terlikleri ararken oraya bakmayı unutmuşlar. Halıları yıkamaya verince yıkamacılar fark etmiş. Onları görünce nasıl sevindim anlatamam. Evdeki tadilat işleri bittikten sonra rahatladı bizimkiler. Gerçi annem 2. numaralı teyzemden şakayla karışık laf yedi ama olsundu.
    Yaz aylarını hiç sevmiyorum çünkü mutsuzluklarımın farkına varıyorum. Snapchatte tatil snaplerini görünce şansıma bir kez daha tükürüyorum. Şans bazılarımızın hayatının köşesinden dönmüş gibi adeta. Benim hayatımda şansa dair hiçbir şey yok. Bak bir sürü yere başvurdum ama yine de geri dönen olmadı. Hayır bu işverenler ne istiyor süperman mi allah aşkına? Yaz oldumu bu şehirden gitmek istiyorum. Akdeniz kıyılarında esen o sıcak rüzgarı yüzümde hissetmek istiyorum. Sıkıntılarımdan kilometrelerce ötede olmak istiyorum ama hiçbiri olmuyor. İstanbul'da dört duvarın arasında sıkışıp kaldım resmen.
   Dün erkek grubuna mesaj attım stajla alakalı ama kimse cevap vermedi. Sorduğum soru da basit bir şeydi aslında ama kimse tenezzül edip cevaplamadı. Ben bunları hepsini kafamda not ediyorum teker teker. Vakti geldiğinde bana yapılanları elbet bir şekilde hatırlatacağım onlara. İyimser düşünüp ''Belki işleri vardır, sonra yanıtlarlar'' diyorum ama saatler geçmesine rağmen kimse cevaplamadı. Kendi aralarındaki birisi soru sorduğunda cevaplıyorlar. Demek ki herkese öyle yardım etmek bu devirde salaklıkmış. Tırnağın varsa başını kaşıyacakmışsın.
    Ya o değil de bu insanlar ne ara bu kadar bencil olmayı başarabildi şaşırıyorum doğrusu. Çevremdekiler kendilerini düşünmekten başkalarını göremez olmuşlar. Staj konusunda hiç yardımcı olmadılar mesela bu çok garibime gitti. Bunu yaşamam bile bir şeyleri fark etmemi sağladı her zamanki gibi. Yaşadıklarıma artık bu gözle bakıyorum. Bir şeyleri daha kolay fark etmemi sağlıyorlar.
    Sınav sonuçlarım beklediğim gibi çıkmadı. Hocalar her zamanki gibi not cimrisi oldukları için harf notlarım feci bir durumda. İlk dönemdeki istikrarımı sürdürememişim. Sebebi neydi acaba onu düşünüyorum. Bir şeyleri sürekli ertelediğimden olsa gerek. Okulda aldığım notları tekrar etseydim belki de sınavda daha kolay hatırlardım cevapları. Her seferinde kendime kızmaktan başka bir şey bulamıyorum. Bu dönem uyuyup ara sıra derse gitmediğim dersten geçmişim ama harf notu beni hiç tatmin etmiyor. Rita ile geçen hafta bu konu hakkında konuştuk. O da notlarından, hocalardan hiç memnun değil. Çünkü ciddi anlamda verimsiz bir dönem oldu bizim için. Doğru düzgün eğitim alamadığımız için ne yapacağımızı şaşırdık. Rita '' Yüksek notlar alsak da almasak da aynıyız Vişne. Hiçbir şey değişmiyor sayılardan başka. Bu kadar stres yapmaya ne gerek var kendimize.'' demişti sohbetimiz sırasında. Onun bu sözlerini düşündüm ve ona kısmen de olsa hak verdim.
    5 numaralı teyzemle barıştık sayılır. Bana karşı biraz kaba davrandığı için onunla aylardır konuşmuyordum. Bir konuşmamızda beni terslemişti ve bu duruma sinir olmuştum. Daha sonra aramızı düzeltmek için hiç adım atmadı. Ben de özür dilemesini bekledim ama hiç oralı olmadı. En sonunda yavaştan konuşmaya başladık. Ben hala affetmedim ama affediyor gibi yaptım. Aynı evde biriyle küs olmak kabus gibi bir şey. Affetmek hafifletir sözüne asla inanmıyorum. Çünkü doğru değil bana göre. Affettim sanıyorsun ama derinlerde bir yerde affetmediğini fark ediyorsun. Birileri ya da bir şey o öfkeni sana tekrar hatırlatıyor. Cam kırıklarını halının altına süpürmek gibi bir şey affetmek bazıları için. Benim için öyle değil. Ben affedemiyorum ve yaşadığım sürece affetmeyeceğim. Kinci miyim orası tartışılır ama sadece bana yapılan kötü şeyleri, haksızlıkları asla unutmuyorum.

    Ailemle yaşamakla hayatımın hatasını yaptığımı hissediyorum bazen. Üniversitenin bitmesine çok az kaldı ama ben doğru düzgün üniversiteli olduğumu hissedemedim. Lisenin sivil kıyafetli haliydi benim için. Hiç arkadaşımın evinde kalmadım, hiç arkadaşlarımla sabahlamadım, hiç sarhoş olup bağırmadım, okulu haftalarca asmadım, çimlere oturup onlarla doyasıya gülemedim. Bunların hiçbirini yapamadan mezun olacağım yakında. Ailemden uzak bir hayat sürseydim, sevdiğim birkaç arkadaşımla yaşasaydım, az paramız olsaydı ve yetinmesini bilseydik daha mutlu olurdum. Bazen yanımda oldukları için şükrediyorum elbette hatta fazlasıyla ediyorum. Ama arkadaşlarla birlikte yaşamanın o tarifsiz heyecanını yaşamadım ona üzülüyorum. Geçen gün Emre ve Özge ile konuşurken de bunu söyledim onlara. Onlar da benimle aynı şeyi düşünüyor hemen hemen. Özge öğretmen olup hayatını kurtardı sayılır. Ben ve Emre hala bocalamakla var olabiliyoruz bu hayatta. O biraz girişken olduğu için bir yerlere demir atar. Peki ya ben? Çalmadık kapı bırakmayan beni kim napsın? Çaldığım kapıların hepsi suratıma kapandı. Bunun üzüntüsünü ben size nasıl anlatayım?
    Annem her zaman geçinilmesi zor bir insan olduğumu söyler. Bazı noktalarıma baskı yapmadığınız sürece gül gibi geçinilebilir benimle aslında. Müşkülpesent tavrımı bir kenara bırakamıyorum maalesef. Bazen durup dururken ''Benim gibi bir insanın niye iyi arkadaşları yok'' diye düşünmeden edemiyorum. Bende eksik olup onlarda tam olan şey ne çok merak ediyorum. Şu sıkıntılı durumumdan beni kurtarıp çıkarabilecek kimse yok yanımda. Herkes kendi derdiyle o kadar meşgul ki yanındakinin acısını göremeyecek kadar körleşmiş.
    SSK, Alora ilacını karşılamadığı için ilacı yazamadı doktor. Aslında pahalı bir ilaç değil alabilirim ama bizimkiler çok karşı çıkıyor. ''Bu yaşta bu ilaçlara bağımlı mı olacaksın. Ne sorunun varmış. Hayır efendim, erken uyu bir şeyin kalmaz'' gibi söylemlerle vazgeçirmeye çalışıyorlar beni. Sinirlerim gerçekten çok bozuk şu sıralar ve bir türlü bu durumu aşamıyorum. Şu zamana kadar hiç antidepresan kullanmadım. Kullananlar kullandıkları için bazen pişman oluyorlarmış. Alora bir nevi bitkisel yatıştırıcıymış, sinirleri hafifletiyor anlayacağın. Benim de tam böyle bir şeye ihtiyacım var. Pasifflora yazayım dedi doktor ama yanaşmadım. Onun etkileri fazlaymış, bünyeme zarar verebilirmiş. Fazla düşünmek de hastalık işte canısı naparsın.
    Aslında şu an sarhoş olmayı çok istiyorum ama ramazan dolayısıyla uzak durmaya karar verdim. Zaten muhafazakar bir semtte oturduğum için hoş karşılanmaz bu davranışım. Ama şu şakaklarımı hissetmemeyi çok istiyorum bazen. Çünkü şakaklarım hissizleşince düşüncelerim beni rahatsız edecek boyuta ulaşmıyor. Bu bir kaçış değil aslında. Sadece bazen her şeyin durmasını istiyorum. Kafamın içinde hiç susmayan bir ses var çünkü. İyi ya da kötü cümleler kurup sürekli beni rahatsız eden ses. Ve ben bu sesi nasıl susturacağımı bilmiyorum.     
     Önceki yazıda Elif aslında güzel şeylerden bahsetti. Şahane insanlar olduğumuzu ama böyle üzülerek kendimizi harcadığımızı söyledi kendince. İlk başta biraz sert oldu tabii ama sonradan alıştıra alıştıra güzel bir şekilde söyleyince dediklerini düşündüm ve ona hak verdim. Gerçekten harcanıyormuş gibi hissediyorum. Bir sürü ilana başvurmama rağmen hiç geri dönüş almadım. Hayatımın değişmesi için çok adım atıyorum ama attığım adımlar karşılığını bulamıyor. Kendimi yırtsam da parçalasam da o iş kaderimde yoksa olmuyor. Orphan'ın o kitabını da okuma listeme ekledim bir ara okumayı da düşünüyorum. Ben ve benim gibi insanların hayatı böyle mahvoluyor aslında. Çalışmak için bir sürü yol deniyoruz ama bir türlü dikiş tutturamıyoruz. İlk iş deneyimimden sonra hayat öyle bir tokat attı ki bana kendime gelemedim doğrusu. Hala mağaza müdürü rüyalarıma girip beni azarlıyor. Yine de bu konuda umutsuz olmuyorum.
   Kıçı kırık yeteneksiz şarkıcıların hayatları güzelken bizim gibi mutlu olmayı hak eden insanların böyle hayat yaşamasından nefret ediyorum. Belki de benim sınavım da budur. Böyle düşünerek bir şeyleri yerine oturtmaya çalışıyorum kendimce. Haber sitesinde yaptığım yazarlık iyi gidiyor. Orada çeşitli konular hakkında yazılar yazıyorum. Keşke ailem bana karşı biraz daha ilgili olsa diyorum bazen. Bir zamanlar kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim. Sonra hayat bir tekme vurup beni tepetaklak etti. Tekrar ayağa kalkacak cesareti kendimde bulamıyorum. Ayağa kalkmalıyım yoksa yaşayamam diyorum kendime defalarca. Ben her seferinde ayağa kalkmaya çalıştıkça insanlar bir tekme daha vuruyor bana. Hayatımı değiştirecek olan maili bekliyorum ama o mail hiç gelmiyor. İçimden üst üste 2 kez şansıma tüküreyim diyorum. Adaletsizlikle örülü bu dünyadan kaçamıyorum..
Bu da şarkımız olsun

You Might Also Like

8 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Geldim yine bak, burdayım. Seviyorum seni, genç olmak biraz da umutsuz olmak aslında,herkes senden bir şey bekliyor, kızsan ayrı erkeksen ayrı yeteneklerin olması lazım, dayanacak ne bir geçmişin ne paran ne tecrübelerin var.. Ahmet Altan bile öyle yazmıştı bir hikayesinde..

    Sanırım 20'li yaşlardaydın, 23 mü? 15 YIL önceki yaşım. Bugün 38 yaşımda, 23 yaşıma ne söylemek istersem sana da onu söylüyorum:

    ---Yapmadan duramadığın ne var? Misal benimki okumak yazmak. Seninki ne?

    ---Yapmadan duramadığın şey neyse onunla ilgili bir şirkette gönüllü çalış. Gerekirse çay ver, kahve dağıt ama o atmosferin içinde ol. İstanbul'da olmak acayip avantaj. Her sektörden onlarca şirket var. 23 yaşıma geri dönsem bir yayınevinde gönüllü ofis-girl olur, oranın havasını koklar, giren çıkan yazarlarla tanışırdım.

    ----Yapmadan duramadığın şeyle ilgili her şeyi bil. Herkesle tanış. Bir gün birisi elinden tutacak adım kadar eminim.

    Öptüm, kucakladım sizi güzel çocuklar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin :)
      Önemli olan yetenekleri ortaya çıkarabilmek sanırım. Bu da zamanla oluyor bende. Yetenekleri de geliştirmek gerekiyor tabii. Ahmet Altan güzel noktalara değinmiş hikayesinde. Yapmadan duramadığım meslek hakkında daha sık düşüneceğim. En azından neyi sevmediğime karar verebilirim. Ne güzel tavsiyeler vermiş. Torpil denilen lanet şey olmasa belki daha iyi yerlerde olabilirdim ama şans işte.
      Sevgiler ^_^

      Sil
  2. Bizde staj zorunluluğu yoktu. Ama geçen yıl gittiğim caretta kampta 2 ay çalışınca staj yapmış sayılıyordun, o yüzden staj olayım bir anda çözülmüş oluverdi. Yoksa staj yapmayı düşünmüyordum.

    Bence bu durumu büyük bir başarısızlık, talihsizlik gibi algılama Vişne. Bunlar olabilen şeyler, kötü kaderinin sana bir oyunu değil. Hayat böyle, bazen çabalarımız karşılıksız kalabiliyor ortada hiçbir mantıklı neden yokken. Bence biz elimizden geleni yapmışsak bundan kendimizi de kaderi de suçlamamalı bu talihsizliği tüm hayatımıza yaymamalıyız, denemeye devam!

    Birilerinden destek görmeyi istemek hakkımız. Ama herkesin kendi sorunlarının olması ve dolayısıyla herkesin onlara odaklı olması da çok doğal, hayat böyle. Sen de başkalarından çok kendi sorunlarınla iç içesin. Kimseni hayatı muhteşem değil, herkesin düşünecek bir şeyleri var. Ben bunu çok kırıcı ya da garip bulmuyorum. Ben de öyleyim. Önemli olan sevdiğimiz insanların bize ihtiyaçları olduğunda elimizden geldiğince yanlarında olmamız ama bazen olamayadabiliriz.

    Canını sıkmamaya çalış. Hepsi geçecek sonuçta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin bu kamp olayın şahaneydi zaten Cessie. Kamlumbağalarla güzel bir yaz geçirmek eminim sana iyi gelmiştir. Keşke bizde de böyle bir zorunluluk olmasa ya stresten ne yapacağımı şaşırdım. Karşılıksız kalmasına şaşırıyorum sadece. O kadar yer hiç mi geri dönmez anlamıyorum. Yine de umudumu yitirmiyorum tabii. Hayat deme bana bak sinirlerim zıplıyor adına rastladıkça. Kelimeden soğudum ya. Kesinlikle bizi seven insanların yanımızda olması çok önemli. Böyle zamanlarda onların desteğine daha çok ihtiyaç duyuyorum ama dediklerinde haklısın Cessie :) İnşallah geçer ya, geçsin artık katlanamıyorum bu duruma.

      Sil
  3. Merhaba... Vişne olmuş Entel Karınca. :) Uzunca bir süredir blogda yoktum. Geçen gün tesadüf eseri aklıma geldin. Halen yazmakta olduğunu görünce istemsiz olarak sevindim. Hani Sen şu D&R'da çalışan çocuksun. Gerçek hayatta tanışmadık tabii. :) D&R'da çalıştığın zamana denk geliyor benim yazılarınla tanışmam. O kadar samimi yazıyordun ki -halen de öylesin- belki inanmazsın ama o mağazaya her gittiğimde yazdıkların geliyor aklıma. Vişne karakterinde olanlarla uzunca konuşuyorum. :)) Sonra kötü karakter olan amir ya da iş arkadaşın araya girmesi ile hikaye sona eriyor. Sende eksik olan bir şey yok, onlarda eksik olup Sende tam olan şeyler var... Kötü kalpli insanlar kötülükleriyle başbaşa kalacaklardır sonunda. :-) Sakın ama sakın pes etme! Hayallerinin peşinden git! Topluma iz bırakan insanlar da öyle yapmadı mı, "yenildiğinde değil, vazgeçtiğinde kaybedersin" Yalnız olmadığını bil!.. Hayallerinden bir gemi yap kendine... Yanına sevgini, umudunu da al... Sonra Uzaklar'a doğru yol al... Görüşmek dileği ile Entel Karınca nam-ı diğer Vişne... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Kırlangıç :)
      Evet yazmaya hala devam ediyorum. Nereye kadar yazarım bilmiyorum ama şimdilik yoluma böyle devam ediyorum. Teşekkür ederim güzel sözlerin için. :) Ya o kötü kalpli insanlar ne zaman hak ettiklerini bulacak çok merak ediyorum. Gerçekten sinir ediyor bu durum beni. Pes etmemeye çalışıyorum ama suratıma kapı kapandıkça hevesim kaçıyor Kırlangıç. Teşekkür ederim tekrardan güzel yorumun için :)

      Sil
  4. Vişne, sıralamayı doğru mu hatırlıyorum emin değilim ama taa kitapçıda çalışıp oradan nefret ettiğin, sonra üniversite sınavına girmeye karar verdiğin zamanları hatırlıyorum. Kendine haksızlık etme. Sen nefret ettiğin bir ortamdan kurtulmak için büyük adım attın. Önce özel üniversitedeydin, sevmedin orayı çalıştın, devlete geçtin. Bir sürü arkadaş ortamı denedin... Yani sen hep hayatını düzene sokmak için çaba gösterdin. Eminin iyi bir iş de bulacaksın. Sende eksik olan bir şey yok, farklı olan şeyler vardır belki.

    Alora konusunda da dinleme annenleri bağımlılık falan yapmıyor :) ben kötü hissettiğimde kullanıyorum bazen sonra aylarca kullanmıyorum. İçindekiler kısmında passiflora dışında bir şey yazmıyor. Yani sadece bitkinin işlem görüp hal haline getirilmiş hali. Korkma yani. Hatta sen annenlere de her şeyi söyleme bence. Yani senin psikolojik sorunlarını aşma şeklin bırak sende kalsın. Jenerasyonlar da farklı olduğu için yaptığın her şeyi onaylamalrını bekleme. Benim de dayımlar ve dedem çok baskıcıydı. Konuşurken yanlış bişey söylemekten korkardım dalga geçecekler diye. Şimdi toplum önünde konuşurken zorlanıyorum. Kimsenin önünde piyano çalamıyorum ellerim ve bacaklarım nasıl titremeye başlıyor bir görsen... Hep yargılanma ve dalga geçilme korkusundan. Çocukken bizde bıraktıkları travmaları görünce çocuk yapmaktan kokuyorum bir ayarını bozarsak diye... Ne çok konuştum ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Moira sen böyle söyleyince aklıma o eski günlerim geldi. Ne kadar çok şey atlatmışım ya o zamanlar. Evet bu adımı atmak zorundaydım yoksa hiçbir ilerleme kaydemeyecektim. Bu yüzden her yolu denemek istedim. Bilmiyorum ya bazı şeyleri kafamda oturtamıyorum belki de sıkıntımın sebebi budur. Evet çok çaba harcadım hayatımı güzelleştirmek için ama bazı noktada eksik kaldığımı hissettim.

      Alora'yı şimdilik almıyorum. Bu aralar çok uykusuz kaldığım için gözlerim şişti hep. Kışın da böyle geç uyursam büyük ihtimalle alacağım bu ilacı. Bizimkileri bilmiyorsun, her adımından haberdar olmak istiyorlar. Kötü hissettiğin zamanlarda işe yarıyor mu peki? Ben denemeyi istiyorum aslında nasıl hissettireceğini merak ediyorum. Bence sen piyano çalmaya devam et bırak ne düşünürlerse düşünsünler. Sonuçta piyano çalarken ne hissettiğin önemli bence. Sorma ben de endişeliyim bu konuda nası baba olurum diye düşünüyorum zaman zaman ama cevabını bulamıyorum pek. Olsun ya yaz uzun uzun ben severim böyle yorumları :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe