Yırtık olamama sendromu..

Cuma, Haziran 24, 2016

   Günlerdir moralimi bir türlü düzeltemedim. Bugün moralim daha da bozuktu. Başvurduğum çoğu yer staj için geri dönüş yapmadı bana. Nasıl modum düştü anlatamam. Üstelik okuldaki hiçbir arkadaşım bu konuda bana yardımcı olmadı. En çok buna şaşırdım biliyor musun. Hayır yani ''Vişne benim bildiğim yer var oraya aldırırız seni sıkma canını'' dese okuldakilerden birisi dişimi kıracağım ama yok öyle birisi işte. Bi arkadaşım ''Herkes kendini düşünüyor bu zamanda. Böyle şeyler bekleme bence insanlardan.'' demişti bir konuşmamızda. Ona katılmadan edemedim doğrusu. Keşke çevremdeki insanlar bu kadar bencil olmasa. Demek ki bu zamanda bencil olmak gerekiyormuş. Ben böyle bir şeyi hak edecek kadar kötü birisi olduğumu düşünmüyorum. Belki başkaları beni öyle görüyordur ama bu konuda kendimden eminim. Bazen başkalarının gözünden nasıl göründüğümü çok merak ediyorum. Onlarda hangi duyguları uyandırıyorum acaba? Beni gördüklerinde akıllarından ne geçiyor, neler hissediyorlar merak ediyorum.
   Bu aralar buraya fazla uğrayamıyorum çünkü yazacak doğru düzgün bir şey bulamıyorum. Bide odam aşırı sıcak olduğu için bilgisayar başına oturup yazı yazacak gücü kendimde bulamıyorum. Açıkçası bu havada üzgün şeyler yazmak da istemediğim için de yazmıyorum. Ne de olsa hüzün sonbahara yakışan bir şey. Yaz mevsiminde insan gülmek, eğlenmek, dinlenmek, sarhoş olmak, sevdiğinin elini tutup sahilde yürümek istiyor. Ben de çok istiyorum aslında ama şartlar buna el vermiyor maalesef. Bu yazıyı çok depresif bir şekilde yazmayacağım çünkü kendimden çok sıkıldım. Hayatıma anlam katmaktan çok yoruldum. Okuduğum, izlediğim, dinlediğim her şeyde hayatınızı yaşayın diyorlar. Peki ama hayatımızı nasıl yaşayacağız? Bunu hiç söylemiyorlar. Sevin birbirinizi diyor şarkı söyleyen adam ama bu zamanda sevmek bile dert sahibi yapıyor insanı.
   Okulun bitmesiyle yine dipsiz, derin mi derin bir kuyuya düşmüş gibi hissediyorum. Yaz depresyonları çok garip oluyor sahiden. Şu staj meselesi hallolsa belki modum daha yüksek olacak. Şimdilik cevap beklemekten başka bir şey gelmiyor elimden. O kadar yere cv göndermek, kendini ifade etmek sıktı biraz beni. Alt tarafı bir ay ofiste fotokopi çektireceksiniz ulan ne bu afra tafra ya. Sinir oluyorum böyle şeylere. Bide iş ilanlarında güleryüzlü, esprisli, ılımlı tipler arıyoruz diye ilan veriyorlar sanki işe Cem Yılmaz'ı alıcaklar ha.
   Önceki yazımda bende neyin eksik olduğunu buldum: Özgüven. İnsan kendine objektif olabilmeli çoğu zaman. Kendimde gördüğüm en büyük eksiklik bu sanırım. Başkaları gibi girişken olamıyorum her ortamda. Kendimi bildim bileli yırtık birisi olamadım. Yırtık, benim tabirimle girişken, kendini ifade etme konusunda sıkıntı yaşamayan biri olarak ifade ediliyor. Kötü bir anlamı yok anlayacağın. Gerçi kötü anlamda da kullanan var argoda ama ben o anlamda kullanmıyorum. Annem her zaman yırtık birisi olmamı söylüyor. Hastanede herkes sırasını beklerken en öne geçip işlerimi halletmem onun için çok mühim bir şey. Uyanık, gözü açık biri olmak bu hayatta başarılı olmanın en büyük anahtarı ona göre.
   Bende bu zamana kadar hiç böyle uyanık biri gibi davranmadım. Kendim olmaya özen gösterdim çoğunlukla. Mesleğim gereği biraz yırtık olmam gerekiyor sanırım. Bu da özgüvenle sağlanan bir şey. Sık sık depresyona girdiğim için kendime olan güvenimi yitirdiğim zamanlar oluyor. Arkadaşlık ilişkilerim belki de bu yüzden sekteye uğruyor olabilir. Sadece çok güvendiğim insanların yanında rahat davranabiliyorum. Onun dışında okulda veya herhangi bir mekanda rahat olamıyorum. Sevdiğim arkadaşım yanımdaysa geriye kalan hiçbir şeyin önemi yok benim için. Ama olmadığı zaman ben de sessizliğe bürünüyorum.
    Kişisel gelişim kitapları özgüvenle alakalı tonlarca şey söylüyor. Aslında kural basit: Özgüven sahibi olmak istiyorsan ilk önce işe kendini sevmekle başlamalısın. Çünkü kendini sevmeyen insan hiçbir şeyin üstesinden gelemez. Bingoo! İşte ben kendimi çoğu zaman sevemiyorum. Bunun nedenini hala çözemiyorum. Aynaya baktığım kişiyle kafamdaki kişi hiç birbirine benzemiyor. İç sesim, sarf ettiği olumsuz sözlerle sürekli moralimi bozduğu için bazen aynaya baktığım kişiye odaklanamıyorum. ''Bu ben miyim diyorum içimden. Nasıl bu hale geldim? Kimse mahvoluşumu görmedi mi? Bu mosmor gözaltına nasıl sahip oldum böyle?'' diyorum genelde aynaya baktığımda. Bu yüzden bu aralar aynaya fazla bakmıyorum iç sesimle karşılaşmamak için.
    Okuduğum bir psikoloji kitabında iç sesinizi susturmaya çalışın gibi bir şey önermişti. İç sesinize kulak vermemek çok zor bir şey çünkü o sürekli sizinle birlikte. Yine de güçlü bir yapıya sahip olduğum için şükrediyorum. Başkası olsa şu an çoktan kafayı yemişti. Ben yine iyi idare ediyorum valla. İçimdeki sıkıntılar başka bir şeye dönüşüyor zamanla, eski acılar unutulup mazi oluyor, sızısı kalıyor sadece. Her acının son kullanma tarihi var en nihayetinde. Bu yüzden sızıyı kabullenip yola öyle devam etmek en iyisi.
    Şu hayatta ne yapmak istediğimi bir türlü bilemedim. Sadece mutlu olmak istedim, geriye kalan hiçbir şeye önem vermedim. Ama ne yapmak istediğini bilmeliymiş insan yoksa böyle yarı yolda kalıyormuş. Ya valla böyle yağmurda dışarda kalmış kedi gibi hissediyorum şu an. Mutlu olmak basit bir şey aslında ama onu kalıcı hale getirmek önemli bir şey. Bende kalıcı olmuyor maalesef. Zaten mutluluk anlık şeylerden oluşan zihinsel bir olaymış.
    Bu özgüven konusunda ne yapacağımı bilmiyorum. Başkalarına kendimi ifade etme konusunda sıkıntı yaşamıyorum, kendimi tanıtabiliyorum ama devamı gelmiyor genelde. Dışardaki hayatta kibar olmak bir boka yaramıyor yeminle. Çünkü insanlar kibar erkek görmeye alışık değil. Kibar erkek sanki zengin erkeklere mahsus bir şeymiş gibi algılıyor çoğu insan. Çünkü etrafında o kadar ayı, düşüncesiz, duygusuz erkek var ki kendisine iyi davranan bir erkeği gördüğünde şaşırıyor bir kız. Gerçekten kibar olmak, anlayışlı olmak çoğu zaman işe yaramıyor. Hani Nuri Bilge bir röportajında ''Bir ortamda mütevazi olmaya başlarsanız saygının azaldığını hissedersiniz'' diye demiş ya çok doğru söylemiş valla. Gerçekten ben mütevazi olmaya olmaya çalıştıkça insanların söylediklerime kulak vermesi düşüyor. Bazen kendime çok kızıyorum. Kafamda o kadar güzel cümleler kuruyorum, böyle gözü açık tiplerin kurduğu cümlelerden hani. Dışarda bir yerde böyle uyanık davranamıyorum. Bu yüzden kendime çok küfrediyorum. Eminim onların gözünde saf ve salak biri olarak görünüyorumdur. Halbuki öyle değilim. Böyle saf görünmekten nefret ediyorum. Çocuk gibi görünmeme sebep oluyor. Bu yönümü törpülemeye çalışıyorum o yüzden.
    Bir yazımda Hermione ''Ben ayna önünde hazırlanırken şarkı açıp kendime iyi şeyler söylemeye çalışıyorum'' demişti. Bende onun bu sözünden yola çıkarak bir yere gitmek için hazırlandığım sırada hareketli şarkılar açıp modumu yükseltmeye çalışıyorum ve bu kısmen işe yarıyor. Gerçi şu günlerde hiç işe yaramıyor ama önceki haftalarda iyiydi. Anlayacağın bu özgüven meselesi kendini sevmekle alakalı. Hatalarını kabul edip yola devam etmek gerekiyormuş.
   Benim bu yaz evde kalmamam lazım yoksa ciddi manada depresyona girebilirim. Bugün ot gibiydim mesela. Annem ''Bugün çok sessizsin seni böyle görmeye alışık değilim'' dedi ilk defa. Hakikaten çok moralim bozuktu. Maillerimi kontrol etmekten gına geldi. Sürekli bir yerlere başvurup geri dönmelerini beklemekten gına geldi. İşin kötüsü mezun olamama korkusu başladı bende bir yandan. Son senem olduğu için daha rahat olmam gerekiyor ama olamıyorum işte. Galiba rahat biri olamıyorum herkesin yanında. Aslında bu yazıyı yazmak gibi bir niyetim yoktu. Normalde şu an film izliyordum ama çok sıkıldım ve fikrimi değiştirdim ve yazı yazmaya karar verdim. Zaten kendimi bildim bileli yazı yazıyorum. Konuşmayı beceremedim çoğu zaman. İnsanların ben konuşurken bana tahammül edemediklerini düşünüyorum bazen. Kamera karşısına geçip konuşamadığımı biliyorsun zaten. Çok tuhaf bir şey dimi? Küçücük bir kameraya bakıp konuşamıyorsun ya şaka gibi yeminle. Yazmak her zaman beni hafifletmiştir. Çünkü konuşurken bazen tıkanabiliyorsun ama yazı yazarken tıkanmıyorsun çünkü sürekli bir şeyler düşünüyorsun. Bu arada ben küçükken kekemeymişim sonradan dilim açılmış. Çocukluğum ayrı travma valla. Neden kekeme olduğumu hiç söylemediler sonradan konuşmaya başlamışım. Annem epey dua etmiş konuşmam için.
    Yine de yırtık biri olmaya çalışmak için çaba sarf ediyorum. Bu hayatta yırtık biri gibi olmak gerekiyor yoksa varlığının hiçbir önemi kalmıyor insanlar için. Ön planda olmayı sevmiyorum ama ön plana atmak gerekiyormuşum kendimi. Bu bana çok bencilce bir şey geliyor. Herkes bencilse sen de öyle ol diyorlar mesela ama o zaman değiştiğimi hissediyorum. Bencil, küfürbaz gibi biri olduğum zaman kendimden tamamen uzaklaştığımı hissediyorum. Bu yüzden olduğum gibi kalmaya özen gösteriyorum. Küfür kullanmanın uğursuz getirdiğine inanıyorum çoğu zaman. Çok ama çok sinir olduğum zaman küfrettiğimi biliyorsun.
   Bu arada sana güzel haber vereyim: Nisbi ile barıştıık. Geçen hafta bana mesaj attı dayanamayıp. Beni kaybetmek istemediğin, en iyi arkadaşı olduğumu söyledi. Bu mesajına şaşırdım haliyle. Söylediği onca şeyi düşündüm yıllar önce, o sözleri unutmak kolay değil benim için. Her arkadaşlık belli bir sınavdan geçiyor, bizimki de böyle bir sınavmış demek ki. Ona bir şans daha vermeye karar verdim. Her insan ikinci bir şansı hak ediyor sonuçta. Şimdi eskisi gibi yine konuşup gülüyoruz. Henüz buluşup birbirimize sarılamasak da samimiyetimizi koruyoruz. Nisbi, üniversitedeki en iyi arkadaşım sanırım. Ondan başka beni gerçekten tanımak isteyen biri çıkmadı karşıma. Okul deyince sinirleniyorum bak yine. Şu diplomamı bir alayım önünden geçmeyeceğim bir daha oranın. Çok yıprattı beni şu okul ya. Verdiği stres yüzünden sınav döneminde deliye döndüm valla.

   Arada güzel şeyler yaşadığım da oluyor. Mesela geçen hafta Emre ve Özge ile sahile yürüyüşe gidip mısır yedik, fotoğraf çektirdik. Böyle küçük anılar biriktirmeyi seviyorum. Faik benden önce staj bulmuş biliyor musun. Ben salak gibi önceden bulamadığım için böyle göt gibi ortada kaldım. Hala da aramaya devam ediyorum ama bir türlü bulamadım. Okuldaki bir hocamla konuştum ondan haber bekliyorum şimdililik. O da bir türlü haber veremedi bekle bekle ağaç oldum ya.
   Güzel bir kitap tavsiyesi vererek yazımı sonlandırayım. Alper Canıgüz'ün Cehennem Çiçeği romanı tam yazlık. Konusu çok güzel. Üstelik çok akıcı bir kitap olduğu için hemen bitiyor. Ben severek okudum ve iyi geldi. Eğer okumadıysan ve bir yerlerde karşına çıkarsa incelemeni tavsiye ederim.
  Bir mucize olsun istiyorum, onu bekliyorum sadece ama o mucize beni bulmuyor. Çok istemekle de bir yere varılmıyormuş. Benim hayatımda mucizelere yer yokmuş.
Bu da şarkımız olsun öyleyse
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

13 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Biliyorum zor.
    Ama biraz pozitif olmayı, hayat seni üzdügünde onunla dalga geçmeyi öğrendiğinde her şey daha kolay olacak. Güven bana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman pozitif kalamıyorum ama pozitif kalmayı deniyorum.
      Galiba dalga geçme olayını yapamıyorum ondan da kaynaklanıyor olabilir Melo. Hayatla dalga geçmeyi hiç beceremedim ama hiçbir şey için geç değil sonuçta :)

      Sil
  2. Ben artık anksiyete başlayınca yokmuş gibi davranıyorum bazen işe yarıyor he. Hatta küçüklüğümde yaşadığım bir şey yüzünden şu an bile gerilince kötü hissediyorum yazmıştım, okudun mu bilmiyorum ama onda bile yarayabiliyor. Neyse, acaba sen küçükken büyük bir travma yaşadın ama bilinçaltına mı itti beynin? Öyle oluyormuş ya bazen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yokmuş gibi davranmak kötü sonuçlara sebep olabilir Moira bence bu konuda dikkatli olmakta fayda var. Ben genelde uzun yürüyüşler yapıp başka şeyler düşünmeye çalışıyorum. Bazen işe yarıyor :) Şu an hatırlamıyorum o yazını adı neydi okuyayım. Küçükken birden fazla travma yaşadım psikolojik olarak ve bunları atlatmak sanıldığı kadar kolay değil benim için ama yine de geride bırakmayı deniyorum. :)

      Sil
    2. Yokmuş gibi davranmak derken tamamen bilinçsiz değil aslında. Gerekli yöntemi uyguladıktan sonra psikologum öyle yapmam gerektiğini söylemişti. Hani boşver kafana ne geliyorsa gelsin, sen gelen üzerine düşünme, kendini suçlama, bırak gitsin.. O an yaptığın şeye odaklan, anlam yükleme. O zaman zaten azalıyor. Hatta daha öncesinde tamamen kurtulduğum sıkıntılarım da olmuştu bu yöntemle. Tabi kişiden kişiye farklılık gösterebilir..:)

      Sil
    3. Psikologdayken neler yaşadığını çok merak ediyorum. Bununla ilgili bir yazı yazar mısın daha sonra Moira. Profesyonel bir görüşün nasıl etki edeceğini merak ediyorum. Çok fazla düşünmemek gerekiyor sanırım kısaca :) Anda kalmak en sağlıklısı sanırım. Bu yöntemi deneyeceğim, teşekkür ederiim :)

      Sil
  3. Düşünme.Biliyorum zor ama düşünmemeye çalış.Herşeye pozitif yaklaş ne olursa olsun herşeyden iyi bir sonuç çıkar.Herşeye,herkese gülümse.Kötü birşey olduğunda gül geç.Böyle atlatırsın. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba ENTEL KARINCA ben günlerdir sana ulaşmaya çalışıyorum ama ulaşamıyorum.Yanlış anlama.E-posta gönderemiyorum.Başka bir e-posta adresin varsa veya gmail hesabı yazarsan sevinirim :)

      Sil
    2. Merhaba Uysal Prens :)
      Teşekkür ederim güzel cümlelerin için. Mail adresim jelibonseverim__@hotmail.com
      İki tane alt tire var mailde belki karıştırmış olabilirsin belki. Bu adres dışında mail adresim yok. İstiyorsan mail adresini yorum bırak ben mail göndereyim.

      Sil
    3. Asıl cevap verdiğin için ben teşekkür ederim.Ben tek alt tire olarak yaptım o yüzden gönderememiş diye düşünüyorum.Şimdi tekrar deneyeceğim olmazsa ben mail adresimi bırakırım.Tekrar teşekkürler :)

      Sil
  4. Merhaba Cehennem Çiçeğinin ilk kitabı oğullar ve rencide ruhları okudun mu ? o da çok güzel. Bir de okurken sık sık bu yazarı hatırladığım başka bir kitap da Selçuk Aydemir'in mahalleden arkadaşlar kitabı.Aslında kitapların tek benzer yönü zeki küçük çocuk gibi ama nedense sürekli alper kamu yu da andım.
    Bu sene Allah kısmet ederse üniversiteye başlayacağım. Blogunu uzun zamandır okuyorum ve senin şimdi bahsedeceğim konuda yardımcı olabileceğini düşündüm. Bana kişiliğime ve bakış açıma katkı da bulunabilecek kitap ve film önerir misin ? Aslında mail atacaktım ancak maili görmeyebileceğini düşündüm. Bir de son ricam bu yorumu yayımlamayıp mail adresime yazarsan çok mutlu olurum mailim ehveniser.me@gmail.com Şimdiden çok teşekkür ederim :)Dilerim En kısa zamanda staj yeri ayarlayabilirsin . İyi günler .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :)
      Evet o kitabı da okumuştum çok beğendim hatta. Selçuk Aydemir'in kitabını okumadım hiç. Okuma listemdeki kitapları bitirmeye çalışıyorum genelde. Üniversiten hayırlı olsun. Çok heyecanlısın eminim. Üniversiteye başlayacaklara tavsiye yazısı yazmıştım yıllar önce istersen onu oku faydası olur. Blogumda yer alan filmler ve kitaplar sana çok katkı sağalayacaktır. Burada gördüğün filmleri ve kitapları incelersen beğenirsin diye düşünüyorum. Şu sıralar maillerimi telefon üzerinden kontrol ediyorum. Ayrıntılı olarak bir şey yazamıyorum yani oraya. Buradaki filmleri ve kitapları incele ardından tekrar mail at bana. Sevgiler

      Sil
  5. Bence okuyunca seveceksin. Teşekkür ederim henüz belli değil ama hayırlısı bakalım :) Aaa doğru o yazını okumuştum tekrar bakacağım. Teşekkürler :))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe