Vişne sordu Hayat Erkeği cevapladı(Part 2): Hiç kimseyle birbirimizi anladığımızı düşünmüyorum

Pazartesi, Ağustos 08, 2016


     Hayat Erkeği ile söyleşi keyfimizin son kısmıyla karşınızdayım. Onun yazılarıyla tanıştığım için kendimi bazen şanslı hissediyorum. Çoğu şeylerimiz birbirine benziyor aslında. Yalnızlık mesela. Onun yalnızlığında kendimden çok şey buluyorum. Benim söylemek isteyip de söylemediklerimi öyle güzel ifade ediyor ki benim söyleyecek sözüm kalmıyor. Kendisi benim için hala bir İstiklal efsanesi. İstiklal'i her dolaştığımda gözlerim yine onu aramaya ''Acaba bu o mu ya?'' diye sormaya devam edeceğim. Belki farkında olmadan karşılaşıyoruzdur onunla. Lafı fazla uzatmadan söyleşimizin son kısmını takdim edeyim size..

·         Askerdeyken yönelimin yüzünden seni en çok ne rahatsız etti?
Bir şey rahatsız etmedi. Sadece ilk zamanlar çok dışlanmıştım, onu sayabiliriz. Şimdi düşününce ilk günlerdeki dışlanmayı da normal görüyorum. Çünkü insanların kafasındaki asker algısı çok mekanik. Sanki duygusuz ve hissiz olmaları gerekirmiş gibi askerlik algıları var ve öyle davranıyorlardı. Ama tüm olanlara rağmen kimseyi siklemedim, tavır takınmadım ve yine kendim oldum, çok da laçkalaşmadan kendim gibi davrandım. Zaten "amaaan askerden atılırsam da atılayım" diye düşünüp, rahatlıyordum. Ben böyle düşünüp rahtalarken de, diğer askerlerde zamanla gardlarını indirip, içlerindeki ibneyle tanışmama izin verdiler. Bir kaçına aşık olup üzüldüğüm de oldu, bir kaçıyla sevişip pişman olduğum da. Her şeye rağmen askerlikte geldi geçti. Çok da şey yapmamak lazım.

·         Senin çok geniş bir bakış açın olduğunu düşünüyorum. Bir olayı farklı açılardan ele alabiliyorsun. Böyle bir özelliğe sahip olmak hayatında olumlu etki yarattı mı?
Olumlu mu değil mi bilmiyorum, ama bi duruşum var ve ne olursa olsun, doğru, haklı ne ise onu dile getirmek, onun yanında olmak lazım diye düşünerek yaşıyorum. Bu duruşum yüzünden genelde dışlanıyorum, sevilmez, itici gıcık, karaktersiz bir tip olarak etiketleniyorum, yalnızlığa itiliyorum. Ama açıkçası tüm bunlar çok da sikimde değil. Doğru ne ise onu dile getirince vicdanen rahatlıyorum, gece başımı yastığa bırakınca hemen uyuyabiliyorum. Hem dostları arkadaşları vs böyle durumlarda çok siklememek lazım. Çünkü insanlar haklının değil, yakın arkadaşların, dostların, tanıdıklarının yanında olmayı, doğru ve haklı olmaktan daha üstün görüyor, öyle yaşıyorlar. Bu iş hayatında da öyle; 2 kuruş için 40 yalan söylemektense istifa edip çıkıyorum. Bu duruşum yüzünden, bugüne kadar hiç pişman olmadım, sadece yalnız ve parasız kaldım o kadar.

·         Toplumda yaşayan çoğu insanın LGBT’ye karşı bakış açısını nasıl değerlendiriyorsun?
Toplumun bakış açısının rezilliğinde, bizim de payımız olduğunu düşünüyorum. Çünkü isteyerek sikilmeyi veya sikmeyi ciddiye almıyoruz. Bunun arkasında dik duramıyoruz. Zaten hiçbir şey tek taraflı değil ve olamazda. Bu yüzden sadece toplumu suçlamak doğru değil. Konu hakkında da şöyle yazmıştım; http://hayaterkegi.blogspot.com.tr/2016/05/sikilmek-ciddi-bir-istir.html

·         Şu hayatta ‘’ben gerçekten mutluyum’’ diyebildiğin bir zaman dilimi oldu mu?
Valla hatırlamıyorum. Ama öyle hep mutsuzum da demedim, galiba fifti fifti desem olur.


·         Hep kadınlar ne ister diye sorarlar. Bu sefer ben erkekler ne ister diye soruyorum. Sahi, erkekler ilişkilerde ne ister?
Güzel bir göt, güzel bi amcık, güzel bi sik, güzel bir beyin, güzel bi vücut; tüm bunlara sahip, iyi biriyle tanışmak istiyoruz. Kadınlar da öyle, erkekler de.

·         Yaşadığın toplumda seni en çok ne rahatsız ediyor?
Bencilliğimiz, hırsımız, vicdansızlığımız.

·         Kitap okumayı çok seviyorsun bildiğim kadarıyla. En sevdiğin kitaplar hangileri?
Çok sevmiyorum aslında, ama insanın kendini iyileştirmesi için başka hayatlara şahit olması ve onlardan kendine pay çıkarması gerektiği için mecburen okuyor ve okumaya da kendimi zorluyorum. Bu mecburiyetten kaynaklı bi sevme var, oluştu diyebiliriz. Ama keşke teknoloji bir an önce gelişse de, tüm o kitapları, kitapların içindeki güzelim hayatları bi çip yardımıyla hemen beynimize yüklesek ve öyle okumuş olsak. Paul Auster'a sardım uzun bi süre, bulabildiğim tüm kitaplarını okumaya çalıştım. Bir çoğunu da okudum. En sevdiğim "görünmeyen" oldu. Diğerleri pek sevmedim. Perihan Mağden'in Ali ile Ramazan'ını çok beğenirim, Uçurtma Avcısı güzeldi, Gülün Adı, Suç ve Ceza. Böyle böyle sıralayıp gidebilirim. Ama çoğunu okuduktan sonra unutuyorum da. O yüzden bu aralar okumalarımı romanlardan daha çok düşünsel kitaplara ayırmaya başladım. Varsa önerin alabilirim.


·         Hayatından memnun musun?
Evet, çok şükür : ) daha kötü günlerim olmuştu, belki olacak da, ama şimdi memnunum.

·         Geçmişe geri dönüp bir şeyleri değiştirmek isteseydin neyi değiştirdin?
Tek bir şeyi, ama söyleyemem. Başka zaman belki.

 ·         Bir ara bakkalın vardı. Bakkal olmak sana ne gibi tecrübe kazandırdı?
Benden daha kötü durumdaki insanların geçim sıkıntılarına, yaşamlarına şahit oldum, üzüldüm. Tanıdığımı sandığım insanların, farklı yönleriyle tanıştım yine üzüldüm. Bakkalık bana kattığı şey, para kolay kazanılmıyor, kolay harcanılmaması lazım. Bakkalcılıktan sonra biraz cimri oldum. Parayı tutmayı öğrendim, neye para harcanması-harcanmaması gerektiğini öğrendim. Özetle; bu kadar sıkıntılı insan varken, paranın değerini anladım.

·         Yüzünü ne zaman göreceğiz okuyucuların olarak? Anonim kalmaya devam mı edeceksin yoksa?
Yani işin doğrusu şu ki; gizliyken daha iyi yazıyorum, daha çok yazdı yazdığımı düşünüyorum. Yazma motivasyonumun temeli "gizli olmak" da diyebiliriz. Bu yüzden yüz görümlüğü gibi bir olaya girmek istemiyorum. Aklımda öyle bir şey yok. Ama zaten çok da öyle gizli saklı bi hikâye peşinde değilim, sadece rahat yazmak için bu şekilde davranıyorum. Öte yandan, dürüstlüğüne, tarafsızlığına inanarak tanıştığım her kesimden insanlar da var. Dediğim gibi yani; öyle çok gizli saklı değilim. Sadece ahlaki yanı gelişmiş insanlarla tanışıyorum o kadar.
-       
·         Toplumdaki ön yargılar sence nasıl yok edilir?
Kimseye saldırmayarak.

·         Yalnızlığa alışan birisi olarak, yalnızlığa giriş yapmış olanlara ne gibi tavsiyeler verirsin?
Spor yapın, vücudunuzu zinde tutun. Ben bu aralar öyle yapıyorum. Baklava da yapacağım : )

·         Senin için yalnızlık bir seçim mi yoksa maruz kalınan bir şey mi?
Bir seçim. Maruz kalınan bir şey yok. Şu sürekli hakkı yenilen mağdur havalarını da sevmiyorum.
  
·         Hayat felsefen ne?
Kimseyi üzmemeye çalışıyorum, kimseyi kırmamaya ve ne olursa olsun, karşımdakinin iyi tarafına odaklanıp, kötü tarafıyla ilgilenmiyorum. Hatta inatla kötü taraflarını görmezlikten geliyorum. Böyle yapınca insanlar sana gerçekten iyi davranıyorlar. Hatta iyileşiyorlar. Felsefe mi, duruş mu neyse bu; işte öyle yaşıyorum.

·         Bu zamanda iki insanın birbirini gerçek anlamda sevmesi mümkün mü sence?
Zamanın nesi var ki? Dünya değişiyor, yaşlanıyoruz ve zaman geçiyor diye insanlar birbirini sevemez mi?

·         En son izlediğin ve çok sevdiğin film hangisi?
La Hain'i izledim en son.  En çok sevdiğim film yok da  dizi var; How Get Away A Murder. Muhteşem ötesi bir dizi.

·         Her gün mutlara dinlerim dediğin bir şarkı?
Öyle bir şarkı yok, sık sık değişiyor. Bugünlerde ise La Hain filminin müziği olan Isaac Hayes'in That Lovin Feelin ve Yıldız Tilbe'nin El Adamı şarkılarını dinliyorum.

·         İnsanların seni gerçekten anladığını düşünüyor musun?
Hayır. Hiç kimseyle birbirimizi anladığımızı düşünmüyorum. Anlaşılmayı da bıraktım zaten. Anlamak isteyen varsa anlasın, ben sadece dinlemekle meşgulüm.

·         Hayatın amacı ne sence?
İnsanların birbirini tanıması, sevmesi.

·         Son olarak şunu sormak istiyorum, tekrar dünyaya gelseydin yine aynı kaderi yaşamak ister miydin?

Kader'e inanan biri değilim. Müslümanlar kader'e inanmaz.

Kendine iyi davran

(Hamiş: Röportajın ilk kısmını okumak için buraya tıkla)

You Might Also Like

0 kişi benim de tuzum olsun dedi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe