Sadece aşıklar hayatta kalır

Cuma, Eylül 23, 2016


   Uzun zaman sonra yine bir film değerlendirmesiyle karşınızdayım. Başka Sinema sayesinde yeni bir film daha keşfetmenin mutluluğu ile yazıyorum bu değerlendirmeyi. Sadece aşıklar hayatta kalır filmi sıradışı hipnotik bir başlangıcıyla izleyiciyi anında etkisi altına alıyor. Arka fonda çalan şarkıyla zaten olayını büyüsüne kapılıyorsunuz hemen. Filmin ağır bir temposu olmasına rağmen oldukça sürükleyici bir yapıya sahip. Bunda oyuncuların ve senaryonun etkisi büyük elbette. Ben filmin açılışına hayran kaldım. Yönetmen çok iyi bir başlangıç yapmış bence.

Filmin konusuna gelecek olursak; iki vampirin birbirine duyduğu aşkın sıradışı bir versiyonunu anlatıyor. Daha sanatsal, daha derin yönden bakıyor vampirliğe Jim Jarmusch. Vampir olmanın etkilerini irdelemiş yönetmen. Vampir olmak bir ayrıcalık mı yoksa sıradanlık mı?

Eva rolüyle karşımıza çıkan Tilda Swinton oldukça başarılı bir vampir imajı çiziyor. Bir oyuncu rolüne bu kadar mı çok yakışır ya. Adam rolündeki Tom Hiddleston ise karizmasından ödün vermiyor. Olaylara karşı çok soğukkanlı yaklaşıyor. Yani dünya yansa umrunda olmaz. Onun için Eva ve müzikten başka hiçbir şey önemli değil. Eva ve Adam birbirine çok bağlı ve çok iyi anlaşan vampirler.
Eva Fas’ta yaşamını sürdürürken Adam Detroit’te evinde bir başında müzikle uğraşmaktadır. Adam koyu bir koleksiyoncu olduğu için miras değerindeki elektro gitarlara düşkün. Eva’nın farklı bir coğrafyada olması kültürlerarası bir bağın da simgesidir aynı zamanda. Sürekli bir yolculuk hali de olaylara başka bir boyut kazandırıyor aynı zamanda. Filmin çekim kalitesi oldukça iyi. Farklı açılardan yapılan çekimler olayların içine çekiyor izleyiciyi.

Her şey yolunda giderken birdenbire Eva’nın kardeşi Ava ortaya çıkıyor. Mia Wasikowska oyunculuğunu hakkından gelmiş diyebilirim. Hikayeye varlığıyla renk katmış. Enerjisi filmin olağan haline uygundu. Ben filmin en çok müziklerini sevdim. Zaten filmi sevenlerin çoğu müziklerine aşık. Yani bu filmin en çok hangi yönünü sorsalar en çok müziklerini der izleyenler.  Jozef Van Wissem & SQÜRL’e ait olan müzikler olağanüstü bence. Filmin mistik havasına uymuş o melodiler. Filmin sonlarına doğru Yasmine Hamdan’ın söylediği şarkı da muazzamdı.

Ava o kadar çok geçimsiz ki geldiği andan itibaren sorun yaratmaya başlıyor. Filmin depresif havasından bizi kurtarıyor azıcık da olsa. Filmin genelinde depresif bir hava seziliyor. Bu depresiflik karakterlerin boşvermişliklerinden kaynaklanıyor. Çünkü her şeyden umudunu kesmişler gibi yaşıyorlar. Bu durum aslında çoğu şeyin geçici olduğunu, bir şeye bağlanmanın bir süre sonra anlamsız olduğuna işaret ediyor. Yani moraliniz yerindeyse bu film modunuzu düşürebilir. Çünkü mutlu edecek pek fazla yönü yok filmin. Daha çok sanatsal ve düşündürücü yönü var. Ava, ablasına sorun yaratmakta ustalaşıyor zamanla. İçtikleri kanda bile gözü vardı kızın.

Bu arada o kan içme sahnelerini etkileyici buldum. Yaşamın özünü ifade ediyordu sanki surat ifadeleri. Yani kan içtikten sonra o rahatlama ifadesi o kadar doğaldı ki insan ister istemez etkileniyor. Filmin genelinde öyle olaylar olmuyor. Dediğim gibi ağır bir şekilde ilerliyor. ”Hadi şimdi aksiyon olsun, hadi bir heyecan olsun” diye izlerseniz umduğunuzu bulamazsınız valla benden söylemesi.

Ben filmin müziklerinin güzelliğine vuruldum. Onun dışında Tilda Swinton’a olan hayranlığım arttı. John Hurt, tarihi bir karakter olan Christopher Marlowe’e atıfta bulunmak için rol almış sanki. Filmin tarihi boyutu da çok cazip geldi bana. Shakespeare’nin oyunlarını aslında bu adam yazmış söylentilere göre. Ben oyunculuğunu beğendim, gayet de yakışmış rolü.
Ben boşuna filmin müziklerini sevmemişim. Filmimiz 2013 yılında Cannes Film Festivali’nde En iyi Sountrack ödülü kazanmış. Aynı festivalde Palme d’Or kategorisinde aday olmuş. Sitges Film Festivali’nde ise Özel jüri ödülünü almaya hak kazanmış. Eğer müzik albümü koleksiyonculuğu gibi bir hobiniz varsa bu filmin soundtrack albümünü arşivinize ekleyin derim.

İki vampirin birbirine olan tutkusu o kadar güzeldi ki keşke gerçek olsaydı diyebiliyorsunuz izlerken. Eva, tam bir aşk kadını. Adam’ı sevdiği gözlerinden, sarılışından bariz belli. Birbirine böylesine güzel sarılan çift çok mutlu olur diye tahmin ediyorum. Tom Hiddleson’a depresiflik yakışmış bence. Farklı bir filmde görmek oyunculuğunu daha iyi görmemi sağladı.

Filmin sonu tipik vampir filmlerine dönüşün bir ifadesi gibiydi. Yani o sakin, depresif hava birdenbire vahşi bir havaya büründü. Vampirliğe farklı açıdan yaklaşmak istiyorsanız, alternatif yeni şarkılar arayışındaysanız bu film tam size göre.


Keyifli seyirler.

You Might Also Like

8 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Bu filme, Tilda'ya ve evet müziklerine hasta olmuştum. Mutlaka izlenmeli diyeceğim filmler arasında

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet müzikleri gerçekten olağanüstü :) izlenmeyi hak ediyor

      Sil
  2. Ben de bu filmi severim, Jim Jarmusch u da. Yeni filmini merak ediyorum. Marlowe'un filmdeki Shakespeare göndermesi çok hoşuma gitmişti 😄. Yönetmenin Coffee and cigarettes filmini şiddetle öneririm, siyah beyaz müthiş bir film, incelemesine bakabilirsin istersen blogumdan. Bu filmden daha çok sevdim onu ben ama tabi bu bu da güzel film ☺️.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de merak ediyorum acaba nasıl yeni filmi. O filmini bilmiyordum merak ettim bak sen şimdi söyleyince. İzledikten sonra incelemesini blogunda okuyacağım mutlaka. Önerin için teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Ne demek ☺️. Beğenirsen söyle hatta bir yazı da sen yaz okuyalım 😄.

      Sil
    3. Filmi izlerken aklıma geleceğinden eminim :) İnsanları filmlerle veya şarkılarla hatırlamayı çok severim de. İzledikten sonra düşüncelerimi söylerim :)

      Sil
  3. Tam da bana film önerin demiştim az önce, baktım 3 defa bu başlık güncellenen bloglarda:))
    Çok merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogumda incelediğim çoğu film güzel bence İpek. :)
      Bu film de çok güzel ama benim favori filmlerimden biri olan Güz Sonatı filmini izlemeni şiddetle tavsiye ederim.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe