Allah taşıyamayacağı yükü insana vermezmiş. Anne ben Atlas mıyım?

Pazartesi, Kasım 07, 2016

   Daha doğmadan önce önüme seçenek sunup ''Bak bunları yaşayacaksın, hep böyle hissedeceksin. Yine de dünyada olmak istiyor musun?'' diye sorsalardı cevabım kesinlikle hayır olurdu. Biliyorum kulağa çok depresif geliyor ama gerçek bu. Kime sorsan dünyaya gelmek istemez zaten. Bazıları gerçek mutluluğu çoktan buldu ve o mutluluğu korumak için elinden ne geliyorsa yapıyor. Bizim gibi mutsuzlar için olan biten pek bir şey yok. Çünkü hayatımızda iyiye dair bir şey kalmadı çünkü. Şahsen ben günden günde eksildiğimi hissediyorum. Duygusal anlamda o kadar yıprandım ki artık hiçbir şeye tepki veremez oldum.
  Okuldan bahsedeyim biraz. Bu hafta beklemediğim şeylere şahit oldum. Sırmaya olan kızgınlığım biraz azaldı gibi ama tam geçmedi. Kütüphanede sınavlara çalışırken beni sadece ders arkadaşı olarak görmesine alışamadım daha. Ben galiba insanlardan çok şey bekliyorum. Bu kadar çok hayal kırıklığı yaşamamın sebebi bu yüzden. Yani sana bunları anlatırken bile içim şişiyor. Bide bunları oturup okuyosun ya bravo valla. Ama yapacak bir şey yok yazmaktan başka. Whatsapp'taki listeme bakıyorum Nisbi dışında böyle uzun uzun konuştuğum kimse kalmamış. Ne ara böyle oldu inan bende anlamıyorum. Bana baktığında sürekli mutsuz birini görüyorsun eminim. Evet, çoğu zaman öyleyim. Çünkü hiçbir şey beni tatmin etmiyor. Arkadaşlık ilişkileri, gönül meseleleri, varoluş sancıları, hayatın kendisi beni memnun etmiyor. Sanki biri tüm mutsuzluklarımı toplayıp video yapmış da sürekli replay tuşuna basıyormuş gibi hissediyorum. İşin kötüsü bunu durduramıyorum.
   Sürekli mutsuz değilim. Çoğu zaman tepkisiz dolaşıyorum ortalıkta. O yüzden mutluluğumu bile bazen belli edemiyorum artık. Genel olarak sessiz bir hayata sahibim. Geceleri odamda kendi kendime konuşmayı seviyorum. Nasılsa duvarların kaçacak yeri yok. Genel olarak hep napıcam sorusunu soruyorum kendime. Cidden ne yapacağımı bilmiyorum. Okuldan konuştuğum arkadaşlarım da bu soruyla baş ediyor şu sıralar. Kiminle konuşsam bu durumdan muzdarip. Hal böyle olunca kocaman bi napıcaz biz sorusuyla dolaşıp duruyoruz nereye gitsek.
   Sırma, Efsun ve Graice ile beraber cafeye gittik yemek yemek için. Benim dışımda birkaç erkek daha vardı. Bildiğin kalabalık grup eşliğinde yemek yedik. Efsun bu aralar bana oldukça iyi davranıyor. Sebebini çözemedim valla. Geçen gün derste yanımdaki boş sıraya oturdu mesela. Normalde geçen sene benim suratıma bile bakmazdı bu kız biliyorsun. Hal böyle olunca şaşırdım tabii. Bu yemekte epey şey yaşandı. Derslerden, sınıftakilerden bahsettiler sürekli. Ben, Beleşçi Graice'in yanında oturmuştum. Masadaki sohbeti dinliyor zaman zaman sohbete eşlik ediyordum. Nargile dumanlarının olduğu bir ortamda olmak beni huzursuz ediyor. Bu yüzden sıkıntılı bir ifadem vardı ama bunu pek çaktırmadım. Normalde mutsuzluğumu öyle kimseye belli etmem. Artemis dedi ya boşver söyleme kimseye diye, doğru söylüyor valla. O yüzden bloguma yazdıklarım dışında kimseye pek bir şey anlatmıyorum üzüntülerimi. Ki zaten ben bu blogu mutsuzluğumu anlatmak için açtım. İyi ki de açmışım valla destan uzunluğunda üzüntülerimden bahsedebiliyorum. Büyük bir özgürlük ve rahatlama seansı benim için yazı yazmak. O yüzden delirene kadar yazmayı sürdürmeyi düşünüyorum.
   Bi ara Graice ile sohbete daldık masadaki gürültüyü unuttuk. Bana ''İnsanların %100 hetero olduğuna inanmıyorum. Etrafta bir sürü güzel kız ve erkek var abi nasıl dayanıyorlar buna'' gibi bir şey söyledi. Bir şey söylemeyerek onun dinlemeye devam ettim. Kendisi cinsel hayatı hakkında birtakım şeyler söyledi. Herhangi bir olumsuz cümle kurmadım ya da dalga geçmedim sadece anlamaya çalıştım. Fuckbody'si bizim sınıftan bir çocukmuş. Ben bunu öğrenince ufak bir şok geçirdim. Nası yani dedim içimden. Vay anasını Serhat neler dönmüş yavv diye düşündüm sonra. Rahat bir insan olduğu için böyle şeyleri anlatma konusunda hiç sıkıntı yaşamıyor. Başkası olsa bu kadar rahat anlatamazdı galiba. Belki de bana güvendiği için anlattı tüm o olanları. Kadınlarla ilişkisi olduğundan bahsetti bir ara. Sonra bana soru sormaya başladı. Hiç beklemediğim anda ''Senin hetero olduğunu düşünmüyorum, feminen hareketlerin var'' dedi bana. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissettim o an. Sanki sırtıma binlerce bıçak saplamışlardı. Tüm ciddiyetimle ''Yok öyle bir şey'' dedim. Böyle şeylerden hiç hazzetmiyorum. Başkasının cinsel hayatı beni ilgilendirmiyor, benimki de onları ilgilendirmesin. Kimi kimi siktiğinden banane abi ben bana ve arkadaşlığımıza verdiği değere bakıyorum. Çok sinir oldum o böyle söyleyince. Dışardan bakılınca öyle mi görünüyorum sahiden. Ben bunun için yıllarca çabaladım. İnsanların beni yanlış yargılamaması için çok uğraştım ama ne yaparsan yap olmuyor. Gittiğim her ortamda etiketlemek beni çok rahatsız ediyor. Halbuki öyle davranışlarım da yok. Sadece ince ruhlu, karşımdakini kırmamaya özen gösteren biriyim o kadar.
   Onun kadar rahat değilim bu tarz konuları anlatma konusunda. Faik ve Sırık da erkek muhabbetlerini yaparken onları dinlerdim ama hiç yorum yapmazdım. Çünkü banane? demek daha doğru geliyordu. Ben bu tarz iğneleyici üslupları sevmiyorum. Bana böyle yaklaşan insanlardan da uzak duruyorum. O dakikadan sonra masadaki sohbetten iyice uzaklaştım. Asla istediğim gibi bir arkadaş ortamına sahip olamayacağını, hayatın benim istediğim gibi şekillenmeyeceğini o an anladım. Yoo hayır gözlerim falan dolmadı aksine duruşumdan asla vazgeçmedim. Hayatımda hep sağlam durdum ve bundan hiç ödün vermedim. Sevgim de sağlamdır nefretim de. Yine de insanların benim için böyle düşünmesine hala alışamadım, alışamıyorum da. Böyle şeyler duyunca kendime olan nefretim daha da artıyor. Tam anksiyete krizim durulmuşken tekrar canlandı.
   Metroda sürekli kendimi suçladım. Niye böyle düşündüklerini anlamaya çalıştım. Kendime küfür etmekten, tırnaklarımla avucumu sıkmaktan yoruldum. Öfkem de boyumu geçti artık. Bu tarz söylemlere maruz kalmak istemiyorum artık. Bunu istemekle çok mu şey istiyorum acaba! Efsunla dışarı çıktıktan sonra derin bir nefes aldım. Kalabalık gruplar sanıldığı kadar iyi bir şey değil. Ben çoğu zaman günlük hayatta tek başıma olduğum için birdenbire sohbet ortamlarına alışamıyorum. Bide şey fark ettim, gittikçe sessizleşiyorum. Sessizlik, hayatımı boydan boya sarmış durumda. Bıraksan dakikalarca sessiz bir şekilde otururum. Bu depresyonun kaçıncı seviyesi acaba?
   O akşam Nisbi'ye dert yanıp durdum. Bana çok destek oldu sağolsun. Bana ''Biri sana öyle diyor diye öyle olmuyorsun ki. Hem cevabını vermişsin. Başkalarının düşüncelerinin ne önemi var allasen'' tarzında destekleyici cümleler kurdu. Onun sözlerine tutuldum ayakta kalabilmek için. Bazen bir cümle haftalarca beni ayakta tutmayı başarabiliyor. Bazen kelimelere bağlanabiliyorum böyle. Onun söyledikleri bir nebze olsun iyi geldi bana. Geçen hafta Taksim'de kavuştuk en sonunda. İstiklal'in çıkışından meydana kadar yürüdüm durmadan. Meydanda bekliyordu beni telaşla. Uzaktan gördüm, etrafına bakıyor durmadan. Göz göze geldikten sonra ikimiz de gülümsedik. 2 yıl sonra Nisbi'yi görmek, aynı gülümsemesiyle bana bakması unutulmazdı. Taksim meydanında birbirimize koşarak sarıldık. Ben nasıl mutlu oldum anlatamam. Koşarak sarılmak dünyadaki en mutluluk veren eylemi. Sanki filmlerdeymişim gibi hissettim o an. Nasıl güzel, nasıl huzurluydu anlatamam. Koştuk ve sarıldık. Yüzümüzde gülüşmeler, özledim seni demeler ve aradan geçen 2 yıl boşluğu doldurma telaşıyla yürüdük durmadan. Nisbi gerçekten dost kumaşına sahip bir insan. Yıllar geçmesine rağmen bana olan sevgisi hiç eksilmemiş. Bide bana sıkıca sarılmasını unutamıyorum. Bu hafta hayatımda yaşadığım en güzel an buydu. Kendimi bütün dertlerimden arınmış gibi hissettim.
   Metroya yürürken hızlandırılmış kurs edasıyla hayatımızda neler olduğundan bahsettik. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, bir insan gözlerine bakınca mutlu oluyorsa bil ki karşındaki doğru kişi. Bunu artık çok rahat bir şekilde söyleyebilirim. Bana insanları çok taktığımı, bunun gerek olmadığını söyledi yolda yürürken. Eğlen, gül geç boşver, artık değer verilmiyor herkese kolay kolay, insanlar değişti dedi durmadan.
  Ertesi gün bir film gösterimi için sinemaya gittim. Oradayken en çok tanışmak istediğim bir kadını gördüm. Yıllarca festivallerde karşılaştığım ama bir türlü konuşmaya cesaret edemediğim bir insan. Uzaktan bakınca gayet sempatik, cana yakın bir gibi duruyor. Belki beni tersler diye konuşmadım festivallerde. O gün bana deli cesareti geldi galiba gittim yanına oturdum sohbet ettim. Anlayışlı bir tavırla karşıladı selamımı, filmler hakkında konuştuk bir süre. Onunla tanışmak bana iyi geldi bir nebze. En çok konuşmak istediğim insanlardan biriydi. Festivallerde böyle ikonik sinefiller olur çoğu zaman. O da o ikonik sinefillerden birisiydi benim için. Belki de kader burada yollarımızı birleştirdi. Yeni bir insanı tanımak her zaman güzel oluyor.
  Hindu son derste okula geldi geçen hafta. Bana neden okula gelmiyorsun bir sıkıntın mı var tarzında mesaj göndermiş biliyor musun. Ben şok ben vefat. Normalde bana bu tarz mesaj atan insan olmuyor okuldan. Beni böyle önemsediği için kendimi şanslı hissettim. Sınavlar yüzünden stresli olduğumu söyledim. Hem stresliydim hem de mutsuzdum. Graice'in söylediklerini kafamdan atamamıştım. Okulda karşılaşınca konuştuk bir süre. Dersten sonra çaycıda tekrar konuştuk bizim erkek grubuyla. Onların kendilerine ait bir ortamına dahil olmak kısmen de olsa iyi geldi bana. Hindu aramasa belki de orada olmayacaktım. Okuldakiler şaka maka hatrımı soruyor gördüklerinde. Kafalarına taş mı düştü acaba anlamadım valla. Vizeler yaklaşıyor belki ondan galiba.
   Dün çok kötü bir şey yaptım. Öğretmenlik kursunda hoca dersi çok kötü anlatıyor diye dersi ektim öğleden sonra. Bir yanım çok üzüldü öteki yanım çok rahatladı. Bütün derslerin notları olduğu için rahattım ama ailemi kandırdığım için vicdanım sızlıyordu. İnek öğrenci psikolojisi böyle bir şey işte naparsın. Telefonumdan sürekli saate bakıyorum zaman bir türlü geçmiyor. İçimdeki ses hadi git derse yetiş diyo öteki ses boşver uykun gelir derste yemek ye daha iyi diyor. Dün zaten ölü gibiydim yeminle. Sabah çok zor uyandığım için derste uyukladım sürekli. Gözlerim kapanıyordu sürekli, sırada da uyuyamadığım için çok zorlandım derste. Uyku eksikliği yaşayınca böyle malak gibi oluyorum ya. Okuldan çıktıktan sonra yemek yedim. Geçen gün değişiklik yapıp başka mekana gittim. Adam bildiğin bir çuval patatesi doldurmuş ekmeğe. Ya nasıl sinir oldum anlatamam. Tavur dönerli patso istedim dönerin d'si bile yoktu valla. Adam patates doldurmuştu ekmeğe. Bildiğin ayaküstü kazıkladılar beni. Demek ki neymiş? Bildiğin mekanlardan şaşmamalıymış insan.
   Dün yemek yedikten sonra dolaştım durdum ortalıkta. İçim içimi yiyordu bir yandan, bizimkilere ne diyeceğim diye. Annem her gün mutlaka eve geldiğimde neler yaptığımı sorar çünkü. Ben insanları kandırmayı asla sevmeyen biriyim. Yemek yiyip bir süre sonra dolaştıktan sonra Starbucks'a gidip kahve içtim. Bir yandan tatlı yedim bir yandan kahve içtim. Stresten uzak, rahat bir ortamda olmak kendimi iyi hissetmemi sağladı. Bella Vista tatlısı beklentilerimi karşılamadı. Daha leziz bir tatlı bekliyordum ama umduğumu bulamadım. Hele o frambuazlar bildiğin jöle gibiydi. Kahveyi de normal sütle yapmış baristalar. O kadar üstüne basa basa yağsız sütle istiyorum kahveyi dememe rağmen unutmuşlar. Sonradan fark ettiğim için de değiştiremedim. Normal süt içemiyorum ben maalesef, dokunuyor. Bu aptal kararım yüzünden akşam çok zorlandım eve giderken. Oradayken kulaklığımla kitabımı yanımı alıp kitap okudum saatlerce. Uzun zamandır okuduğum bir kitabı bitirdim. Sabah hissettiğim o ölü yorgunluk çoktan silinmişti bedenimden.
   Daha sonra en çok almak istediğim bir kıyafeti aldım. Günlerce alsam mı almasam mı diye düşündüm sonunda almaya karar verdim. Sonra hızımı alamadım gittim parfüm aldım. Aylardır almak istediğim parfümü gittim çat diye aldım. Amaan boşver al gitsin, ya kullanmadan ölürsen nolucak dedi içimden bir ses ve gittim aldım. Pişman mıyım? Hayır, aksine çok rahatladım. Çünkü bu gerçekten istediğim bir şeydi. Kasiyer taksit yapmayınca bozuldum biraz ama çaktırmadım. Hayatta imkanım varsa onu isteklerim dahilinde kullanmam gerektiğini anladım dün. Böyle ani kararlar alıp uygulamayı seviyorum.
   Kendime daha çok değer vermeye karar verdim. Gerçi istediğim çok şey var ve çoğunu alamıyorum ama olsun en azından şükretmesini biliyorum. Bu yoksa yarın olur diyorum. Çok güzel kıyafetler çıkmış yeni sezonda ve hepsi aşırı pahalı allah kahretsin bu giyim sektörünü. En iyi mallar hep pahalı oluyor hep. Kahve - kitap ikilisi benim ilacım oldu şu sıralar. Öğretmenlik kursunda fazla arkadaşım yok ama buna takmıyorum. Hatta bir gram bile umursamıyorum. Dersi dinleyip gidiyorum. Sınıftan bir kız arkadaşım var onunla geçiriyorum bir günü.
  Nisbi benim arkadaşlığımı çok sevdiğini söyledi. Etrafındaki insanlar çok boşmuş benimle konuşunca iyi hissediyormuş. O böyle söyleyince utandım biraz. Normalde bunu dillendiren pek arkadaşım yoktur pek. Dün eve geldikten sonra dersler yorucuydu falan diyerek geçiştirdim söylediklerini. Tuhaf bir huzursuzluğu geride bırakmanın rahatlığıyla eve geldim anlayacağın. Derste olsaydım bu kadar mutlu olur muydum diye soruyorum kendime. Olmazdım galiba. Çünkü hoca dersi anlatmayı beceremiyor hiçbir şekilde. Kendimi ödüllendirdim anlayacağın.
  Hayatın içinden çıkılmaz kocaman bir labirente benzediğini düşünüyorum. Yolu bulmaya çalıştıkça daha çok uzaklaşıyorum çıkıştan. Giderek yalnızlaşıyorum. Etrafımda elbette insanlar var ama bir şeyler asla yerli yerine oturmuyor. En acısı da bu galiba. Keşke hiç büyümeseydim. Hafta sonları sabahleyin herkes uykudayken televizyonda çizgi film izlediğim yıllara geri dönmek istiyorum. O zamanlar her şey daha basitti, mutlu olmak daha kolaydı. Üff ne çok konuşmuşum yine. Çenem açılmış bak yine görüyor musun. Neyse gidiyim Shameless izleyeyim. Bu hafta sınavlarım var bana şans dile lütfen.

Kendine iyi davran

You Might Also Like

9 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. İyi şanslar :)
    sonuna kadar okudum, kendini çok güzel ifade etmişsin.
    Senin içinde sandığından fazlası var, değerini bil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)
      Kendimce yazıyorum işte bir şeyler. Bazen çok uzun oluyor ama yazdıkça yazasım geliyor

      Sil
  2. Ayy benden bahsetmişsin yazında,mutlu oldum😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu olmana sevindim. Yorum yapan insanların yorumları benim için önemlidir :)

      Sil
  3. Vişnecim, yine uzun bir yorum yazacağım kendimi tutamıyorum fkjf. Öncelikle, bu hayatımda gördüğüm en karamsar, en bitik başlıklardan biri. Lütfen kendini böyle olumsuz düşüncelere kaptırma. Dün Zihin'le de konuştuk mesela, ben de çok ağlak bir tipim biliyorsun benzer serzenişlerde ben de bulunuyorum ve şimdi sana söyleyeceklerimi sıklıkla kendime de söylüyorum: Aslında hiçbir şey yaşadığımız yok. Yani okul bitecek mi, iş bulur muyum, aşk acısı çekiyorum, yalnızım. Eee? Ne var başka? Bak birkaç kilometre ötemizde çatır çatır ölüyor insanlar. Evren gerçek acılarla dolu, tarih gerçek acılarla dolu. Biz mızmız, şımarık çocuklarız başka bir şey değil, bana öyle geliyor. Atlas değilsin, dünyayı da sırtında taşımıyorsun. Hepimiz gibi, benim gibi, küçük sorunlarla uğraşıyorsun ve kendine bunu hatırlatmak, inan dünyaları sırtımda taşıyorum diye dolaşmaktan daha motive edici.

    Şu sana eşcinsel olup olmadığını soran arkadaşına gelince, densizlik ettiğine inanıyorum. Haklısın, kimsenin cinsel yaşamı kimseyi alakadar etmez. Kendisi gelip benimle paylaşmadığı müddetçe asla sormam birine sen şu musun bu musun diye. Ayıp. Ama senin tepkini de aşırı buldum ve izninle eleştireceğim. Ne var bunda büyütecek? Eşcinsel olsan kötü bir şey mi olurdu bu? Onur kırıcı, küçültücü bir şeymiş gibi algılıyorsun, oysa hiç değil. Bana sen lezbiyen misinden tut meth kullanıyor musun diye binbir türlü şey soran var. Ne yapayım şimdi, ben bağımlı gibi mi görünüyorum diye kendimi yerlere mi çarpayım? Lezbiyen gibi görünüyorsam bunda bir sorun yok fkjgld, lezbiyen olmakta kötü bir şey yok zira. Gülüyorum, hayır değilim diyip geçiyorum. Lütfen yazdıklarını bir daha oku ve seni asıl rahatsız edenin ne olduğunu bir sorgula, olduğun şeyi görememeleri mi yoksa gey diye yaftalanmak mı? İkincisiyse, gerçekten üzücü, bakış açını değiştirmelisin.

    Arkadaşınla sarılman, aradan hiç zaman geçmemiş gibi bir şeyler paylaşmanız çok hoş. Benim de var öyle arkadaşlarım, yüzlerce yıl görüşmesek, yüzlerce yılın dedikodusunu bir geceye sıkıştırız. İyi ki varlar.

    Yeni sezon kıyafetlere gelince... Üzerime giyecek iki parça şey bulamıyorum, inatla da çok çok beğendiğim bir şey olmazsa tutup satın almıyorum. Yalan dolan bunlar hep, modaymış, sezonmuş, cartmış curtmuş. Tüketim tüketim tüketim, başka bir şey değil, kandırıyorlar bizi. Ara sıra güzel kıyafetler falan almak motive edici ama bundan motive oluyor olmamızı çok nahoş buluyorum.

    Kendini üzme, sorunlarını gözünde büyütme, yaşam güzel!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cessie seni çok seviyorum ya. Yazdığın şeyler o kadar önemli ki benim için, yorumlarını okuduktan sonra günlerce yazdıklarını düşünüyorum biliyor musun. Evet fazlasıyla karamsarım ama ben kendimi bildim bileli böyleyim. Bide dediğim gibi daha çok mutsuz olduğum şeyleri anlatıyorum genelde. Çünkü kimseyle oturup da bunlardan bahsedemiyorum. Blogun boş sayfasında bir şeyler yazmak daha makul geliyor bana. Ya yazdıklarında fazlasıyla anlamlı şeyler var biliyor musun. Kilometrelerce ötede söylediklerini inan çevremdekiler söylemiyor. Bu yüzden burada yazılan yorumlar bana her zaman umut vermiştir.

      Bu tarz sorulara alışık olmadığım için şaşırdım haliyle ama öyle büyük tepki göstermedim. Takılmamak gerek diyorsun ama benim bu durumu atlatmam haftalarımı alıyor. İnsanların beni etiketlemesini sevmiyorum sorun burada. Ben her şeyden önce insanım. Feminen hareketlerim yok ama böyle görmelerini ve bunu yüzüme vurmalarını gereksiz ve saçma buluyorum. Bu tıpkı saçların niye siyah der gibi bişey. O yüzden bu konu üzerinde fazla durmadım o gün. Sadece beni öyle görmesi kendi gerçekliğimle uyuşmuyor. Söyleyiş tarzı ve bakışları oldukça küçültücüydü mesela. Bunu sonradan fark ettim. Olduğum insanı göremiyorlar sorun burada Cessie.
      Evet Nisbi de o arkadaşlardan biri bence. Çünkü yıllar sonra aynı samimiyetle koşarak sarılması bana çok anlamlı gelmişti. :)
      Ya kilo aldığım için kıyafetlerim olmuyo biliyor musun askfjbajk o yüzden kazaklarım küçük geliyor. Böyle arada güzel kazaklar görünce alasım geliyor ama alamıyorum. Çünkü öğrencilik. Ben de tüketim konusunda temkinli yaklaşıyorum bu aralar. Kitap almıyorum mesela çünkü ihtiyacım yok. Alışveriş yapmanın psikolojiye olumlu etkisi oluyormuş öyle okumuştum. Ben anca etiket fiyatlarına bakıyorum :D
      Teşekkür ederim güzel sözlerin ve desteğin için. Hayat benim gözümde hiç güzel değil şu sıralar ama dediklerini düşüneceğim.

      Sil
    2. Ben de seni seviyorum ve mutlu olmanı istiyorum. <3

      Sil
  4. Vişne,eğer bir gün bi kitap yazarsan 21.yüzyılın Fernando Pessoa'sı olursun herhalde.Bizde zevkle okuruz.Gerçekten mükemmel olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Böyle bir iltifatı hiç beklemiyordum mutlu oldum valla ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe