Bunlar benim daha iyi günlerim..

Pazartesi, Aralık 05, 2016

Kendimi enkaz gibi hissediyorum şu sıralar. Kurtarılmayı bekleyen ama bir türlü kurtarılamayan, sesi soluğu çoktan kesilmiş sadece nefes alıp hayatını boşluk içinde sürdüren birine dönüştüğümü fark ediyorum aynaya bakınca. İnsanlarla olan ilişkilerim, hayata karşı düşüncelerim beni fazlasıyla yoruyor. Ben galiba bu dönemin insanı değilim. Çünkü kendimi hiçbir şekilde bu döneme ait hissetmiyorum. 70'li yıllarda Fransa'da yaşayan birisi olmayı isterdim açıkçası. Zaten Fransızcaya oldukça hevesim var ama öğrenemiyorum. Çünkü kelimeler, konuşma tarzları çok zor.
  Ne evde ne de okulda huzurum var. Her şey üstüme üstüme geliyormuş gibi hissediyorum. Bugün kimseyle konuşmadım. (Az önce Spotty mesaj attı) Böyle geçen günlerim çok olmuştur artık şaşırtmıyor beni bu durum. Bir süre sonra tanıdık yabancılarla doluyor zaten insanın çevresi. İnsan ilişkileri buna dönüşüyor farkında olmadan. Karşındakine karşı yabancılaşıyorsun zamanla. Tanıdık bir yabancıya dönüşüyor sonra o. Çok garip bir şey değil mi bu ya. Bazen bu durumun anlamsızlığını düşünüp düşünüp dururum ama işin içinden çıkamam.
  Okuldan bahsedeyim biraz. Sırma'ya olan samimiyetim giderek azalıyor. Çünkü davranışlarıyla beni kendisinden soğutuyor açıkçası. Kendini üstün gösterme çabalarından gına geldi. Özellikle marka sevdalısı oluşuna alışamadım. Gördüğü herkesin kıyafetine yorum yapmasını istiyor sanki. Geçen gün ders başlamadan önce sınıfa girdim. El salladı yanına gittim. Yanında kızlar vardı tanıdık, hepsine selam verdim. Montumu çıkarırken bana kilo almışsın dedi. Bende tip tip bakıp ''Bunu söylemene ne gerek var'' dedim. İnsanların beni kilolarımla yargılamasından gerçekten bıktım. Bunu teyzelerim çok sık yapıyor. Dış görüşüne o kadar çok kafayı takmışlar ki ne düşündüğümü ya da ne hissettiğimi umursamıyorlar hiç.
  Sırma ile paylaşabileceğim bir şeyin olmadığını anladım bu hafta. Çünkü kendisi dominant olmaya çalışıyor. Kütüphanede kitap okuyordum o gün. Geldiğinde haber ver dedim. Okula geldiğinde geldim çık gibi mesaj atmış. Bak nasıl da emir verici bir üslubu var. Bu duruma çok sinir oldum. Sinir olduğum bir diğer nokta da bana samimiyet göstermeyip bayan yanak'a sarılmasına çok bozuldum ama belli etmedim. Normalde Sırma'nın onunla fazla bir paylaşımı yok ama nedense ona sarılmayı tercih etti. Ben onunla daha fazla vakit geçiriyorum ama sarılmak aklının ucundan bile geçmedi. Üff valla bıktım bu okuldaki insanlardan. Hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Diplomamı alayım da kurtulmak istiyorum bir an önce. Çalıştığım dönemde okumayı deli gibi özlüyordum. Eski yazılarıma bakınca bunu fark ettim. Evet okumayı hala deli gibi seviyorum ama okuldaki insanları sevmiyorum ve bundan sonra da sevmeyi düşünmüyorum. Gerçekten değmiyor hiçbirine. Bunu son senemde daha iyi anladım.
  Geçen gün sınıfta oturmuş dersin başlamasını beklerken Sırma ile yan yana otururken bana açıklanmayan bir sınavı açıklanmış gibi söyledi. Düşük puan aldığını söyledi daha sonra. Ben de bu duruma şaşırdım ve üzülmemesini ve finallerde toparlayacağını söyledim. Hanımefendi şaka yapmış bana. Allah resmen yukarıdan sinirlerimi sınıyor. Aramızda geçen bu aptalca diyalogdan sonra kitap okumaya devam ettim. O da salak salak selfie çekmeye devam etti. Bide bana gösteriyor nasıl diye. Allahım çıldırıcam. Beni sinir eden tarafı takındığı tavırdı. Tavırları gerçekten hoş değildi açıkçası. Sınıfta iyi anlaştığım çok az insan var. Hindu çalıştığı için okula gelmiyor. Normalde onunla sohbet etmek çok keyifli. Gerçi o da bazen sohbet esnasında bilmişlik taslıyor ama özünde şahane bir insan. Her şeyden önemlisi tanıdığım gibi kalan birisi. Üniversitede ilk tanıştığımızda nasılsak şimdi de öyleyiz yani. O yüzden onun arkadaşlığını önemsiyorum. Hasta olduğumda geçmiş olsun mesajı atan, okula gitmediğimde bir sıkıntın mı var diye merak eden birisi sonuçta. O yüzden onun yeri bende çok ayrıdır. Onun yaptığı arkadaşlığı okulda kimse yapmadı şu ana kadar bana.
  Ha daha sonra Sırma not ortalamamı sordu düşmanca bir tavırla. Bu beni çok rahatsız etti. Kendi not ortalamasını söylemeyip ağzımdan laf almaya çalışmasını sezdiğimden beri pozitif bir şey düşünemiyorum onun hakkında. O an gözlerindeki o düşmanımsı kıskanç bakışlarını görseydin bana hak verirdin inan bana. Demek istediğim o an beni bir arkadaşı olarak değil de azılı bir düşmanı olarak görüyordu sanki. Hiç tasvip etmediğim şeyler bunlar. Ortalamamı söyledim daha sonra onun ortalamasını sordum yarım ağızla bir şeyler geveledi. Ben bazı insanları gerçekten anlamıyorum. Al Efsunu vur buna. Sohbetimi azaltmaya karar verdim. Böylesi daha iyi benim için. Zaten Haziran'dan sonra kimseyle görüşmeyeceğim için bunun artık pek önemi yok. Diplomasını alan arkasına bakmadan kaçacak. Bu hep böyle olmuştur. Mezunların bir araya gelişlerini her zaman anlamsız bulmuşumdur. Fotoğraflarda bir arada olan ama aslında hiçbir zaman bir arada olamamış insanların buluşması benim gözümde.
   Öğretmenlik eğitimi aldığım için hayattan bıkma seviyem bir kez daha yükseldi. Bir belge alabilmek için kırk takla attırıyorlar resmen ya. Öğretmenliği seviyorum aslında ama hafta sonu katıldığım eğitim faaliyetlerinden fazlasıyla memnuniyetsizim. İnsanı eğitimden soğutmak için ellerinden geleni yapıyorlar blog görmen lazım. 12 saat derse giriyorum 500 kişiyle. Sabahları uyanamıyorum, okulda zor ayakta duruyorum, ders arası çoğu zaman verilmiyor ve müdemadiyen aç kalıyorum falan. Akşamın zifir karanlığında eve dönüyorum. Bu benim için katlanılmaz bir şey. Çoğu hocaya da tahammül edemediğim için dersi dinlemekten gına geliyor. Hele bir hoca var dersi anlatmıyor adeta dersle savaşıyor. Sesi öyle kötü ki anlattığı her şey kulağımda cızırtı yapıyor. Hal böyle olunca bu eğitim serüveni benim için çileye dönüşüyor. Hafta sonum zehir oluyor anlayacağın. Evde olsaydım en azından kaçırdığım birkaç tiyatroya giderdim ama vaktim o kadar az ki üzülmeye bile fırsat bulamıyorum artık inan bana. Bugün evde olduğum için yine düşüncelerim üzerime çöreklenmiş. Başımdan da def edemiyorum eskisi gibi. Dışarı çıkıp derin nefes alıp verip yürüyüş yapmaktan başka çarem yok şimdilik.
   Geçen hafta sonu öğretmenlik kursunun yaptığı vizelere girdim. Allahın cezaları soruları zor sormak için ellerinden geleni yapmışlar ya. Bir günde o kadar çok sınava girdim ki feleğim şaştı. Dün artık hem yürüyor hem notları okumaya çalışıyordum halimi görmen lazım. Sınavda birkaç tane doğru şıkkı silmişim salak gibi. Cevapları kontrol edince kendime nasıl kızdım bilmezsin. Test sınavlarından nefret ediyorum nefret. Bendeki de ayrı bir salaklık tabi. Ulan yapmışsın işte soruyu daha niye tekrar dönüp bakıyorsun ya. Bu gidişle büte kalıcam galiba. Dersler gerçekten çok zor ve ne yapacağımı bilmiyorum. Hem okul dersleri hem buradaki derslerin yükü omzuma bindi resmen. Sınavdan sonra herkes isyan halindeydi. Çoğu kişinin sınavı iyi geçmemiş. Demek ki yalnız değilim bu konuda. En kötü bütte veririm artık sağlık olsun diye teselli ediyorum kendimi artık napim.
   Çoğu insanın sevgiye karşı alerjisi olduğunu düşünüyorum bazen. Mesela ben sevdiğim bir arkadaşımla kahve içmeyi çok severim. Staj döneminde stajyer arkadaşımla birlikte sık sık yemek yerdik ve bundan büyük keyif alırdım. Bir gün iş çıkışı yemek yemeye gittik. Beraber pizza yerken çok keyiflenmiştim ve ona ''Seninle yemek yemeyi çok seviyorum, iyi ki gelmişiz ya'' dedim o gün. Bu sözlerimden sonra gülümseyip o da aynı şeyi söyledi ama o günden sonra birlikte yemek yemedik. Onun işleri benim otobüse yetişme çabalarım yüzünden tekrar bir araya gelememiştik. Bu sana da oldu mu bilmiyorum ama garip bir şey. İnsanlar sevgiyi zayıflık olarak mı algılıyor yoksa? Anlam veremiyorum artık doğrusu. Ne zaman birine seviyorum diye başlayan cümle kursam o kişiyle o faaliyeti bir daha yapamıyoruz. Kahve içmeyi seviyorum diyorum bir daha kahve içemiyoruz falan. Biri bana böyle söylese çok mutlu olurdum herhalde ama nerdee anca duvarlara bakıp dakikaları sayıyorum anca. Böyle şeylerle karşılaşınca hevesim kaçıyor her şeye karşı. Sevmenin veya sevilmenin anlamsız olduğunu düşünmeme sebep oluyorlar.
   Fotoğraf çekmediğim yıllar çoğaldı. Fotoğrafımın olmadığı yıllarda sanki yaşamıyormuşum gibi hissediyorum artık. İnsanlar bu hevesimi de kursağımda bırakmayı başardılar. Artık hiçbir şeye heves etmiyorum. Çünkü eninde sonunda onun biteceğini ve beni memnun etmeyeceğini biliyorum. Geçen gün ekşi'de intihar etmemem için bir sebep söyle başlığını okudum. Orada yazılanların beni etkilediğini fark ettim. Ne kadar anlamlı şeyler yazmışlar okuman lazım. ''Ben sana her türlü yardımda bulunurum yeter ki buna kalkışma'' gibi çok entry okudum. Bir yerlerde hala düşünceli insanların olduğunu bilmek bir nebze olsa da iyi hissettirdi.
   Hiçbir şeyin üstesinden gelemiyormuşum gibi hissediyorum şu sıralar. Her şeye karşı o kadar tepkisiz kaldım ki tepki vermenin nasıl bir şey olduğunu unuttum valla. Rüyalarımı bile doğru düzgün hatırlamıyorum. Sevdicek'i stalklarken kötü bir gerçekle yüzleştim. Başka biriyle fotoğrafını atmış. Benimle olan fotoğrafını paylaşmasını beklerdim ama eminim çoktan silmiştir onu. Oysa ben o fotoğrafa dakikalarca baktığımı bilirim. Değmiyor abi bu zamanda sevmek bile değmiyor. Ne zaman biri tarafından değer verilen kişi olacağım gerçekten merak ediyorum. Salaklık bende ki zorla buluşma ayarladım. Neye el atsam mahvediyorum blog ve bunu durduramıyorum. Orange is the new black dizisinde Morello diyordu bu sözü şimdi hatırladım bak. O diziyi de çok ama çok severim.
  Geçen gün markette dolaşırken Pringles gördüm ve uzun zamandır Pringles yemediğimi fark ettim. Kendim için ufak mutluluklar yaratmaya çalışıyorum şu sıralar. Pringles alıp film izlemek bir nevi terapi benim için. Hayatım kocaman bir boşluktan ibaret, neresinden tutarsam tutayım elimde kalıyor. Odamı güzelleştirsin diye en sevdiğim sanat eserinin tablosunu aldım. Ona baktıkça huzurlu oluyorum. Bir yerde okumuştum, sanat eserlerine bakan kişiler daha çok huzurlu oluyormuş. Bakarsın bu sayede nirnavaya ulaşırım ha. Gelecek beni çok endişelendiriyor. Bu endişeye rağmen yaşama odaklanmaya çalışıyorum. Okuldakilerin bana verebileceği pek fazla bir şey kalmadı artık. Vakit öldürmek için konuşuyorum artık. Herkes kendi yoluna gidiyor en nihayetinde.
   En son birinin bana sarıldığını hatırlamıyorum artık. Sevgi de yitip gidiyormuş bir süre sonra onu anladım. İşin en kötü yanı bunların daha iyi günlerim olduğunu ve hayatın giderek zorlaşacağını bilmem. Çünkü hayat böyledir gittikçe zorlaşır ta ki sen ipleri bırakıp vazgeçene kadar. Kendi enkazımdan sağ sağlim çıkabileceğime inanıyorum bir gün. Enkazın altında kaldıkça nefesim kesiliyor zaten. Umarım bunu çabuk atlatırım. Atlatıcam, her şey nasıl geçip gittiyse ve bütün olanları nasıl atlattıysam bunu  da atlatıcam.  En azından kendimi böyle kandırmayı başarabilirim. Gidip shameless izleyeyim bari.

Kendine iyi davran

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Aslında hayat böyle değildir, giderek zorlaşmaz. Sen uyum sağlamayı öğrenirsin ve mevzuları stabilize etmeye başlarsın. Hayatı inişleri ve çıkışlarıyla kabullendiğinde hiçbir şey o kadar çözülemez görünmez. Tabii ki derdin sıkıntın hep olur ama "aşamıyorum, yapamıyorum, yapamayacağım" diye kendini darlamayı bırakırsın. Biraz pozitif düşünmek hayat kurtarıcı olabilir.

    Bana hep şey derler, sen saplantılı, sürünmeli aşkları seviyorsun. Bence sen de biraz acı çekmeyi ve kaybeden olmayı içten içe seviyorsun Vişne. Kendini özel ya da farklı hissetmenin tek yolu, insanlarla arana uçurumlar sokmak ve bunun bir yandan acısını çekerken bir yandan hazzını yaşamak değil. Hepimiz bir noktada kesişiyoruz, bir noktada farklıyız. Bir arkadaşıma şey demiştim "Ya bu yeryüzünün en aptal insanı dediğin birini bul, otur onunla bir kahve iç, derinlikli bir diyalog kur, o insanda bile kendinden bir şeyler bulmazsan gel suratıma tükür." Çünkü böyledir, en nihayetinde hepimiz insanız.

    Bu kadar yalnız oluşunun nedenlerinden biri, bence insanlara toleransının çok düşük olması. Çevrende düşmanlar, artniyet, samimiyetsizlik görüyorsun sürekli, bunu bırak. Bak burada sana sallamak için yazmıyorum asla bunları, beni yanlış anlama. Yalnızca yardımcı olmaya çalışıyorum. Neysen, onu yansıtırsın, insanlarda da onu görürsün. Birazcık iyi niyet her şeyi çözecek aslında. Arkadaşın belki de aceleyle yazdı o an o mesajı, o yüzden "çıkar mısın" demek yerine "çık" dedi. Sadece regl olduğu için çok gergin olabilir ve insanlara nasıl davrandığının farkında olmayabilir bile :D Sana ortalamanı sormuş, sense onda bir düşman görmüşsün. Düşmanca davrandığını bile varsaysak, bunun tek nedeni kendisiyle ilgili kaygıları olabilir, neden affedemiyorsun onu? Niye yardım edemiyorsun? Neden hayatından şutluyorsun, birkaç post öncesinde ne kadar iyi anlaştığınızı yazıyordun?

    Kim bilir sen insanlara karşı nasıl hatalar yapıyorsun farkında bile olmadan. Sen affediliyorsun, onların affedilmeye hakkı yok mu? Kendine bakmanı öneriyorum, içindeki kötü niyeti gör, kendinden nefret et. Sonra kendine yine bak, kendindeki iyi niyeti gör. Ne kadar genç ne kadar yetenekli olduğunu gör, neler yapabileceğini, ne kadar duygusal ve iyi biri olduğunu gör, sonra da kendini sev. Sonra nefret ettiklerini de sev, zamanla kaybolurlar zaten sen sevdikçe kusurlar.

    YanıtlaSil
  2. Vişne, şu sarılma ve sevgi konusunda sana bir şey hatırlatmak istiyorum. İstersen geri kafalı ya da dar kafalı olduğumu düşünebilirsin ama biz kadınlar normal arkadaşımız olan erkeklere pek sarılmayız. Yani neden sarılalım ki? Hele sevgilimiz varsa hiç sarılmayız. Sevgi konusunda da, sevgilim dışında bir erkek bana senin davrandığın gibi davransa, sevgisini yansıtsa ya da sarılmak istese ben olumlu dönüş yapmazdım. Çünkü o kadar bıktık ki arkadaşlığı başka yöne çekmeye çalışan tiplerden, ben yıllardır hiç muhatap olmuyorum açıkçası. Senin öyle olmadığını çok iyi biliyorum yıllardır okuduğum için, ama karşındaki insan bilmiyor olabilir. Pizza yediğin arkadaşın kadın mı erkek mi bilmiyorum ama erkekse de, "seninle yemek yemeyi çok seviyorum" cümlesini normal karşıladığına emin olmalısın belki de. Belki de çok yargılayıcı oldu bu yorum ama sevgini bu kadar açıkça ifade etme ki üzülme. Biliyorum bu cümle çok acımasız bir cümle ama insanlar böyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Moira. Bu yönden düşünmemiştim hiç. Stajyer arkadaşım kızdı bu arada ama art diyetli olarak söylemedim bunu. Teşekkür ederim yorumun için

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe