Şimdi bir semt adı vefa

Pazartesi, Ocak 16, 2017

Sınavlarım bittikten sonra kendimi toparlayamadım. Bir hafta boyunca eve kapanıp düşünce krizlerimi atlatmaya çalıştım tek başıma. Bir nevi inzivaya çekilmiş saydım kendimi. Düşüncelerimle baş başa kalırsam belki iyi gelir bana diye düşünmüştüm başlangıçta ama istediğim gibi olmadı. Kar yağdığında sevinmedim. Eskiden olsa dışarı çıkar poşetle karda kayardım ama artık bunu gerçekten istemediğimi fark ettim. Çünkü arkadaşlarımla birlikte olmadıktan sonra bunun çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Her şeye karşı olan ilgim giderek kayboluyor. Karın yağmasına bile aldırış etmiyorum artık. Elbet o da bir gün eriyip gidecek deyip perdeyi çekmek daha çok işime geliyordu. Evimin önünde boyumun yarısına kadar gelen bir kar vardı. Birkaç gün eve hapsolmuş gibi hissetmiştim. Aynı şeyleri yiyor, aynı şeyleri okuyor,a aynı şeyleri izliyordum. Üzerimdeki kıyafetler bile değişmemişti. Kendimi bi ara black mirror dizisinde gibi hissetmiştim. White Christmas bölümü beni tam anlamıyla deliye çevirdi. O kadar etkileyici bir bölümdü ki izledikten sonra bir süre kendi gerçekliğimin farkına varamadım. Ya ben de o fanusun içinde hapsolmuşsam diye düşünmeden edemedim. Güzel bölümdü vesselam. İzlemediyseniz mutlaka bakın o bölüme, şahaneydi.
   Sınavlar bitince arkadaşlıklar da bitiyor benim hayatımda. Neden böyle oluyor inanın ben de bilmiyorum ama bunu sorgulamayı çoktan bıraktım artık. Önemli olan kişinin her şeye rağmen kendi hayatına devam edebilmesiymiş. Ben bunu anladım artık. O yüzden neden sevilmediğimin üzerinde çok fazla durmuyorum artık. İstedikleri erkek formuna sahip değilim belki de ondan. İyi bir vücudum, karizmatik bir yüzüm, beni şık gösterecek esaslı kıyafetlerim yok. Olmasın zaten çok da mühim değil artık. Önemli olan içinde bulunduğum durumda benim ne derece mutlu olduğumdur. Peki içinde bulunduğum durumdan mutlu muyum? Hayır, değilim. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünüyorum artık. Bir yerden başlamam gerektiğini düşünüyorum yoksa beni deli eden düşüncelerimin esiri olmaktan başka bir şey olamayacağım.
   Bu hayatta önemli olan şey başkalarının seni sevip sevmemesi önemli değil, önemli olan senin kendini ne kadar çok sevdiğinmiş. O yüzden başkalarının beni sevmesine çok da takılmıyorum artık. Daha doğrusu bu durumun üzerinde çok durmamayı düşünüyorum. Çünkü sevmek içten gelen bir şeydir ve insan bir şeyi zorla sevemez. Bu yüzden üzerime düşeni yapıp diğerlerini kendi hallerine bırakmayı tercih ediyorum artık. Yeni kararlar aldığım nasıl da belli oluyor dimi? Evet canım hayatıma devam edebilmem için yeni kararlar almam lazımdı ama bunları gerçekten uygulayabileceğimi merak ediyorum.
  İşin özü şu: Çevremdeki insanlara en ufak bir güven duymuyorum artık. Bu tabii ki senin için geçerli değil. Buradaki insanlar üzerine alınmasın. Hepiniz benim bebeklerimsiniz çünkü. Ne yaparsam yapayım sağlıklı ilişkiler kuramıyorum. Çoğu arkadaş ilişkim havada kalıyor. Hal böyle olunca bende heves falan kalmıyor. O yüzden bütün bunları geride bırakmayı daha doğru buluyorum. Özgeyle aramız bozuldu mesela ama bunun hallolması için uğraşmayacağım. Niye uğraşayım ki. Benim arkadaşlığımı hak etmeyen birisi için kılımı bile kıpırdatmayacağım. Artık böyle davranmaya karar verdim.
   Sırma ve Grace bir dersten büte kalmış. Sabah onların mesajına uyandım. Benim de kalıp kalmadığımı merak ediyorlar. Kalmadığımı söylediğimde mesaj atmayı bıraktılar. Hoca iflah olmaz bir gerizekalı olduğu için düşük puan vermiş bana da. İstediğim harf notunu alamadığım için sinirlendim biraz. Kolay bir dersi bu hale getirmeye ne gerek vardı çok merak ediyorum. Hep egosu yüzünden işte. O kadar egolu birisi ki öğrencisinin iyiliğini umursamıyor. Sinir oluyorum böyle insanlara. Bölüm derslerinden geçtim şimdilik ve mezun olmama çok az kaldı diyebilirim.
   Öğretmenlik sınavlarında büte kaldım büyük ihtimalle. Çünkü dünkü sınavım rezalet ötesiydi. Gudubet bir hoca var öğretmenlik dersi veren. Onun dersinin sınavı o kadar zordu ki ne yapacağımı bilemedim sınavda. Zaten dün çok kötüydü benim için. Dışarda o yağmurun altında dakikalarca dolmuşun gelmesini bekledim. Yarım saat sonra geldi ama ben buzdan heykele dönüştüm resmen. Sonra metroya binmek için vagona girdim ve tam o sırada bi annenin çocuğunu bağırarak dışarı çıkardığını duydum. Çocuğu yere kustuğu için bağırıyordu durmadan. İçimden allahım bugun bir kabus olmalı diye düşündüm durmadan. Vagon değiştirdim daha sonra da metrodan inip başka bir metro bekledim. Çok zordu benim için böyle bir şeye tanık olmak. Daha sonra okula vardım. Sınava gireceğim yer allahın unuttuğu bir yerdeydi. Yarım saat dışarda yine beklettiler bizi. Sınava girdiğim sınıf o kadar boğuktu ki nefes alamadım bir süre. Oturduğum sıra da durmadan sallandığı için sorulara odaklanamadım. Sinir oldum anlayacağın dün. Sorular da bir hayli zor olunca içimden küfür ede ede soruları çözdüm. O kadar çalıştım ama bir halta yaramadı. Hayatımda ilk defa büte gireceğim, çok tuhaf hissediyorum bu yüzden.
   Sınavdan çıktıktan sonra o kadar sinirlendim ki bir yandan yürüyor bir yandan küfür yağdırıyordum. Bir ara konteynıra tekme attım çünkü hıncımı alamadım. Eve hayal kırıklığıyla geldim. Bunu bizimkilere anlatmak sanıldığı kadar kolay olmadı benim için. Kendimi yiyip bitirmekten vazgeçtim. Sürekli bir telaş halinde yaşamaktan bıktım. Eeh ne olacaksa olsun sikerler düşüncesi hakim şu sıralar hayatımda. Dolapta yılbaşından kalma bira vardı. Çerezler, cipsle birayı yanıma alıp Daredevil'ın son sezonunu bitirdim. Çok boktan bitti yalnız sezon sinir oldum. Sınavlarımın bitmiş olmasına çok sevindim o an. Bu da benim için bir kutlama ritüeli gibi bir şeydi ve bir nebze iyi geldi. Bugün hala başım dönüyor. Geçen hafta düşünce krizim yüzünden sakinleştirici almak zorunda kaldım. İlaçlar bir nebze düşüncelerimden uzaklaştırdı beni. Cumartesi günü dışarı çıktığımda algımı mahvetti tabi. Dışardaki dünyaya uyum sağlayamadım bir süre algımın dengesi şaştığı için. O günkü sınavlarım iyi geçti bir nebze o yüzden içim rahat. Dünkü sınavlarımsa tam bir rezalet. Kendimi aptal gibi hissettim. Sınavdan çıkanlar isyan halindeydi. Büyük çoğunluk dersten kalacak galiba. Delirmeden şu okuldan mezun olursam çok sevinicem valla. Ortalamamı da umursamıyorum artık. Bu zamana kadar umursadım da noldu onur belgesi bile vermediler. - ki belgeyi hak edecek ortalamaya sahibim- O yüzden tek amacım mezun olmak ve işe girmek.
   Neden insanlar beni sürekli hayal kırıklığına uğratmak zorunda anlamıyorum. Belki ben de başkaları için birer hayal kırıklığımdır, bilemiyorum. Tek bildiğim şey sürekli bunu yaşamam. Beklentilerimi çok yükseltmiyorum bu yüzden ama ne yaparsam yapayım bazı şeyler yerli yerine oturmuyor. Sinemaya tek başıma gitmem gerekiyor ama gitmek istemiyorum. Tek başıma olmaktan rahatsız oluyorum çoğu zaman. Dışardaki dünyaya alışmak çok yorucu benim için. Herkes sevdiğiyle, tanıdığıyla, arkadaşıyla birlikteyken benim tek başıma yollarda yürümem garip geliyor bazen bana. Belki de böyle olması daha iyi benim için olaya bide öyle bakıyorum. Kazanan tabii ki diğer düşüncem oluyor. Dışarıda olmayı sevmiyorum galiba. Günlük ilişkilerde maske takmak zorunda kalmak çok zahmetli. Gerçi Artemis mutluluk maskesi takıp hiçbir şey olmamış gibi davranmamı tavsiye etmişti. Bazen onun bu söylediklerini düşünüyorum. Cessie'nin dediklerini daha çok düşünme fırsatı buluyorum. Keşke onların yaptıklarını çevremdekiler yapsalardı ama nerdee.
   Kendime acımaya son verdim. Bu acıma işini de yalnızca ben yapabilirim. Başkalarının bana acımasını asla istemem. Acıyan kişi ben olmalıyım yoksa buna katlanamam. O yüzden ilk olarak bu acıma işine son vermeye karar verdim. Düşüncelerimi rayına koymaya ilk buradan başlamaya karar verdim. Evet, hayatımın büyük bir kısmında mutsuzluk hakim ama bunu içselleştirmeye gerek görmüyorum artık. Demek istediğim şey, her şey geçici ve bu mutsuzluğun da bir son kullanma tarihi var. Eninde sonunda her şey bitiyor. Başkaları beni niye sevmiyor diye düşünmek anlamsız bu yüzden. Kendimi bu düşüncelere bağlayarak yaşayamayacağımı anladım. Bunu nasıl fark ettim bilmiyorum ama bunun daha doğru olduğunu düşünmeye başladım artık.
   Gerçek hayatta, yani dışarıda gördüğümüz hayatta kendine acıma diye bir şey yoktur. Kurtlar sofrası demek biraz fazla kaçar ama tehlikelerle dolu bir ortamda yaşıyoruz ve bu ortamdaki tehlike her geçen gün artıyor. Bu yüzden kendine acımak yerine sağlam bir duruş sergilemek bana doğru geliyor. Dışardan bakıldığında güçsüz biri olarak görülmediğimi düşünüyorum sadece fazla sakin olabilirim. Kendime olan nefretimi tamamen içimde saklıyorum. Kimse üzgün bir insanla arkadaşlık kurmak istemez kabul edelim şimdi. O yüzden kendi üzüntülerimi kendime anlatıp öyle kurtulmaya çalışıyorum şu sıralar. Delirdiğimi de düşünenler olabilir belki ama deli değilim. Dışardaki hayatta kendine acıyanlara yer yoktur hiçbir zaman. Bu yüzden ne olursa olsun güçlü olmak zorundayız. Başka türlü bunun üstesinden gelemeyiz.
   Ben telefona çok bağlı yaşıyormuşum onu fark ettim. Her gün durmadan birileri mesaj atsın diye telefonu kontrol ediyorum ama mesaj atan genelde olmuyor. Ben mesaj attığımda da insanları sık boğaz ediyormuşum gibi hissediyorum. O yüzden bu huyumdan vazgeçmeye karar verdim. Telefonumu uçak moduna alıp kitap okumaya veya film izlemeye karar verdim. Sömestrdayız diye mesaj atan da yok zaten. ''Hayır hiç mi bi arkadaşım düşünmez vişne gel bir yerlere gidelim diye ya. '' diye düşünmekten vazgeçtim. Bir şey olmuyorsa belli ki bir iyi bir sebebi olmalı diyerek kendime bu durumu izah etmeye çalışıyorum.
   Kimseden bir şey beklememek gerekiyor. Artık berbat bir dünyada yaşıyoruz ve her şey anlamını yitirmiş bir durumda. Bunu bizler yaptık. İnsanoğlu hayatın anlamını bozarak onu anlamsız bir yığına dönüştürdü. Hep eskiden bahseder insanlar, eskiden yaşamanın ne kadar güzel olduğunu anlatırlar. Şimdi bunları hatırlayanlar o kadar az ki gerisini siz tahmin edin artık. Demek istediğim şey bu anlamsızlığı biz kendimiz yaptık. İnsan ilişkilerini öyle bir boyuta taşıdık ki artık insanlar aynı masada birbirinin yüzüne bakmadan konuşuyorlar. Hayatın kendisi anlamlıydı aslında bir zamanlar ama sonradan  o da anlamını yitirdi. Fotokopi gibi günler yaşıyorum. Hayattan genel anlamda memnun değilim. Bundan sonra da memnun olacağımı düşünmüyorum. Kendi mutsuzluğumu güce çevirmeye çalışıyorum şimdilerde.
   Bide şey düşünüyorum bi insan neden benimle görüşmek istesin ki? Ona üzüntümden başka ne verebilirim? Sinema, edebiyat, sanat dışında insanla ne konuşabilirim bilmiyorum. Kendi mutsuzluğumdan bahsettiğimde bir daha aynı insanla görüşemiyorum maalesef. Çünkü dediğim gibi mutsuz insanla konuşmayı kimse istemez. Mutsuz birisinin de öyle çok arkadaşı olmuyor farkındaysan. Ben de onlardan biriyim. Eskiden bu durumu çok umursuyordum biliyorsun. Bunun üzerinde fazla durmanın doğru olmadığına karar verdim. Kendimi hayat denilen bu cehennemden kurtarmanın alternatif yollarını arıyorum şimdilerde.
   Burada anlattığım çoğu şey kendi iç sesimin sayıklamalarından ibaret aslına bakarsan. Kendi mutsuzluklarından, öfkeden yazarak kurtulmaya çalışan birisiyim sadece. Yıllarca yazıyorum ama hala bir yol kat edememişim ona üzülüyorum. İnsanlar neler neler yapıyor ben hala neden böyle sorusuyla baş etmeye çalışıyorum. Deli çoktan başını alıp nehri geçti ben öteki kıyıda hala bu nehirden nasıl geçerim diye düşünüyorum. Artık bunu yapamam. Yapmamalıyım. Deli cesareti gibi bir şeye sahip olmalıyım. Bu da ancak hayatı yaşayarak elde edilen bir şey bence. Ben hayatı yaşıyor muyum peki? Hayır pek yaşadığım söylenemez. Sadece bir şeylere tahammül ediyorum. En son deli cesareti bana geldiğinde evlatlıktan reddedilmiştim. Babamla yaşadığım şiddetli kavga yüzünden tabii ki. Kendi ayaklarımın üzerinde durduğumda yapacağım ilk şey bu evden gitmek olacak. Az eşyalı bir evde yaşamaya razıyım yeter ki kafam rahat olsun. Azıcık aşım ağrısız başım derler ya hani benimkisi de o hesap.
   Tanıdığım bütün arkadaşlarım bir telefonun içinde yer alıyor. Onları sadece bir ekran aracılığıyla görebiliyorum. Bu o kadar berbat bir şey ki anlatamam. Snapchatte neler yaptıklarını görmek bazen beni her şeyden daha da uzaklaştırıyor. Neden böyle olmak zorunda diye düşünmeden edemiyorum. Sana da garip gelmiyor mu bu? Bütün arkadaşlarını bir ekrandan izlemek, yüz yüze konuşamamak falan çok acayip ya. Telefon rehberinde 100 tane isim yer alıyor ama en üzgün hissettiğin zamanlarda kim omzunu uzatıyor sana? Kim sırtını sıvazlayıp üzülme diyor? Kendime en çok sorduğum iki soru bu. Aynalara bakıp kendime kızmanın bir manası yok. Çirkinliğim kendi doğamın bir parçası. Keşke böyle olmasaydı diyorum ama bu da benim sınavım galiba.
   Nisbi, sınıftaki maviş ile konuşmaya başlamış. Bunu öğrendiğimde çok sinirlendim. Abi biz birlikte mavişe cephe alan insanlardık ne oldu da bunlar arkadaş oldu anlamıyorum. Bide bana diyor ki maviş değişti. Hayır efendim değişmedi, o sinsilikte olan biri değişemez. Beni dışladığı günleri hala unutmuyorum. Aynı şeyi ona yapma fırsatı elime geçer umarım. Bir zamanlar mavişin beni dışladığını bildiği halde nisbi'nin böyle yapmasına çok şaşırdım. Arkadaşlığın kuralı biri de nefret edilen biriyle arkadaş olunamaz. Düşünsene yakın arkadaşın en nefret ettiğin insanla arkadaş oluyor. Allah aşkına bunun nesi doğru geliyor. Nisbi'nin bu tercihi hoşuma gitmedi açıkçası.
   Ağlaklığıma son veriyorum çocuklar. Kendimi daha fazla düşünce bataklığa sürüklemek istemiyorum. Kötü düşüncelerim üzerime gelince dans etmeyi deniyorum kısmen işe yarıyor. İnsanlara bel bağlamak gibi bir aptallığa düşmemeye çalışacağım. İçimde iyi ve güzel olan ne varsa mahvoldu. Kimse düşerken elimi tutmadı, düştüğüm kuyunun duvarlarına tırmana tırmana kuyudan çıkmaya çalışıyorum ve anlıyorum ki kişiyi ancak kendisi kurtarabilirmiş. Geç oldu ama sonunda anladım. Tebrik ederim. Beni hissiz bir pislik yapmayı başardınız sonunda.

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Evet ya..Rehberde, whatsapta yüzlerce kişi ama ölüyorum desen bir bardak su verecek 2 kişi çıkmaz..Geçen hafta çok zordu benim için, koca koca kadınlarız, çok da iyi olduğumuzu zannettiğim biri ile aramızda bir soğukluk vardı. Ben de kendimce varsayımlarda bulunmuştum vs. Bana ciddi bir yamuğu olmuştu, özür bekliyordum, perşembe günü daha fazla dayanamayıp, üstelik kafede biraz söylendim, sonra da yanına gittim. Taaa ağustos ayında olmuş bir olaydan dolayı beni affetmediğini öğrendim altı ay sonra..Çok sarsıldım. Daha da zoru bunu anlatmak için kimseyi bulamadım, telefonda biraz bahsettim ama istediğim şöyle karşılıklı, yüz yüze anlatıp ağlayabileceğim biriydi..Tüm sosyal medya hesaplarımı kapattım, sana da tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötü bir deneyim olmuş senin için. Keşke böyle bir şeyle karşılaşmasaydın Elif. Sosyal medya hesaplarını kapatmak geçici bir çözüm olabilir dediğin gibi ama her zaman işe yaramıyor. Ben ara ara kapatıyorum zaten, daha iyi oluyor ama yaptığım iş gereği açık olmak zorunda hesaplarım. Yaşadığın olay arkadaşlarını daha iyi tanımana yardımcı oldu bir de öyle düşün. Umarım aynı şeyi tekrar yaşamazsın. :/

      Sil
  2. Şu hayatta seni senden başkası mutlu edemez buna emin ol. O yüzden benimle görüşmek istemiyorlar vs vs düşünceleri at kafandan, kimseye ihtiyacın olmasın. Her insan değerlidir, sen de değerlisin. Çok karamsar düşüncelere girmişsin boşver ya hayat o kadar uzun değil. Kendin gül, eğlen bırak deli desinler :) bırak onlar düşünsünler :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Pollyanna bu düşüncelerden kurtulmaya çalışıyorum o yüzden. Hayata pozitif yönden bakamıyorum ama deniyorum işte kendimce. Gülmeyi deniyorum şu sıralar. Kendi kendine gülmenin hali bi başka oluyor :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe