Öfke sayıklamaları

Pazartesi, Mart 13, 2017

    Yazmayalı o kadar uzun zaman oldu ki anlatmaya nereden başlasam bilmiyorum. Nedenini bilmediğim içsel sıkıntılar yaşıyorum şu sıralar. Bir an geliyor insanlara ihtiyaç duymadığımı fark ediyorum daha sonraysa bu yalnızlığın beni derinden etkilediğini fark ediyorum. Duygusal gelgitlerle kapılarak yaşamaya çalışmak inan bana çok zor. Bugün evde olduğum için rahat rahat dinlenebilme fırsatı buldum. Diğer günler çoğunlukla yorgunlukla geçiyor. Sabahları erken uyandığım için çok bitkin oluyorum. Gözlerim kapalı bir şekilde kahvaltı yapıyorum çoğu zaman.
  Son zamanlarda vaktimin büyük kısmını Grace ile geçiriyorum. Dersler bittikten sonra yemek yiyor ardından derin sohbetlere dalıyoruz. Korkma canım öyle derin felsefik şeylerden bahsetmiyoruz. Sadece her konudan konuşabilmenin tadını çıkarıyoruz diyebilirim. Konuştukça birbirimizi daha iyi anladığımızı hissediyorum. Benim çok iyi bir gözlemci olduğumu söylüyor sık sık. Grup sohbetlerinde fazla konuşmayı sevmiyorum genelde. Herkesin ilgisini çekecek düzeyde bir konuşma aurasına sahip değilim ondan. Bazı insanların öyle özelliği vardır. Daha söze başlamadan sesiyle onu dinleyenleri etkisi altına alır. Ben sadece zor zamanlarda imdada koşan sıradan biriyim insanlar için.
  Bu hafta beni mutlu eden şeyler oldu. Grace ile birlikte film gösterimine gittik bir müzeye. Dersten sonra yemek yedikten sonra konuşa konuşa müzeye gittik. Benim modum düşüktü biraz çünkü sınıftakiler canımı sıkıyor biraz. Fazla anlam yüklemediğim zaman her şey çok anlamsız geliyor gözüme. Bu durumdan nefret ediyorum. Birkaç ay sonra mezun olduğumda o anları özleyeceğim belki de neden anlam yüklemek bu kadar yanlış anlamıyorum bazen.
  Sınıf arkadaşlarım oldukça mutsuz. Çünkü hepsinde gelecek kaygısı var. Çoğu yüksek lisans düşünüyor ama anca düşündükleriyle kalırlar. Son senede mi akıllarına geldi yüksek lisans yapmak allah aşkına. O yüzden lafta kalır bu söyledikleri bence. Hem zaten söylediklerine inanmıyorum. Dışımdan ''inş cnm yaa :))'' diyorum sadece. Ben bu öğretmenlik işi için çabalıyorum şu sıralar. Staja gidip geliyorum bir okula. Benim için fazlasıyla ilginç geçiyor. Stajda birçok deneyim yaşıyorum. Daha sonra anlatırım belki okulu.
  Grace ile müzedeyken epey eğlendik. Müzenin bir bölümünde tüylü perdelerden oluşan bir geçit vardı. Bana oradan geçmem gerektiğini ve bundan çok keyif alacağımı söyledi. Geçidin arkasında ne var diye sorduğumda söylemedi. Sonra ben ufak bir telaş yaptım. Çünkü bilinmemezliğin verdiği telaş başka bir şey. Neyle karşılaşacağını bilmediğin bir ortama girmenin tuhaf bir heyecanı vardı içimde. Ya korkulu bir şey varsa diye sorunca endişelenmem gerektiğini söyledi. Daha sonra bana güç vermek için elimi tuttu. Gözlerini kapatarak gir, öyle daha anlamlı oluyor dedikten sonra onun elini tutup geçitten geçtik. Çok tuhaf ama bir o kadar güzel bir deneyimdi benim için. Elimi tutması bana tarifsiz bir huzur verdi. Daha önce hiçbir arkadaşım elimi tutmamıştı. İçeri girerken çok mutlu oldum. Odanın içinde havada dönen dünya maketi ve garip çalan bir şarkı vardı. Duvarlarda yıldızlar parlıyordu. Büyülü bir atmosfere girmiş gibiydik. Ben oranın tadını çıkarırken o köşede durup fotoğraf çekti. Bu benim için unutulmaz bir andı. Kendimi ilk defa güvende ve sevilmiş gibi hissettim.
  Müzeye gitmeden birkaç gün önce cafede sohbet ederken birdenbire durup gözlerimin içine bakarak ''Ya Vişne seni çok seviyorum biliyorsun dimi'' dedi ve gülümsedi. Bu sözlerinde samimiyet vardı. İçten söylediği çok belliydi yani. Teşekkür edip ben de onu sevdiğimi söyledim. Onu anladığım için böyle söylemiş. Yakın arkadaşlarından daha iyi tanıyorum çünkü onu. Yakın arkadaşlarımı çok iyi tanırım. Neyi sevip sevmediklerini bilirim yani ama bunun kıymetini bilen pek yoktur.
  Sırma ve Efsun sinirlerimi fazlasıyla bozuyor. Hele Efsun tam bir manyak. Yemek siparişi verirken sırf komiklik olsun diye garsonu oyaladı sürekli. Yemekle ilgisi gereksiz sorular sordu. Garson artık canından bezdi kızın sorularını yanıtlamaktan. Hiç yaşına göre davranmıyor ona sinir oluyorum. Masada onun gibi davranan kimse yok ve çoğunluk onun bu davranışlarına anlam veremiyor. Komiklik yapmaya çalışıyor ama beceremiyor. Ben karşımda düzgün ve olgun insanlar görmek isterim. Eğlenceli de olabilir elbette ama bunun bir dozu vardır. Ki beni tanıyanlar eğlenceli biri olduğumu bilir ama bunu dozunda yaparım. Garsonu bezdirecek kadar sululuk yapmam yani. Böyle çocuksu hallere tahammül edemiyorum anlayacağın. Kendisi aslında çok zeki ama salak ayağına yatıyor çok belli. Üff aman şunun yüzünü görmeyeceğim günü iple çekiyorum gerçekten. Grace de bu hallerinden hoşlanmıyor benim gibi.
  Sırma, Grace ile aramdaki arkadaşlığı kıskanıyor biraz. Öyle sezdim yani hareketlerinden. Birlikte fotoğraf koyduğumuzda o da eski fotoğraflarını koyuyor. Efsunla fotoğraf çektirip canım kankim diyerek paylaşıyor misal. Aslında konuşmak dışında hiçbir şey yapmıyoruz. Bu hafta sinirlerimi çok bozdu Sırma. Yemek yerken sürekli laf attı, iğneledi sözleriyle. Ben de karşılık verdim durmadan. Karşılık verince daha iyi hissettim. Grace'e göre Sırma'nın sevme şekli buymuş. Hiç alışık olmadığım şeyler bunlar ama yine de anlayış gösteriyorum. Yemek yerken Efsun'la kafa kafaya verip fısır fısır yemek yiyişimi konuşuyorlar. Neymiş kibar yiyormuşum. Ee öküz gibi yemek yememi mi bekliyorlar acaba anlamıyorum. Kaç yaşına gelmiş insanım tabii ki yemeğimi düzgün yemeye özen göstereceğim uygun ortamlarda. Onların bu hareketine aldırmadan yemek yemeğe devam ettim. Sonra fotoğraf çektirdiler. Ben fotoğraf çektirmeye çalışınca Efsun 'Liseliler gibi fotoğraf mı çekiyorsun' diye alaya almaya çalıştı. Bende 'Hayır o sizin yaptığınız şey bence' dedim. Kaldı bir süre öyle.
   Polen desen beni başkalarına tercih ediyor. Staja gittiği arkadaşlarıyla nasıl samimi anlatamam. 2 gün gördüğü insanlar için fotokopi bile alıyor ya. Ben aylardır yanındayım bana bir fotokopi bile almadı. Böyle değerimin bilinmediği zamanlarda insanlardan nefret ediyorum. Neyim yetmiyor anlamıyorum. Neyim eksik geliyor gerçekten hayret ediyorum. Konuysa konu, arkadaşlıksa arkadaşlık eksik olan ne amk ya. Bende göremediği şey ne gerçekten merak ediyorum. Keşke bir kere olsun beni düşündüğünü belli etse ama yok. Zaten beni düşündüğünü belli eden insan kalmadı etrafımda. Grace, Mr. Spook, Ginny var işte. Onun dışındakiler pek benimle bir şey paylaşmıyor. Ben kendimi değerli hissetmek istiyorum ama karşımdakiler bana bunu belli etmiyor. 
  Ginny'nin sevgisine güveniyorum. Çünkü sözlerinde samimi. Bunları anlama konusunda oldukça deneyimli olduğumu düşünüyorum. Üstelik bana bakarken umutlu bakıyor. Arkadaşlığımı sevdiği her haliyle belli ediyor. Çok içten sarılıyor mesela. Bu sarılma işini eskisi kadar kafama takmıyorum. Ev arkadaşı da bana karşı oldukça iyi davranıyor. Arkadaş ortamında bana karşı ilgisi yok oluyor Ginny'nin. Ortamda benden başka bir erkek varsa ilgisi hemen ona kayıyor.
   .....
   Dün yukarıdakileri yazarken kötü bir gün geçirdim. Kötü günüm hala devam ediyor. Anksiyetem depresyonumla birlikte beni içten içte mahvediyor şu an ve elimden hiçbir şey gelmiyor. Çünkü hiçbir şeyin işe yaramayacağını biliyorum. Denedim hala da deniyorum olmuyor maalesef. Çevremdeki insanlar sinirlerimi çok bozuyor son zamanlarda. Soğuk algınlığım olduğu için olsa gerek tahammül edemiyorum çoğu şeye. Bugün yaklaşık iki saat duman altında bir grup arkadaşımla takıldım. O kadar sıkıldım ki anlatamam. Hepsi karşımda duruyor ama orada değiller, bir silüetler sadece. Ginny ilgisini yanımdaki erkeklere vermiş durmadan onlarla konuşuyor. Polen telefonuyla ilgileniyor. Sırma telefonuyla kendi fotoğrafını çekiyor bense boşluğa bakıyorum. 8 kişilik bir ortamda hiç mi anlayan, sohbet eden olmaz anlamıyorum gerçekten. Çok sıkıldım bütün bunlardan, kendimden, sürekli sakin kalmaktan. Bağırmak istiyorum. Tüm öfkemi yüzlerine karşı söylemek istiyorum. İlgisizliklerini, işi düştüklerinde yanımda belirdiklerini tek tek söylemek istiyorum ama sonra içimden bir ses diyor ki ne gerek var siktir et.
   İnsanların yüzünü bile görmek istemiyorum ama dışarıda olmak zorundayım çünkü hayat bir şekilde devam ediyor. Burnumun sürekli akması bile hayattan bezmeme yetiyor. Bazıları depresifliğimi çok anormal buluyormuş. Hayatta beni ben yapan şeylerden birisi de o. O yüzden bu özelliğimi törpülemeye çalışsam da tamamen kafamdan silip atamıyorum. Bipolarım belki de bilmiyorum. Psikaytristle görüşmek istemiyorum çünkü çok ağır ilaç vereceğinden adım gibi eminim. Mesela bi lutstral alsam o haftayı sağ sağlim atlatamam. İçtiğim sakinleştirici de yetmiyor bana. Bak hala sinirliyim, öfkeliyim, mutsuzum ve bunun düzelmesi için umut ediyorum ama sonuç hep hüsran. Elimde boş bir sayfadan başka hiçbir şey yok. Sadece yazarak içimdeki bu öfkeyi dindirmeye çalışıyorum.
  Mr. Spook geçen gün bana bir proje hakkında soru sordu. Hocanın verdiği proje grup çalışmasını içeriyor. Ben de grup çalışmasından ölesiye nefret ediyorum. Bu dönem grupça çalıştığım insanlar var ve bu durum katlanılmaz bir şey. Çünkü sorumluluk almıyorlar, işlerini düzgün yapmıyorlar. Hal böyle olunca verdiğim emeğin heba olacağından kızıyorum. O yüzden bu tarz projelerde tek başıma olmayı tercih ediyorum, sonuç ne olursa olsun. Henüz grup arkadaşım olmadığını söyledim. O da kolumdan tutup beni Zaza'nın yanına koydu. İşte aradığımız eleman bu abi diyerek Zaza'ya söyledi. Ben tabi soğukkanlılığımı koruyarak Grace ile çalışacağımı söyledim. Tabii Grace'in bundan haberi yok. Sevmediğim insanlarla aynı grupta çalışmayı oldum olası sevmedim. O yüzden beni böyle orospu pazarlar gibi başkalarının önüne atmasını hiç hoş bulmadım. Sanki benim proje çalışması için başkasına ihtiyacım varmış gibi. Mr. Spook son zamanlarda sinir bozucu davranmaya başlıyor. Okuduğum kitap hakkında bile yorum yapıyor. Bir türlü bitiremedin şu kitabı diye dalga geçer gibi konuşuyor benimle. O kadar işin arasında gel sen bitir bakalım demedim tabi. Yoğunluktan okuyamıyorum dedim.
   Sevdiğim arkadaşlarımı başkalarıyla paylaşamıyorum. Bu bencillikse bencillik olabilir ama benim dışımdakilere yakın olmasınlar istiyorum. Çünkü bir süre sonra beni unutuyorlar ve bu benim için alışması zor bir şey. Şu da var. Karşı tarafı hep benden daha çok seviyorlar. En tahammül edemediğim şey de bu. Öyle berbat bir cehennemin içinde yaşıyorum ki alternatif bir yol bulmayı bile beceremiyorum.
   Çevremdeki insanlar durmadan bana bir şeyler yapmam gerektiğini söylüyor. Söyledikleri hiçbir şeyi yapmıyorum elbette. Çünkü hiçbir işe yaramıyor. Onu benim düşünüp karar vermem lazım yoksa karşı tarafın söyledikleri benim için çok da önemli değil artık. Spora git diyorlar durmadan. Gitmiyorum kardeşim zorla mı. Ben kendi varlığımla yavaş yavaş yok olmayı tercih ediyorum. Kendimi metalaştırmak istemiyorum. Sağlığımı da düşünmüyorum çünkü her yerimde bir sorun var. O yüzden inceldiği yerden kopsun diyerek yaşamaya çalışıyorum. Geç uyanmayı seviyorum ama şu sıralar uyanamıyorum.
   Birinin bana uzun uzun sarılmasını istiyorum, akıl vermesini değil. En azından gözlerimin içine baksın ve seni anlıyorum desin ya çok mu. Stajdaki arkadaşımla yemek yerken kendisi hakkında dakikalarca konuştu. Diksiyon eğitimi alıyormuş da, iyi para varmış da bu işte. Banane abi. Bide bana diyor ki mezun olduktan sonra ne yapacaksın, diğerlerinden hiçbir farkın yok, sadece yazı yazıyorum diyorsun bu yetmez ki diyerek modumu düşürdü. Kendisi diksiyon eğitimi alıyor ama daha mesajlaşırken sesli harf kullanmayı bile beceremiyor. Hayatta en nefret ettiğim şeylerden birisi, mesajlaşırken sesli harf kullanmayan insandır. Çok samimiyetsiz gelir bana böyleleri mesajlaşırken. Gerçi bu kız iyi birisine benziyor. Üstelik birlikteyken hiç olmadığım kadar gülüyorum. Okulda, dışarda, avm'de hep gülüyoruz bir şeylere. Parfüm kokluyoruz sık sık. Parfüm koklamayı oldum olası sevmişimdir zaten. Değişik kokularla tanışmak çok keyifli benim için.
   Geçen gün internetten birkaç sipariş yaptım. Babam 'yine bizi zarara soktun' diyerek aldığım şeyleri kursağımda bıraktı. Adam için yükten başka bir şey değilim. İnsan evladına bunu nasıl söyler anlamıyorum. Bir şey olmaz diyerek lafı geçiştirdim ama insana dokunuyor böyle şeyler. Zaten evde olmamı istemiyor. Düzenli maaşım olduğunda evden gideceğimi söyledim o da git demişti. Bir insan evladından bu kadar mı bıkar anlamıyorum ya. Oturup konuşuyorum, okuldan bahsediyorum tabletinden kafasını kaldırıp da yüzüme bakmıyor. Kesik kesik cevaplar veriyor sadece. Hal böyle olunca bende bütün konuşma isteği yok oluyor.
  Mr. Spook geçen seneki proje çalışmamı istiyor. Ben o proje için sabahladım bir kere tamam mı, öyle lak diye veremem, vermeyeceğim de zaten. Sabahlayıp 60 sayfa yazmak nedir bilir misin sen. Geçen sene sabah ezanı okunuyordu ben tezimi yazarken. Ağlayacaktım artık yazarken. Şimdi bu tezimi ona vermemi istiyor incelemek için. Bildiğin üstüne yatacak yani çalışmamın. Hiç kusura bakmasın emeğimin böyle harcanmasına razı olamam. Yanındayken şen şakrak olduğu o arkadaşlarından yardım istesin. Umrumda değil açıkçası. Adam bildiğin tezi göndersene dedi ya. Oldu canım başka?
   Kendimi yanındayken rahat hissettiğim tek insan Grace. Onunla da zaman zaman yalnız konuşabiliyoruz işte. Gruptayken o da diğerleri gibi değişiyor. Bugün yanımdaki erkeklere bir sürü iltifat etti kızlar. Yok saçın güzel, yok montun güzel, yok yüzün açılmış. Lan ben yalı kazığı mıyım insan güzel bir şey söylemez mi! Geçen gün de aynısı oldu. Özenerek gittim çünkü kendimi iyi hissediyordum. Büyük ihtimalle kazağımın rengini beğenirler diye düşündüm ama hiçbiri bir şey söylemedi. Aksine yanlarındaki çocukla ilgilendiler. Grace'e modumun düştüğünü anlattım. Boşver onları sıkıcı onlar dedi yolda yürürken.
    Bu hayatta hiçbir zaman gerçek anlamda sevilmeyeceğini bilmek o kadar ağır geliyor ki bazen neden bütün bunları yaşıyorum diye soruyorum kendime. Hayat Erkeği sevilmediği bilmek özgürlüktür der her zaman. Bir bakıma özgürlük evet ama mutsuzluğu da beraberinde getiriyor. Diyeceksin ki bana sen hep mi böylesin? Hep böyle değilim hayatım bundan ibaret canım benim. Keşke bütün bunlar olmasaydı diyorum kendime ama yaşıyoruz işte bir şekilde. Vazgeçmek bazen en güzeli. Bırak ortalığı bok götürsün. Nasılsa mahvoluyor her şey eninde sonunda.
   Bugün hoca derste bana konuşmam için söz verdi. Sesim soğuk algınlığı yüzünden az çıktığı için doğru düzgün cümle kuramadım. Sınıftakiler de o sırada kendi aralarında konuşuyordu. Tam cümlemi içimde toparlayıp sınıfta konuşacaktım ki dinlemiyorlar galiba deyip sözü başka bir kıza verdi. Konuşacaklarım da konuyla oldukça alakalıydı. Hocaya konuşma sırası bendeydi desem de hiç oralı olmadı. Hoca sınıfı susturabilirdi ama yapmadı. O kadar sinir oldum ki bütün ders yüzüne bile bakmadım. Yanımdaki Avarel de hocaya seslendi ama hiç oralı olmadı. Suratım asık bir şekilde dersi dinledim. Bir sonraki ders ola ki bana söz hakkı verirse onun ayıbını yüzüne vurucam. Derse olan tüm isteğim şevkim gitti yani şu an. Çıkışta Ginny ve Polen'de benimle aynı düşünüyordu. Diğer kız söze atlamış ondan da olabilir dedi Ginny.
   Çok kötü bir dönemden geçiyorum. Umarım bugünler çabucak geçer de bir an önce etkisinden kurtulurum. Hiçbir şeyden keyif alamıyorum. Kimsenin hayatında ufacık yerim bile yok. Annemin sevgisi dışında tutunabileceğim bir sevgi dalı yok. Kendimi bu dünya cehenneminden kurtaramıyorum. Her şey gözüme fazlasıyla anlamsız ve boş geliyor. Böyle gördüğüm için beni suçlamaktan vazgeç. Başka bir dünya yok işte sen de biliyorsun, gidemiyorum..

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Merhabaa Vişne
    Bipolar olduğunu düşünmüyorum, o daha sıkıntılı, daha inişli çıkışlı bir muhabbet çünkü. Ay ebeveynlere çok takmamak gerçekten mantıklı olabilir, az önce annemle akıllara durgunluk veren bir telefon konuşması gerçekleştirdik bana demediğini bırakmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Cessie
      Bence manik depresif olabilirim, bipolar daha ileri bir şey ya. Ama shameless izlerken Ian'ın hastalığında kendi hayatımdan izler buldum. Hatta annesi bileklerini keserken kendimi çok benzettim. Bazen ben de öyle dakikalarca uzanıyorum yatakta hiçbir şey yapmayarak. Ebeveynler keşke bizim gibi düşünebilse. Hadi onu geçtim, onu yapamasalar bile en azından anlayışlı olsalar ya. Çocuk değiliz sonuçta. Azıcık anlayıştan kimseye zarar gelmez bence. Bazen aile kurumunun bir lanet olduğunu düşünüyorum. Tuhaf bir durum anlayacağın.

      Sil
    2. Aslında bildiğim kadarı ile ikisi de aynı hastalığa verilmiş farklı isimler. Farklı bir şeyi betimlemediklerini okumuştum, ne kadar doğru bilmiyorum. Shameless hiç izlemediğim için bilemiyorum tabii neler oldu dizide ama, hepimizin dakikalarca hiçbir şey yapmadan uzandığı olabiliyor :D Birkaç bipolar tanıdığım var, onlardan dinlediklerim ve kendi okuduklarım ışığında, belki bir faydası olur diye yazıyorum şimdi.

      İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu diye geçiyor herhalde, benim doktorum "bir akıl hastalığı değil, duygu durum bozukluğudur" demişti. Tanı koyma konusunda zorlanıyor Türk hekimleri de benim gözlediğim kadarı ile. Çünkü çok tipik bir şekilde seyretmiyor ise hastalık, çok net sınırlar çizemiyorlar. Kişilerin karakteri de durumun seyrinde belirleyici olabiliyormuş. Ama benim bildiğim kadarı ile bipolar teşhisinin konmasında ataklar önemli. Mesela çok depresif bir insan depresiftir, ona bipolar tanısı konmaz genelde, depresyon üzerinde durulur. Ama bir mani atağı ya da en azından hipomani ya da en azından lüzumsuz bir öfori hadisesi var ise bunun üzerine bir durup düşünüyorlar.

      Uyuyamama hadisesi yine tanı koymada önemli diye düşünüyorum. Mesela insanlar günlerce uyumadıkları halde çok enerjik ve aktif olabiliyorlar. Bu benim başıma hayatımda bir kez geldi mesela, sonunda da ciddi bir bedensel yorgunluk hissetmeye başladım zaten. Kamp dönemleri ne kadar dahil edilebilir bilmiyorum. Onun dışında çok konuşma, çok hızlı konuşma, bir cümleyi tamamlayamadan başka bir cümleye atlama, diğer insanları dinleyememe, fazla coşkulu olma, riskli işler yapma, bazen cinsel istekte artış, iştahta değişkenlikler falan da belirtileri arasında imiş.

      Bir tanıdığım var, onun atakları çok ciddi seyrediyor, bunu biliyorum mesela. Sesler duymaya ve şuurunu kaybetmeye kadar varabilen dönemler yaşıyor ilaçlarını kullanmadığında ya da alkol tüketimini kontrol altında tutmadığında.

      Ben elbette ki bir bilen değilim, o nedenle senin durumunla alakalı yapacağım yorum dikkate alınmamalı ama yazdıklarından yola çıkarak şöyle gözlemliyorum, sen daha stabil bir ruh hali içerisindesin. Benim bipolar olup olmadığım konusu asla netleşmedi, her hekimin farklı bir fikri var o yüzden çok bilmiyorum ben de kendimin ne olduğunu ya da bir şeyim olup olmadığını. Ama benim olayım da uyuyamayarak başlamıştı ve her zaman olduğumdan daha neşeli idim. Sonra bu duygusal değişimler bende günlerce sürmüyordu ilk başta, saatler içerisinde değişiyordu. Sabah çok mutluydum, akşam ölmek istiyordum gibi. Ondan sonra zaten baya bir cortladım biliyorsunuz fkjsjklfds. Çok sıkıntılı, zor bir durum, ay umarım kimseler bipolar falan değildir. Ama gerçekten böyle bir şüphen varsa bir doktor ile görüşmen sağlıklı olabilir belki.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Gözde :) Bu sık duyduğum bir şey değil.

      Sil
  3. Tanışmak istediğim nadir insanlardansın. Tanımasam da görmesem de bende seni seviyorum. :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe