Bu da geçer, alışmalısın alışmalısın Vişne

Çarşamba, Nisan 19, 2017

Günler yine birbirinden habersiz geçip giderken yine hiçbir şeye yetişememenin verdiği telaşla sürekli bir yerlere koşuşturuyorum. Şu sıralar hayatımın arka fonunda İbrahim Tatlıses'ten Bu da geçer şarkısı çalıyor. Girdiğim her ortama da cuk diye oturuyor bu şarkı ya. Hayatımdaki bu koşuşturmacayı seviyorum aslında. İstanbul film festivalinde yaklaşık 15 tane film izledim bu sene. Festival reklamı görmekten bıkma noktasına geldim yani o derece. Birkaç filme bilet alamadım, onun dışında iyi bir şekilde ayrıldım festivalden. Bir sürü ünlü gördüm her zaman olduğu gibi ama konuşmadım. Konuşacak ne var ki? Sonuçta orada kendine bir alan oluşturmuş, bozmamak gerekiyor. Çok sevdiğim biri çıksa karşıma gözümü kırpmadan konuşurdum ama şimdi Gülriz Sururi'yle konuşsam ne olur konuşmasam ne olur. Zaten ünlü görmek kimsenin umrunda değil yani. Atilla Dorsay'ı görmelerine rağmen hiç oralı olmuyor kimse mesela. Sinema dünyasının önemli eleştirmenlerinden birisi sonuçta ama adamı takan yok. Şaka bir yana Gülriz Sururi de önemli bir tiyatrocumuzdur.
  Festival benim için güzel geçti sayılır. İzlediğim filmlerin bazıları çok kötüydü. Yani nasıl o filmlere bilet almışım ben de hayret ettim doğrusu. Festivalle ilgili bir yazı yazmaya niyetliyim aslında. Çok beğendiğim filmler oldu. Şu an son zamanlarda neler yaşıyorum ondan bahsedeyim azıcık sana.
  Okulda pek keyfim yok şu sıralar. Amelie ile ufak bir gerginlik yaşadık o yüzden hatırladıkça sinirleniyorum. Bay Yakışıklıdan hoşlanıyor sanki öyle bir sinyal veriyor etrafa. Sırma ve Grace bu durumu fark etmiş. Geçen gün bir derste imza atma olayıyla ilgili ufak bir gerginlik oldu. Sırma ile farklı sıralarda oturuyorduk. Ben imza attıktan sonra imza listesinde Sırma'nın imza atmadığını fark ettim. Bu durumu ona söyledim. Yanında da Bay Yakışıklı oturuyordu. Ona imza atmadığını ve imza atması gerektiğini hatırlattım. Daha sonra Amelie derse sonradan geldi. Arkama oturdu. Sırma ile sıralarımız yan yana. O cam tarafında ben ise orta kısımda oturuyordum. Sırma'nın yanına geçip imza atacağı yeri gösterirken Amelie geldi tepemize dikildi. Bana ''Sen imza attın mı?' dedi. Ben de evet anlamında başımı sallayıp hıhı dedim. Daha sonra bana emredici bir sesle ''İyi kalk o zaman' demesin mi!!
  Benim şalterler ha attı ha atacak. Sakin bir ses tonuyla ''Ayakta da imza atabilirsin'' dedim ona. Daha sonra öfleyip pöfledi. Hoca ayakta olduğunu fark edip kısa bir noluyo orada deyince yerime geçtim. Amelie, hocanın arkasından gerizekalı dedikten sonra Yakışıklı'nın yanına oturup imzasını attı. Ben dersi gergin bir şekilde bitirdim. Dersten sonra Sırma neyim olduğunu sordu anlattım bahçede. Sonra Amelie yanımıza geldi. Gülerek bana 'Senin yüzünden hocadan fırça yedim' gibi salakça bir şey söyledi. Ben hiç istifimi bozmadan suskunluğumu korudum. Ağzımı açarsam daha kötü şeyler olabilirdi çünkü. Öfkemi böyle gergin ortamlarda kontrol edemiyorum çoğu zaman.
  Sıralar yan yana olmasına rağmen, üstelik mesafe çok kısa olmasına rağmen kalktı tepemize dikildi kız. Oturduğu yerden de seslenip isteyebilirdi. Çünkü çok uzak bir yer değildi ve imza atan kişileri tanıyor. Grace, onun bilerek böyle bir şey yaptığını söyledi bir konuşmamızda. Ben sinir olmuş bir şekilde günü anlatmaya çalıştım. Duygu durumum çabuk değiştiği için ortama adapte olamadım. Zaten bu durumdan Sırma da muzdarip oldu. Bu yönümü törpülemeyi öğrenmeye çalışıyorum şimdilerde ama çok zor.
  Grace şehir dışında olduğu için okuldaki vaktimin büyük kısmını Sırma ve Bay Yakışıklı ile geçiriyorum. Mr. Spook da zaman zaman yanıma gelip benimle konuşuyor. Geçen hafta festivalde olduğum için genelde koşuşturmaca halindeydim. Yemek yemeye bile fırsatım olmuyordu.
  Staj yaptığım lisede ders anlattım. O kadar güzeldi ki benim için o ortam, anlattıkça anlatasım geldi. İnsanın sevdiği bir işi yapması ne güzelmiş. Bir ders konu anlattım. Öğrenciler ilgiyle dinledi dersimi. Daha sonra sınav yaptım. İyi bir başarı gösterdiler. Daha sonra öğrencilerin sorduğu sorulara cevap verdim. Ders anlatmak çok zevkli bir şeymiş. Ders anlatırken ağzım kurudu. Öğretmenlerin yanında su taşımasını şimdi daha iyi anladım.
  Liseliler çok garip bir ruh hali içerisindeler. Ben de lisedeyken böyle miydim acaba diye düşünüyorum bazen. Benden sorumlu öğretmen çok sinir bozucu. Benimle birlikte stajyer öğretmenler de var. Onlar da aynı durumdan şikayetçiler. Kadın sistem ne derse onu yapıyor. Çok katı bir şekilde davranıyor. Vizem olduğu halde beni yok yazmış mesela. Sanki keyfi bir şekilde gelmemezlik yaptım.
  Ders anlatırken heyecanlanmadım. Aksine daha rahat bir şekilde anlatmaya çalıştım. Arkada not alan sorumlu öğretmen beni biraz gerdi sadece. Sürekli bir açığımı yakalama derdindeydi sanki. Yine de onu görmezden gelip anlatacağım konuyu anlattım ve öğrencilerin kafalarındaki soru işaretlerini gidermeye çalıştım. İyi bir deneyimdi benim için. Sinemayla alakalı olsaydı daha çok şey anlatırdım kesin çünkü filmler hakkında konuşmaya bayılıyorum. Hele sevdiğim bir film olunca ohoo dakikalarca o film hakkında konuşabiliyorum. Hele karşımdaki insan da o filmi izlemişse ortam şahane oluyor.
 
Sırma ile film izledik geçen hafta. Bu hafta da belgesel izlemeye gittik. Benimle fazla bir şey konuşmuyor. Arkadaşlarımı seviyor. Hatta şey dedi geçen gün 'Seninle geçirdiğim her günüm dolu dolu geçiyor. Bu yüzden çok şanslıyım' demişti. Oysa tek yaptığımız belgesel izlemekti. Yine de arkadaşlarıma bir şeyler katmayı seviyorum. Gerçi o benimle fotoğraf çektirmeyi pek sevmiyor ama alıştım ya. Yakışıklıyla daha çok fotoğraf çektiriyor Grace ve Sırma. Ben de uzaktan onlara bakıyorum genelde ve çirkinliğime biraz daha sövüyorum.
  Dün doğum günümdü. Birkaç blogger arkadaşım, Ezgi, Öznur ve Mr. Spook kutladı doğum günümü. Okuldaki yakın arkadaşlarım doğum günümün olduğunu bile hatırlamamış inanabiliyor musun. Ki bu konuyu birçok defa çeşitli ortamlarda konuşmuştuk. Hatta doğum günümün yaklaştığını söylemişlerdi. Gel gör ki doğum günümü kutlamadılar.
   Ya ben öyle pasta masta insanı değilim. Pahalı hediye meraklısı da değilim. Benim için düşünce ve değer önemli sadece. Hepimiz öğrenciyiz kimseden hediye beklemiyorum. Eskiden olsa trip atardım bu yüzden niye hediye almadılar diye ama sonra bunun çok salakça olduğunu anladım. Bu tribi en çok ailemdekilere atardım. Salaklık ve ergenlik işte. Büyüdükçe daha olgun bir tavırla yaklaştım olaylara ve hediyenin önemli olmadığını anladım. Önemli olan düşünceyle atılmış bir mesajdı benim için. Hatırlanmak ve değer görmek her insanın hoşuna gider. Ayrıca bir insanı mutlu etmek çok zor bir şey değil ya. Sadece samimi olmak gerekiyor biraz hepsi bu.
   Dün okula çok özenli bir şekilde gittim her zamanki gibi. Yürürken dönüp bir daha bakanlar vardı. Ben içimden 'Heyt be koçum hangi podyumdan kaçtın öyle sen' diye gaz veriyorum kendime sdkfjdbs. Halbuki hiç podyumluk bir tipim ve kilom yok. Öyle böyle moral veriyorum işte kendime naparsın. Sonra derse girdik. Yakışıklının yanında bir turist kız vardı. Onunla gününü geçirdi genelde. Bizi tanıştırdı. Dersten sonra kantinde yemek yedik. Ben 'Herhalde unutmuş numarası yapıyorlar. Birazdan küçük bir kekin üstüne mum koyup sürpriz yapacaklar' diye düşünüyordum. Hiç düşündüğüm gibi olmadı. Doğum günüm olduğunu hiç bilmiyorlarmış bile. Oysa facebookta öküz gibi yazıyor: Bugün Vişne'nin doğum günü diye. Kantinde öyle mal mal yemeğimi yedikten sonra herhalde kutlamayacaklar dedim içimden. Üzüldüm lan. Sen kalk o kadar heveslen sonra hevesin kursağında kalsın.
   Daha sonra bahçede Mr. Spook'u gördüm. Ayaküstü konuştuk, doğum günümü kutladı falan. Zaten okuldan tek kutlayan oydu bunu ona da söyledim daha sonra. Böyle şeyleri hiç unutmam. Yollarımız ayrıldıktan sonra moralim asık bir şekilde eve geldim. Dokunsan ağlayacağım yani o derece. Teyzemler çok ilgisiz bir şekilde kutlama yaptı hafta sonu. Pastayı biz aldık, kalan pastayı yine bize verdiler. Fotoğraf çektirmediler. Bilmiyorum blog, böyle ilgisiz bir kutlamayı hak etmediğimi düşünüyorum.
  Eczaneye uğrayıp bitmiş ilaçlarımı aldım. Aile hekimim çok ilgiliydi bana karşı sağolsun. Ona ne kadar teşekkür etsem az. Şahane bir doktor. İşini severek yapıyor. Bundan daha güzeli var mı ya. Anksiyetem için ilaç yazdırdım. Geçen hafta ufak çaplı bir ağlama krizi geçirdim. Normalde ağlamazdım ama bir şey ağlamamı tetikledi. Anneme sarılarak ağladım bir süre. Hıçkırarak değil tabi ama gözümden yaşlar süzüldü böyle. Niye ağlıyorsun oğlum noldu diye tepemde bekledi ama söylemedim. Söylersem daha çok üzülürdü çünkü. Doğum günüyle hiç alakası yoktu bu ağlamamın bu arada. Ben bile şaşırdım bu duygu değişimime. İlaçlar yüzünden galiba. Bir nebze iyi geldi ama gözyaşı dökmek. İçimdeki sıkıntı birazcık hafifledi.
  Anksiyetem coşunca bitmek üzere olan sakinleştiricimi içip kafamdaki düşüncelerin yatışmasını bekledim. Çok etkisi yok gerçi ama negatif düşünmeyi engelliyor sadece. Etkisi bittiğinde de kötü düşünceler hurraaa diye üstüne çullanıyor. Prozac alacaktım ama yan etkisi çok fazlaymış. Doktorum önermedi o yüzden. O kadar delirmemişim anlaşılan dedim içimden.
  Yolda giderken berberin boş olduğunu gördüm. Berberim içerden bana bakıyordu. Ben de ona baktım. İçeri girip selam verdim. Daha sonra bana 'O nasıl bakış öyle' diye yargılayıcı bir üslupla soru sordu. Ben de 'nasıl bakış atmışım' diye cevap verdim aynı üslupla. Daha sonra cevap vermedi soruma. Sıranın olduğunu o yüzden daha sonra gelmemin daha iyi olacağını söyledi. Sepetledi yani beni. Ben de o andan sonra ona gitmeye son verdim. Bir daha saçımı orada kestirmemeye karar verdim. Sadece bu anlattığım şey için geçerli bir durum değil bu. Yoldan geçerken selam vermiyorum diye iğneleyici laflar sokuyordu durmadan. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Lan benim kafam zaten olmuş kazan gibi bide yolda giderken sana selam mı vericem. Sen konu mankeni misin bütün gün vitrinde durup milletten selam bekleyeceğine işini yapsana doğru düzgün. Haksız mıyım ama ya!
  Sevmiyorum böyle gizli gizli laf sokmaları. Net olmalı insan düşüncelerinde. Bide düşünce yapılarımız pek uymuyor. Görüşlerimiz çok farklı. Leş bir zihniyetle yapılmış karikatür dergisi gördüm son gittiğimde. Soğudum yani o ortamdan. Zaten eli saçlarıma iyi gelmiyordu. O yüzden başka berbere gitmeye karar verdim. Sonuç ne olursa olsun. Benim için düzgün davranılmak çok önemli, saygısızlığa asla tahammülüm yok. Kendisi kaybeder benim için sorun yok.
  Berber bozulan sinirlerimi daha çok gerdi. Annem eve geldiğimde asabımın bozulduğunu anladı. Okuldan kimse doğum günümü hatırlamadı diyince babam gevrek gevrek gülerek 'yalnızım dostlarım yalnızım yalnız' şarkısını söyle dedi. Bu halimden büyük keyif alıyormuş gibiydi. Daha sonra snap attım berbat bir doğum günü geçiyorum diye. Sırma hemen mesaj attı, unuttuğunu, ona kızmakta haklı olduğumu, özür dilediğini anlatan bir mesaj attı bana. Teşekkür ettim sadece. Hele Grace ne bi tebrik ne arama hiçbir şey yapmadı. 2 yılı beraber geçirdiğim insandan hiç böyle bir şey beklemezdim. Şehir dışında olduğu için kutlamadı belki de.
  Tolga aradı gün içerisinde. Çoğu arkadaşımın yapmadığı şeyi yaptı. Moralim bozuk olduğu için ses tonum çatallaşmıştı biraz. Bir yandan dolan gözlerimi durdurmaya çalışıyorum. Tolga bana iyi misin, nasılsın diye soruyor, bense iki parmağımda gözlerimi tutup iyi olmaya çalışıyorum diye cevap veriyorum. Umarım sesimden anlamamıştır bu durumu. Onu geçen hafta metroda gördüm. Bir durak kadar konuşabildik ama o bile iyi geldi bana, günümü güzelleştirdi.
   Twitter'dan Mösyö Taha ile tanıştım. Tanışmak benim için zor oldu biraz. Belki istemez diye çok düşündüm. Yıllarca festivallerde görüyorduk birbirimizi. Sonra bana deli cesareti geldi. Filmden sonra yanına gittim film hakkında konuştuk. Gayet güzel karşıladı tavrımı. Çok ortak yönümüzün olduğunu söyledim. Film zevklerimiz birbirine çok benziyor. Aynı ay Ozon'un filmlerini izlemişiz mesela. Bi oturup konuşsak sabahlarız herhalde. Umarım tekrar görüp konuşma fırsatım olur kendisiyle.
   Dün eve geldikten sonra uyudum. Nisbi günümün nasıl geçtiğini sordu. Bok gibi diye cevap verdim. Kutlamasını beklediğim arkadaşlarım kutlamadı falan. Çok üzülmedim aslında ama mesaj atmalarını istedim sadece ama insan her şeyi istememeliymiş onu anladım.
   Çok yoğun ve bir o kadar stresli dönemden geçiyorum. Mezuniyetten sonra işe girmem gerekiyor. Köşe yazarlığı yaptığım site kapandı o yüzden göt gibi ortada kaldım. Sinema üzerine yazı yazan siteler de öyle ha deyince almıyorlar beni. Filmloverss'a başvurmuştum ama onaylanmamıştı. Vizyon filmi istemişlerdi yazdım ama geri dönen olmadı. Her yerden kapılar üzerime kapanıyor blog nolucak böyle.
   Güzel filmler izliyorum. Vivre sa vie filmine bayıldım mesela. Godard ne güzel film yapmış. Düşündükçe filmi daha çok seviyorum. Onun dışında vaktimin bir kısmında dizi izliyorum. Bir şekilde vaktimi değerlendirmeye çalışıyorum. Kafamdaki gereksiz düşünceleri çöp poşetine doldurup bir köşeye koydum. Şimdilik sadece içinde yaşadığım anı güzelleştirmeye çalışıyorum. Teyzemin dambılları vardı onları aldım. Bizimkiler beni spora göndermeyince evde kendi kendime çalışmaya karar verdim.
  5 numaralı teyzemle bira içip balık yedik geçen hafta sonu. Çok iyi geldi stres atmak. Bana hediye olarak güneş gözlüğü aldı. Çünkü güneş gözlüğümün olmadığını biliyordu. Ben daha sonra kendime bir tane daha güneş gözlüğü aldım. Havalar güzelleşsin onu da kullanıcam. 5 numaralı teyzem yemek yedikten sonra bir sürü öğüt verdi bana. Yani keşke düşüncelerini kendine saklasaymış diye çok düşündüm. Dinlemedim tabii hiçbirini. Ben kendim fark etmedikçe başkalarının ne düşündüğünü pek önemsemiyorum. Şöyle yap böyle yap diyenlere yaw he he diyorum artık. Kafam daha sakin oluyor en azından böyle yapınca.
   O gün onun fotoğrafçısı gibi sürekli fotoğrafını çekmemi istedi. Sinir oluyorum böyle durumlara. Lan gittiğim her yerde fotoğrafını çektiriyor bu kadın bana. Düşünceli davranması hoşuma gitti ama. Uzun zamandan sonra böyle bira- balık yapmıyordum. Benim için iyi bir değişiklik oldu. Ginny ile eskisi gibi çok konuşmuyoruz. Grace'in bu davranışına çok bozuldum. İnsan en azından dün arayıp ya da mesaj atıp 'geldiğimde telafi edicem mutlaka' der ama dimi. Hiç oralı olmadı ya. İnsanlar için bu kadar az değer taşıdığımı düşünmüyorum. Ki kendileri keşke seni daha önce tanısaydım diyor. Ben de bu duruma şaşırıyorum tabi. Böyle cümleler duymaya hiç alışık değilim çünkü. Bay yakışıklı geçen gün demişti bunu bana. Seni geç tanıdığıma çok pişmanım diye. Ben de önemli olan bu an, geçmişi boş ver ya diye cevap vermiştim.
  Birkaç ay sonra mezun olucam ya. Aa şaka gibi. Ne ara bitti bu okul anlamadım valla. İş hayatına girmek istemiyorum çok berbat bir ortam ya. Yine de buna mecburum. Yazın tatile gitmeyip işe girmem gerekiyor. Babam bana olan desteğini çekeceğini söyledi. O yüzden kimseye muhtaç olmamak için kolları sıvamam lazım. Yazmaktan başka yeteneğim yok ya ama masa başı işi nasıl bulacağım onu bile bilmiyorum. Mağazacılık ve kasiyerlik inanılmaz zor ve stresli işler. Kasiyerken kafayı yeme noktasına gelmiştim. Allah kasiyerlere yardım etsin valla.
  Uzun lafın kısası günlerim uçurtma gibi oradan oraya sürükleniyor canım benim. Ben aynı ben değilim. Artık Kanyon'da yürürken lüks kafelerde oturanlara imrenerek bakmıyorum. Aştım kendimi o konuda. Oradan yürürken ''Sadece paraları biraz fazla. Kimse kimseden üstün değil. Sendeki bilgi onlarda yok, öyle düşün.'' diye motive ediyorum kendimi. Para dedikleri şey sadece bir meta. Önemli olan insanın her şartta kendisi gibi kalabilmesidir. O yüzden bu tür ortamlar artık moralimi bozmuyor. Hatta enayilik gözüyle bakıyorum bazen. Kadın sırf havalı gözükmek için sushi yiyor mantığa bak ya. Aman banane isteyen istediği yesin. Sushi de sevmem zaten.
  Yaşadığın her şey sana bir şey öğretir unutma. Her yeni bir gün yeni mesajları kendisiyle beraber getirir. O yüzden dün çok şey öğretti bana hayat. Düşüncesiz arkadaşlarımın olduğunu fark ettim mesela. Ne güzel bir gün hayal etmiştim oysa. Bir doğum günü fotoğrafım bile yok ya. Her sene çektirirdim. Bu sene çektirmek nasip olmadı. Napalım kısmetimizde yokmuş.

You Might Also Like

13 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Nice, mutlu, sağlıklı , huzurlu ve bol şanslı yıllara 😄 Her şey gönlünce olsun.
    Festival yazılarını da bekleyelim mi? 😄Ben hep yorum yapmıyorum ama düzenli okuyorum yazılarını, uzun olsa da kendini okutturuyor 😄 Vivre sa vie'yi de Godard'ı da çok severim. Benim de yıl içinde tek önemsediğim gün doğum günüdür herhalde ama bazı insanlar kendi doğum gününü bile önemsemez o yüzden çok takma bence ☺️. Bol bloglamalı günlere 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Valla yazmayı istiyorum ama unutuyorum hep. Yazı yazasım var aslında ama araya bir şeyler giriyor yazamıyorum ama yazmaya çalışacağım unutmazsam. Aa düzenli okuduğunu bilmiyordum, sevindirdi bu beni. Vivre sa vie muhteşem bir film. Filmin felsefik yönünü çok beğendim. Anna efsane oynamış. Çok takmıyorum ama üzüldüm böyle değer verdikleri için. Daha iyi bir muamaleyi hak ettiğimi düşünüyorum sadece. Umarım bir gün bu hatalarını anlarlar :)

      Sil
  2. Doğumgünün kutlu olsun Vişne :)

    Festivallerden hoşlanmıyorum. Bunu şimdi pek burada açmayacağım fakat altında birkaç neden saklı. Keşke daha iyi olabilseler. Hayalkırıklığından öteye gidemiyorlar ülkede. Parantez açayım, Dorsay Bey'le tanıştığımda da ayrı bir hayalkırıklığı yaşamıştım.

    Laf sokan insanlardan da haz etmiyorum (offf ben de hiçbir şeyden memnun değilim sanırım).

    Hala doktora gitmiyorum. Aldı yürüdü bendeki ocd ve depresyon. Neyse.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zihin nerelerdesin sen ya. Twitter'da görünmüyorsun hiç. Dün Cessie'ye seni sordum hatta nerede bu Zihin diye. :) Teşekkür ederim. Festivaller güzel oluyor aslında. Bu seneki güzel geçti benim için. İf güzel değil mesela ona gitmedim. Bazı filmler gerçekten kötüydü, bazılarıysa harikaydı. Niye hayal kırıklığı yaşadın? Ben tanışmadım kendisiyle. Ben de hiç sevmiyorum. Nesli tükense keşke onların. Ben hala psikiyatriste gitmedim. Kendi kendime halletmeye çalışıyorum işte gittiği yere kadar.

      Sil
    2. Ufak bir mental breakdown oldu sanırım. Neyse bloga geri döndüm :) Fakat twitter hesabımı kapadım. Hayalkırıklığımın nedeni kendisini biraz yukarıdan bakar gördüm. Sorularımızı cevaplama şekli falan öyleydi. The Smiths açalım iyi gelecektir bize.

      Sil
    3. Ben de anksiyetemle geçinmeye çalışıyorum şu sıralar. İnan çok zor böyle şeylerle uğraşmak. O yüzden anlıyorum seni. Gitme ya, güzel şarkılar paylaşman iyi olur :) Ben de aynı şeyi yaşamak istemediğim için pek yaklaşmadım adama. Açalım ya. Asleep çalsın. :)

      Sil
  3. Geç oldu ama iyi ki doğmuşsun Vişne. Ben çok memnunum seni okumaktan, şahsına münhasır, çok duyarlı, düşünceli bir gençsin sen. Bodrum'a yolun düşer mi bu yaz acaba??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Elif. Bu cümleleri okumak bana yazı yazma konusunda umut verdi doğrusu. :) Bu yaz çalışmayı planladığım için tatil yapmayacağım sanırım. O yüzden Bodrum'a gelmem büyük ihtimalle.

      Sil
  4. Selam Vişne.Öncelikle geç yazdığım için özür dilerim.Doğum Günün Kutlu Olsun!Geçti ama ben yinede kutlayacağım.İyiiki doğumuşsun.İyikii hayatımızdasın.Ve iyiiki varsın nice yaşlaraaaa.Şunu da söylemeden geçmiyim seninle aynı ayda doğmak umut verici birşey bence.Bu da beni çok mutlu etti doğrusu.Ve film festivaline gelince İstanbul'da olmadığım için maalesef katılamadım.İzlediğin filmler içinde yazmanı bekliyorum.Vee sen çok değerli birisisin.Bunu her zaman söylüyorum.Söyleyeceğim de.Aslında derslerden dolayı biraz yazıyorum.Yarın yazacaktım daha fazla bekleyemedim doğrusu.Şunu söylemeliyim ki Amelie'nin yaptığı saygısızlıktı pek takmamanı öneririm.Ayrıca Grace'in Doğum Gününü kutlamaması beni şaşırttı doğrusu.Herkesten beklerdim ondan beklemezdim doğrusu.Ayrıca Doğum Günü kutlmamalarına üzülmemelisin.İnan doğum gününde "Niye doğudun ki?" sorusuyla karşılaştırmaktansa.Bu olayı bizzat yaşadım.Çoğu kişi kutlayıp geçerken birisi bana böyle söyledi.Böyle birşey duymaktansa kutlanmaması daha iyiydi.Ben pek takmadım açıkçası ve yakışıklıya gelince eminim sen de çok yakışıklısın.Henüz farkında değiller ancak yakında varacaklarından eminim.Bu arada Öğretmenliğe gelince öyle güzel yazmışsın ki insan özenmiiyor değil.Branşın nedir merak ediyorum.Tekrardan yeni yaşını kutluyorum.Nice Yıllara :) .Ömrün Boyunca Mutlu olman dileğiyle...Bir gün seninle film izlemek ve bütün günümü seninle geçirmek isterim...Sorun diye birşey yok unutma bunu.Bu yüzden takma kafana.Karanlığın içinde aydınlık her zaman vardır... :D :D :D :D :D :D Gülümse...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Prens :)
      Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Keşke senin şu yaptığını çevremdekiler de yapsa ama nerde. Düşüncesizlikleri boylarını aşmış durumda. Aa aynı ayda doğmuşuz ne güzel. Doğum günün kutlu olsun o zaman şimdiden. Ya unutmazsam yazacağım yazıyı ama epey odaklanmam gerekecek onun için. Bide güzel bir şey olsun istiyorum. O yüzden şimdilik istemekle kalıyorum ama büyük ihtimalle yazacağım o yazıyı. Amelie sinirlerimi bozdu. Daha yüzüne bakmıyorum. Bazı anlar insanları tanımada çok önemliymiş onu anladım. Grace beni de çok şaşırttı hiç sorma. İnsan bu kadar mı duyarsız olur ya. Mesaj atmıyorum günlerdir. Değer vermeyene değer vermiyorum artık, prensibim bu. O soruyu bana hiçbir arkadaşım sormadı allahtan. Keşke sen de yaşamsaydın. Yok ya farkına varmıyorlar. Onlar için inek biriyim. Ötesine geçemiyorum. Öğretmenlik güzel bir şey, zor ama keyifli bir meslek. Teşekkür ederim tekrardan :D

      Sil
  5. Vişne seni bu yazında daha iyi gördüm ben :) baya bişeyler aşmışsın. Hayatının fon şarkısına çok güldüm. Bu arada hangi doktora gidiyorsun??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha iyi olmaya çalışıyorum Moira. Aşmak çok zor oluyo ama deniyorum bir şeyleri aşmayı. :) Güzel şarkıdır ben severim. Aile hekimine gittim. Çok ciddi durum yaşarsan psikiyatriste yönlendiririm demişti. Verdiği ilacı kullanıyorum işte şimdilerde.

      Sil
    2. Hadi bakalım inşallah işe yarar :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe