Zaman sadece birazcık zaman. Geçici bu hırs bu öfke bu intikam

Çarşamba, Nisan 05, 2017

  Hayat kaldığı yerden devam ediyor tüm hızıyla. İnsan onca acıyı, onca kızgınlığı, onca yenilmişliği omzundaki bir yük gibi taşıyor sırtında. Her geçen gün de bu yükün ağırlaştığını hissediyor. Şu sıralar ruh gibi hissediyorum kendimi. Babam her zaman bana böyle söylediği için mi böyle bir düşünce oluştu acaba bende bilmiyorum.
  Günlerim genel anlamda ortalama bir şekilde devam ederken kafamdaki soru işareti varlığını korumaya devam ediyor. Neon ışıklarının süslediği neden sorusu yerinden bir an olsun ayrılmıyor. Neden sorusunu sordukça nedenin kendisi bitmez hatta daha da artmaya devam eder. Bu da insanın kafasında düşünce harbine neden oluyor.
  Hala sevilmemişliğime alışmaya çalışıyorum. Şu hayatta o kadar önemli bir şey ki bu, hayatın neredeyse büyük bir kısmını oluşturuyor. Sevildiğini bilen birinin başaramayacağı hiçbir şey yok. Düşünsenize arkanızda sizin başarabileceğinize inanan biri var. Başarısız olsanız bile sizi teselli eden birileri var. Her ikisini de yaparken samimiyetinden bir an olsun ödün vermiyor. Şimdiki zamanda böyle bir şey bulmak artık çok zor olmaya başladı. Ben de bu durumu kabullenip yaşamaya çalışıyorum işte. Yapabileceğim şeyler bir yere kadar, sonrası kabullenmeyle kendi varlığını sürdürmeye devam ediyor.
  Okuldakiler eskisi kadar canımı sıkmıyor. Her zamanki gibi bana karşı ilgisizler bu duruma çoktan alıştım. Sadece neden böyle olmak zorunda olduğunu anlamadım hiçbir zaman. Belki de çok şey istiyordum ondan. Kieslowski 'İnsan her şeyi istememeli, bu kibirdir.' der dekalog dizisinde. Dün arkadaşlarımla bahçede oturuyorduk. Uzun bir süre sohbet ettik. Bayan Yanakla birlikte yemek yedik. Sırma bahçede oturmayı tercih etti. Bayan yanakla birlikte epey sohbet ettik. İş ve okul yaşamından bahsettik daha çok.
  Kendi iç benliğimle ilgili sorun yaşıyorum. Dün o yanlışlıkla teyzesinin sakinleştiricisini içen arkadaşımla bahçede konuştuk. Sırma'nın telefondan fotoğrafımı çektikten sonra acaba hangisini profil resmi yapsam diye sordum çünkü kararsızdım. Daha sonra bana diğerlerini çok önemsidiğimi, özgüvenimi bu şekilde tamamlamaya çalıştığımı, doğal olmanın daha iyi olduğunu, bu tür şeylerin gerek olmadığını falan söyledi. Benim enerjim tabii ki düştü anında. Daha sonra çoğu kızın erkekte tipe önem verdiğini söyledim. Karaktere pek de önem vermediklerini söyledim. Daha sonra sınıftan birkaç arkadaş yanımıza gelince sohbeti kestik. Ona kızmıştım çünkü hatırlamak istemediğim bir gerçekliğimi bana hatırlatmıştı çünkü. Özgüven problemimi hala aşmaya çalışıyorum. Kendime olan inancım yerlerde sürünüyor şu sıralar. Dün dayanamayıp sakinleştirici almak zorunda kaldım yoksa daha kötü şeyler olabilirdi.
  Nasıl bir lanete bulaştıysam artık küçüklüğümden beri yüzüm gülmedi. Ailem tarafından sevilip, destek görseydim, yapamazsın diye bana bağırmak yerine sen her şeyi başarırsın deselerdi bugün çok farklı yerlerde ve çok farklı biri olabilirdim. Ama yapmadılar. Sanki kendi mutsuzluklarının hıncını benden aldılar. Bu o kadar kötü bir şey ki insanın kendine olan inancını elinden alıyorlar. Ailede görmediğim sevgiyi dışarda aramaya çalışıyorum ama o bile işe yaramıyor.
  Birkaç ay sonra mezun olacağım. Okulu özleyeceğimi düşünüyorum. En azından o fakülteyi, hocaları, amfileri, ders aralarını, sınav stresini falan özlerim diye tahmin ediyorum. Geçen hafta vizelerim vardı. Benim için oldukça zorlu bir süreçti. Girdiğim sınavların çoğunda ek kağıtlar isteyip ne bildiysem yazdım. Emre Kongar gibi hissediyorum kendimi böyle anlarda. Keşke o adam kadar bilgili olabilsem. Çok donanımlı bir insan. Onun kadar donanımlı olmayı istiyorum ve bunun için okuyorum sık sık. Okudukça daha çok eksik hissediyor insan kendini. Bana faydası olmayan kitapları okumamaya karar verdim. Kitaplarım gittikçe sayılarını artıyor. Birden fazla kitaplığım var ve onlara baktıkça yarı huzurlu yarı stresli bir duyguya kapılıyorum. Çünkü okumadığım kitaplar göz kırpıyor bana. Ben de büyük bir kitap oburu olarak durmadan kitap alıyorum. Bu ay almamam gerekirken 4 kitap birden aldım. Yaza kadar kitap almak yok bu sefer kararlıyım.
   Keşke başka biri olsaydım diye hiç düşündüğün oldu mu? Ben sık sık bunu düşünüyorum. Keşke bir başkası olarak doğsaymışım diyorum. En azından böyle bir hayat yaşamak zorunda kalmazdım. Her geçen gün artan varoluş sancısı beni esir almış durumda. Ara sıra metronun raylarıyla bakışıyoruz ama henüz o kadar cesur değilim. Akşamları otobüsten inerken karanlık denizi görüyorum. Ay ışığının aydınlattığı deniz içimi huzurla kaplıyor. O gün yaşadığım onca stresi unutturuyor bana. Böyle arada güzel ve saf şeylere denk gelmek ruhumu tazeliyor.
   Dün arkadaşlarımla konuştuktan sonra lavaboya gittim. Döndüğümde kimse bahçede yoktu. Sinir olmadım aslında ama üzüldüm. Biz gidiyoruz hoşçakal demelerini beklerdim ama demediler. Grace onlar hakkında çok haklı ya, gerçekten. Hepsinin bir egoist olduğunu ve egolarını yarıştırdıklarını söylemişti bana bir kere konuşurken. Bilmiyorum blog, insanları anlamıyorum. Kendimi de anlamıyorum zaten. İstediğim şeyler çok ütopik belki de.
   Grace ile şu sıralar vakit geçiremiyoruz. Vizelerden sonra kendince tatil yapıyor. O yüzden pek okula gelmiyor. Birlikte dublaj yapıp deli danalar gibi güldük. Sırma ile anlaşmazlığım yatıştı biraz. Artık birbirimizi daha iyi anlıyoruz sanki. Belki de birbirimizi daha iyi tanıdık ondan galiba. Hindu bir sınavda ona seslenmeme rağmen bana cevap vermedi. Sınavda yardımını istedim ama hiç oralı olmadı. O sınavım istediğim gibi geçmedi ama çok düşük puan almadım. Daha sonra mesaj attı gözetmenler yüzünden sana cevap veremedim kusura bakma diye. O ortamda bana göre en olgun insan o. Bu yüzden bazen bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Düzgün bir şekilde konuşan ve en önemlisi arkadaşlığıma değer veren birisi Hindu. Okula pek sık gelmiyor. Derslerin çok gereksiz olduğunu söylüyor sadece.
   Ameli ve Ginny de gelmiyor okula. Anlaşabildiğim çoğu arkadaşım okula gelmiyor ya şaka gibi. Kalanlarla da yarı yarıya anlaşabiliyorum. Son yazımda bana konuşma hakkı vermeyen hocadan bahsetmiştim sana hatırlıyor musun. Hatta ona çok sinirlendiğimi ve bir daha dersinde söz almayacağımdan bahsetmiştim. Dün ders sırasında not tuttuğumu görünce tebrik etti bir süre. Sınavdan kaç aldığımı sordu. 100 aldığımı söyleyince daha çok sevindi. Benim için güzel bir andı. En azından bu sınav sayesinde benim ders hakkında söylediklerimi daha da önemser artık.
   Amelie'den hoşlanmam bir halta yaramıyor. Çünkü beni şakacı, sevimli, tatlı birisi olarak görüyor. Çünkü ötesine gidemiyorum kimse için. Hep tatlı, iyi, sevimli biriyim insanlar için. Arkadaşlarımdan biri de çıkıp tam sevgili olunası demiyor. Hadi ben salağım ilişki kurma konusunda bari karşı taraf adım atsa diyeceğim ama o da yok. Düşünsene Amelie gelip 'Vişne senden hoşlanıyorum' falan dese emin misin bak bir yanlışlık olmasın derdim galiba. Çünkü birisi tarafından o tarz bir sevilmeye alışık değilim ve hiçbir zaman da olmadım. Neden olmadım inan ben de bilmiyorum. Bende bir şey eksikti ve bu eksikliği bir türlü kapatamadım. Zaman bu eksikliği daha da derine çekti ve ben işin içinden çıkamadım.
  Amelie ile bir şeyler olsun isterdim ama sadece ayaküstü sohbetlerle sınırlı konuşmalarımız. Hiç uzun uzun konuşamadık bir yerlerde. Ama onu bir görsen, o kadar güzel ve mükemmel duruyor ki onun yanındayken kendimi çok eksik hissediyorum. Sanki o her şeye sahipmiş gibi. Usta bir ressamın elinden çıkmış bir yüz, iyi kıyafetler, güzel gülen bir yüz ve samimi sohbeti ondaki eksiksiz güzelliği tarif edebilir. Grace onun aslında çok kibirli ve insana değer vermediği bu yüzden boş bir hayale kapıldığımı ve bunun gereksiz olduğunu söyledi. Bide çok belli ediyormuşum ondan hoşlandığımı ve ister istemez anlıyormuş. Anlıyor mu sahiden diye sordum Grace'e. O da anlar bence, kim olsa anlar abi diye cevap vermişti.
   Ginny ile daha çok diziler ve filmler üzerine sohbet ediyoruz. Benim dışımda ortamda erkekler varsa onlarla daha çok ilgileniyor. Bana karşı ilgisiz olduklarında ortamdan iyice koptuğumu hissediyorum. İnsanlara bağlanmıyorum ama yanımda beni seven ve destek veren insanlar olsun istiyorum sadece. Herkesin herkesi sevmesi zaten mümkün değil. Güzel fotoğraflar çektirip bol gülmeli anılar biriktirmek istiyorum sadece. Arkadaşlarımın üzerine çok düşüyorum onu fark ettim geçenlerde. Ne gerek var ki sonuçta yüzüne baktığın insan kalbine bakmıyor. Silüetten ibaret sadece insanlar ve onun ötesine gidemeyecekler hiçbir zaman. Çünkü bir insanın bir insanı %100 anlaması asla mümkün değil. Hani Hakan Günday 'Seni anlıyorum demek en büyük yalandır' diyor ya bir kitabın da ben de aynı şeyi düşünüyorum açıkçası. Ailesinden birini kaybetmiş bir insanı asla ama asla anlayamayız. Kendi ailemizden birini kaybetmediğimiz sürece o insanın ne hissettiğini bilemeyiz bence. Bir zamanlar anladığımı düşünüyordum ama tam anlamadığımı fark ettim. Çok başka bir durum ve bunu anlamak gerçekten çok zor.
   Fitness'a yazılmak istediğimi söyledim ama bizimkiler pek yanaşmadı. İçinde bulunduğum durumdan kurtulmak için sporu denemek istedim ama onu bile istemediler ya. Ne istiyorlar benden anlamıyorum. Prozac almayı düşünüyorum şu sıralar ama yan etkisi çok fazla. O beni mahvedebilir bence ya. Yan etkilerine baktım da bir sürü şey sıralamışlar. Kullanmak bir dert kullanmamak bir dert. Mutsuzluk haplarla düzelmez aslında. Mutluluk denilen şey anlık bir şey zaten. Önemli olan huzurlu bir şekilde yaşamı sürdürebilmek. İnsan her zaman mutlu olamaz ama her zaman huzurlu olabilir. Yeter ki kendi benliğindeki çatlaklıkları onarsın.
   Kilolarımdan kurtulmak istiyorum şu sıralar. Çünkü denediğim hiçbir kıyafet olmuyor. Ya dar oluyor ya da çok bol. O yüzden eski kilomu geri istiyorum. Şu sıralar istemekle kalıyorum sadece. Su içiyorum galon galon. Zayıf halimi özlüyorum. Giydiğim her şey üzerime oluyordu. Gerçi çok zayıf olduğum dönemde mutsuzdum biliyorsun. İnsan yine eskisi gibi sağlıklı hissetmek istiyor kendini. Tek başıma sinema ve tiyatroya gitme serüvenim hız kesmeden devam ediyor. Çok sıkılıyorum ama yapacak bir şey yok. Starbucksta kitap okumaktan büyük keyif alıyorum. Tiyatro salonunda yanımda oturan çiftlere hala imrenerek bakıyorum. Yanımdaki adamın boynuna omzunu yaslayıp öyle izliyor kadın. Keşke ben de böyle bir anın güzelliğine kapılıp oyunu izleyebilsem ama acı bir hayıflanmayla bakışlarımı sahneye yönelttim sadece.
   Galiba gözlerim açık öleceğim. Geçen gün uyumadan önce düşünürken bunu fark ettim birdenbire. Bunu düşündükçe daha çok üzüldüm. İnsanın istediği bir hayatı yaşayamaması kadar kötü bir şey yok bazen. Çok iyi bir dansçı veya çok iyi bir tiyatrocu olabilirdim. İlkokulda yaptığım dans sırasında bana gülmeselerdi, teyzem ben şiir okurken gülmekten altına işemeseydi belki heveslerim hala yerinde olduğu yerde dururdu. Sahnede olmayı çok istedim hep. Tiyatrocu gibi oyundan sonra selam vermeyi ve uzun uzun alkışlanmayı istedim. Çok büyülü ve unutulmaz olurdu benim için.
   Kendimi tanıyamıyorum artık. Dün arkadaşım 'Ben hiçbir zaman başkalarına o nasıl bu nasıl olmuş diye sormadım, her gün uyandıktan sonra sen şahanesin dedim kendime, sen de öyle yapmayı dene belki işe yarar' gibi şeyler söyledi. Her insanla her konu konuşulmuyormuş onu anladım bu sayede. Fazla yakın olmadığım birinin böyle şeyler söylemesini garipsedim biraz. Doğal davranmanın daha iyi olduğunu vurguladı konuşması boyunca ama arkadaşlığı konusunda aynı gayreti gösteremiyor.
   Bak sana neyle karşılatığını söylüyorum: Bahçedesin. Etrafında 5-6 kişi var sohbet ettiğin. Lavaboya ellerini yıkamaya gittiğini biliyorlar. Sen onları dışarda sanırken onlar çoktan gitmiş. Bahçede kimse kalmamış. Ve sen bu bahçedeki bu boşluğun hayal kırıklığı koleksiyonuna ekliyorsun. Bi gözünün önüne getirsene şu tabloyu allah aşkına. Sen olsan ne hissederdin. Doğal olmaktan bahseden, arkadaşlıkta bundan yana olan birisi böyle yapmış. Eskiden kızardım ama artık kızmıyorum. Sadece böyle davranılmayı hak etmediğimi düşünüyorum hepsi bu. Onun bana söylediği tüm sözler köpük misali uçup gitti hafızamdan. Değer verdiğim insanların dışında hiçbir insanın fikrini önemsemiyorum artık. Bu insanlar beni gerçekten sevmiyor sadece vakit geçirmekten hoşlanıyorlar o kadar.
   Polen ile o kadar konu hakkında sohbet başlatıyorum hiçbirine tepki vermiyor. Sahte bir gülümsemeyle söylediklerimi geçiştirmeye çalışıyor falan. 2 ay sonra onlardan kurtulacağıma çok seviniyorum bazen. Bazen de üzülüyorum. Garip bir duygu selinin içindeyim anlayacağın. Emreyle sinemaya gittik. Çocuk telefonundan başını kaldırmayı tüm gün. Kaldır kafanı konuş bak seni dinliyorum anlat günlerin nasıl geçiyor diye söylememe rağmen hiç oralı olmuyor. İnsan ne yaparsa yapsın bazen hiçbir yerde huzur bulamıyormuş onu öğretti bana hayat. Öğrendiğim daha çok şey var elbette ama bu durumdan bunu anlıyorum artık. Aynaya bakıyorum aynadaki ben değilim. Berbat bir yüzüm, şekilsiz saçlarım, bomboş bakan gözlerim var.
    Her şey geçiyor. Her acı miladını dolduruyor ama izi kalıyor. Zaman geçiyor. Anlamsızlık hayatımızın orta yerine yerleşiyor. Hangi sokağa gidersek gidelim yollarımız hep anlamsızlıkta kesişiyor. Çünkü insanlar hayatlarına anlam katmak için durmadan koşuşturuyor. Bir gün yaptıkları onca şeyin anlamsız olduğunu fark ettiklerinde yüzleri yine bomboş bakacak. Sen bana bakma ben söylenir söylenir giderim. Keşke bir bakışımdan üzüldüğümü ya da sinirlendiğimi anlayan birisi olsaydı yanımda. Benim sınavım yalnızlık, sevgisizlik üzerine ve ben sınıfta kaldım..

You Might Also Like

2 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Ay bu aralar ben de çok düşük bir moddayım Vişne. Ve inanılmaz bir maddi sorunlar silsilesi içindeyim, bıyıklarımı bile aldıramadım ahahahaha. Ve her-kes bu konuda yorum yapıyor. AY SİZE NE BENİM BIYIĞIMDAN, GEZERİM İSTEDİĞİM GİBİ. Karakterimle ilgili falan aklıma hayalime gelmeyecek yorumlar alıyorum, ne bileyim.

    Sevgisizlik veya yanlış sevilme hadisesi hakkında söylediklerine katılıyorum. Özellikle çocuklukta bununla karşılaşmış olmak aşılması pek kolay bir şey değil. Ben de senelerce senin yaşadıklarına benzer şeyler yaşadım, yeni yeni düzeliyor gibiyim.

    Gönül meseleleri de zor. Normal ama galiba bu yaşlarda her şeyin bunlar etrafında dönmesi, çözümlenememesi falan. Ben de o tür bir sevgi ile karşılaştığımda ne yapacağımı bilemiyorum. Kendi hislerimi açıklama konusunda genel olarak bir problemim yoktu ama karşı taraftan da aynı şekilde yanıt alma ihtimalimi falan hiç göz önünde bulundurmuyorum. Bir keresinde ilgilendiğim bir adam beni sevdiğini söylemişti. O kadar inanmadım ki, dalga geçiyor sanıp sinirlendim, "Siktir git" dedim çocuğa ahahaha. Neyse ki siktirip gitmedi, bir miktar çekti kahrımı.

    Uzun süredir ilaç kullanmıyorum ama her yıl olduğu gibi, bu yıl da, baharın gelişinden kötü etkilendim ahahah. Mevsim değişimleri çok etkili galiba bu mevzularda. Nasıl yorgunum, nasıl gerginim anlatamam, halbuki böyle hissetmeme neden olacak bir değişiklik de olmadı hayatımda. Vallahi direniyorum ama bakalım ne çıkacak altından.

    Şekilsiz bir saçın, çirkin bir suratın, boş bakan gözlerin falan yok. Kendine karşı çok acımasızsın ve önyargılısın sadece. İçsel olarak bir çoklarından daha donanımlı ve iyi bir insansın. Fiziksel görünümün de kabul edilmeyecek gibi değil, zannetmiyorum ki bir insan sana bakıp "ay bu çirkin, ben bununla sevgili olmak istemem" desin. Brad Pitt değilsin evet ama zaten kimse değil, yalnızca Brad Pitt Brad Pitt. Bu yüzden bence bunu önemsememeye çalış.
    Sevgiler, sevgiler <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahar geldi bizi de değiştirdi valla Cessie. Ruhsal çok gelgit yaşıyorum şu sıralar. İki günüm iyiyse üçüncü günüm çok kötü geçiyor. Şunun bir ortasını bulamıyorum anlayacağın. Başkalarının güzellik algısına göre yaşama boşver. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum şu sıralar. Bana da zaman zaman yorum yapıyorlar ama eskisi gibi takmıyorum. Çünkü başkaları 15 dkka konuşuyor biz ise ölene kadar bu hayatı yaşıyoruz. Yaşadığın gönül meseleri ilginçmiş. Ben onu bile yaşamıyorum artık. Ne gerek var deyip köşeye çekilmek en iyisi boşver.
      Ben de çok sık kullanmıyorum ilacı. Kullandığımda da enerjim çok yükseliyor. Niye öyle oluyor acaba sdfldskfns Mutsuzluk falan hiç aklıma gelmiyor aldıktan sonra. Etkisi geçtiğinde de çok kötü oluyorum ruhsal olarak. Hava değişimi ruhsal dengemizi de etkiliyor ya dediğim gibi. Son paragrafını okumak beni sevindirdi. Teşekkür ederim :)
      Sevgiler <3

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe