Bir yolun sonundayım, sessizce tükenerek..

Cumartesi, Kasım 11, 2017

  Yeni uyandım. Bu aralar günlerimi hep uyuyarak geçiriyorum. Çünkü uyuduğumda zaman daha çabuk geçiyor. Üstelik gerçek hayatın kirli ve can sıkıcı yönünden birazcık olsun sıyrılmış oluyorum. Uykunun en çok bu yönünü seviyorum galiba. Aslolan dünyadan birazcık olsun uzaklaşma fikri kulağa hoş geliyor.
   Gündelik hayatın verdiği stres, can sıkıntısı yakamı bir türlü bırakmıyor. Okuldayken enerjimi toplama konusunda zaman zaman sıkıntı yaşıyorum. Gözlerim hep boşluğa dalıyor şu sıralar. Hayatla olan mücadelemi sürdürmeye çalışıyorum ama bu çok zor. Psikolojik anlamda güçlü kalabilmek, kuyruğunu dik tutmak, Sürekli ''Yoo iyiyim ya ben uykum var sadece'' diye ortalıkta dolanmak bir süre sonra sıkıcı bir hal almaya başlıyor. O yüzden evde kendi kendime acıdan parçalara ayrılmak daha çok işime geliyor. Dışarıda yalnız olmak bazen beni tahmin edemediğim bir boşluğun içine sürüklüyor. O yüzden fazla sosyalleşmek bana iyi gelmiyor. Sanki benim dışımdaki herkesin hayatı güzel ve hepsi aşırı mutlu, sorunsuz hayata sahipmiş gibi görüyorum. Aslında çoğumuzun sorunları aynı ama onları ifade edenler ve etmeyenler olarak kendi içimizde ayrılıyoruz. Ben yazarak kendimi var etmeye çalışanlardanım. Yazmadığım zamanlarda sürekli bir şeylerin hayalini kurup acaba bunu yazıya döksem içime siner mi diye düşünüyorum. Günlük hayatta karşılaştığım çoğu şey bana ilham veriyor. Özellikle yolculuklar bu konuda iyi bir fırsat. Çünkü her gün onlarca insanla karşılaşıyorum.
  Şu sıralar hayat nasıl gidiyor diye soracak olursan pek gitmiyor diyebilirim anca. Çünkü gerçekten gitmiyor. Hiçbir şey yolunda gitmiyor. Kendimi sevme serüvenim beklediğim gibi gitmiyor. Odamdaki mantar panoya Grace'in bana söylediği birkaç sözü post it'e yazıp yapıştırdım. Oraya her baktığımda ondan güç alıyormuşum gibi hissediyorum. Okuldaki yeni arkadaşlarım lisanstakilere göre daha anlayışlı bana karşı. Sürekli hayalini kurduğum bir ortamın içerisindeyim şu an. Zaten beni biliyorsun, arkadaşlık ilişkilerinde anlayış ve güvene çok önem veriyorum. Bana bunları verdikleri için şimdilik iyi gidiyor arkadaşlığımız. Zaman zaman içim şişiyor tabi. Çünkü mıy mıy flörtleri gördükçe o ortamdan kaçasım geliyor. Ben böyle yazınca anlamadın tabi. Dur anlatıcam onu da azıcık sabret.
   Yeni arkadaş grubumda çeşitli insanlar yer alıyor. Dersten sonra birlikte yemek yiyor daha sonra sohbet için cafeye gidiyoruz. Yolda sürekli birbirimize konuşup o günü veya farklı bir şeyi değerlendiriyoruz. Şimdi benim bunlara lakap takıp onları öyle anlatmam gerekiyor. En nefret ettiğim şey ama bir deneyelim bakalım. İlk arkadaşıma Cimcime diyeyim. Bu kız sürekli gülen, esprili yönü olan fedakar birisi. Esprili yanı olması ve ortak noktalarımızın fazla olması onunla daha fazla sohbet etmeme olanak sağlıyor. Onunla sadece okulda konuşabiliyoruz. Okul dışında sürekli konuştuğum biri yok zaten şu an. Bi bodur var. Ya ona da Bodur demekten vazgeçtim çünkü dış görünüşe göre insanlara lakap takmaktan nefret ederim. Bana yıllarca bu yapıldı. Gittiğim her yerde çirkin lakaplara maruz kaldım ama buna rağmen sabrettim. Ben ona Duru diyeyim hadi. Çünkü duru bir güzelliğe sahip. Makyaj yapmadığında bile güzel olabilen nadir insanlardan. Duru benim lisanstan arkadaşım. Son iki yılda ortak arkadaşlarımız sayesinde arkadaş olduk. Yol arkadaşlığı da yaptığımız için konuşacak bir sürü şey buluyoruz. Duru dışarıya karşı kapalı birisi. Duygularını pek yansıtmaya hevesli değil. Karşı cinse veya kendi cinsine karşı herhangi bir ilgi duymuyor. Nötr yani bu konuda. Birkaç kez gönül işlerine girmeye çalıştı ama pek umduğunu bulamadı.
   Diğer kız arkadaşım Tegan. Kendisi bizden yaşça büyük ve kişilik olarak inanılmaz olgun birisi. Onunla sohbet etmeyi çok seviyorum. Benim arkadaşlığımı çok seviyormuş kendisi. Geçen gün bir arkadaşıma öyle söylemiş. Bunu duyunca çok mutlu oldum. Çünkü bu sık duyduğum bir cümle değildi. Tegan ile genellikle o gün yaşadığımız şeyler hakkında konuşuyoruz. Gündemimiz zaman zaman değişse de genelde o gün neler yaşadığımız üzerine kurulu bir konuşma düzenimiz var. Tegan inanılmaz girişken bir kız. Yani tanımadığı insanlara şak diye yol tarifi soran birisi. Benim hiç böyle bir özelliğim yok mesela. Onun bu özelliğini kendime örnek alıyorum. Hiç tanımadığım bir insanla ha deyince konuşamıyorum durup dururken. Yanlış anlar, taciz sanar diye hiç oralı olmuyorum. Zaten kadınlar günlük hayatta bir sürü sözlü ve bakışlı tacize maruz kalıyor. Bide benim gereksiz girişkenliğim nane limon olmasın. Gerçekten çok zor kadın olmak. Bir mücadele veriyorlar resmen. Bu konuda özenli davranmaya özen gösteriyorum. Geçen gün cafede otururken Tegan '' Seninle sevgili olan kız çok şanslı. Düşüncelisin ve karşındaki insanı önemsiyorsun. Bu önemli bir detay bence. İnşallah gönlünde istediğin olur'' dedi. Farklı bir şey yaptığım yok aslında. Karşımdaki insanın bir 'insan' olduğunu ve duygularının olduğunu kendime hatırlatıyorum sık sık. Bazen insan denen mahluktan nefret ediyorum elbette ama bu nefretim belli bir süre sonra geçiyor. Bu kadar sakin göründüğüme bakma sinirli ve müşkülpesent biriyim. Zaman zaman öfke nöbetleri geçiriyorum. Anksiyetem coşunca dışarı çıkıp kafamı gökyüzüne çeviriyorum ve derin nefes alıyorum. Yarım saat kadar böyle devam ediyorum sonra yatışıyorum. Kendi kendimi delirttim en sonunda görüyor musun.
     Gruptaki erkek arkadaşıma Miroğlu diyeyim hadi. Çünkü bakışları adeta Miroğlunu andırıyor. Bu çocukla sonradan anlaştık. Erkeklerle iletişim kurma konusunda zorlanıyorum şu sıralar çünkü hemcinslerim bana güven vermiyor eskisi gibi. Lisansta çok erkek arkadaşım vardı ve onlar çabucak arkadaşlığımı benimsediler. Yeni insanlarla ha deyince arkadaş olamıyorsun öyle belli bir vakit geçmesi gerekiyor. Miroğlu düşünceli bir erkek. Üstelik anlayışlı bir tavrı var bana karşı. Onun da intihara karşı bir yönelimi varmış ama sonra bunu kendi içinde yok etmiş. Geçen gün bu mesele açıldı. Bana ''Zaten bir gün öleceğiz bu süreci kısaltmanın ne anlamı var Vişne?'' dedi. Öyle deyince haklısın dedim ben de. Bu çocuk Duru'dan hoşlanıyor. O kadar çok belli ediyor ki ikisi arasında yaşanan mıy mıy flörtleşmeyi görünce road runner gibi ortamdan kaçasım geliyor. Ay sevmiyorum böyle şeyleri, hoşlanıyorsanız sevgili olun işte ne diye ortamı böyle güllü budaklı bir şeye çeviriyorsunuz anlamıyorum. Duru'ya dedim ki bak bu çocuk senden hoşlanıyor o da salağa yatıp ''yoo öyle değildir bence' dedi. Tabi canım tabi eminim öyledi. Ulan karşında yılların ilişki uzmanı duruyor ben yer miyim bunu. İlişki uzmanının da sevgilisi yok skdjfbs Reziilik benim öteki adım.
  Her neyse Miroğlu'nun arkadaşlığını seviyorum. Yani güzel gülüyor, Duru ile konuşurken ses tonu değişiyor, modunu yüksek tutmaya çalışıyor hep. Ben onun yerinde olsam Duru'ya açılır böyle böyle derim. Çocuk yakışıklı üstelik. Ne kaybeder ki. Benim tipim müsait değil açıkçası. Bide kısmetim kapalı ondan böyle yalnızım valla. Yoksa ben de sevdiğim bir kızın elini tutmak isterdim. Aylar önce yolda giderken Grace'in elini tuttuğumda kendimi hafiflemiş, bütün dertlerimden bir an olsun sıyrılmış gibi hissetmiştim. Bu his bana kendimi iyi hissettirmişti.
  Diğer erkek arkadaşım da Hüdaverdi. Onunla fazla yakın değiliz sadece arada konuşuyoruz öyle. Dışarıya pek açık birisi değil. Kendi kafasının içinde başka dünya varmış gibi bir hali var. Duru'ya açılmış geçen ay. Duru'da onun sevgisine karşılık vermedi. O yüzden epey efkarlı bir adam. Bu Duru da neymiş böyle erkekler paylaşamıyor. Kızın kısmeti açıldı valla. Gün içerisinde iki erkeğin ilgisiyle haşır neşir olan bu kızı görüyorum sürekli. Biriyle konuşmaya başlasa öteki trip atıyor. Diğeriyle salak salak inatlaşmaya girdiğinde ötekisi surat yapıyor. Ben böyle şeylere gelemiyorum. Çok sıkıcı ve çocukça geliyor. Sürekli birbirlerine böyle ilkokul çocuğuymuş gibi davranıyor. Aşk insanı bu kadar salaklaştırmamalı bence. Tegan ve Cimcime'nin yanına gidiyorum bu gereksiz sevgi manzarasıyla karşılaşınca. Çünkü gerçekten iki erkeğin bir kızı sevmesini görmek sinirlerimi bozuyor. Paylaşamıyor bir türlü. Hüdaverdi reddedilince epey üzüldü. Duru 'Ya arkadaş kalırız ya da konuşmam' demiş. Bunlar arkadaşlar ama sürekli birbirlerini iğneliyorlar gereksiz yere. Çocuk gibiler aynı. Gözlerimi deviriyorum böyle anlarda napim.
   Son kız arkadaşıma da Şahsenem diyeyim hadi. Şahsenem ile iyi bir arkadaşlığımız var. Okulda rahat anlaştığım insanlardan ve sohbetinden asla sıkılmadığım birisi. Bana dersler, kitaplar konusunda yardımı olmuştu. Şahsenem ile çoğu konuyu konuşabiliyoruz. İdealleri olan birisi ama bunu uygulamaya dökemiyor. Üstelik fazlasıyla unutkan. Arkasını toplaması için uyarıyorum onu hep ama artık uyarmayacağım kimseyi. Kimsenin velisi değilim sonuçta bana ne. Bir şeyini mi kaybetmiş umrumda değil artık. Şunu anladım: İnsanlara fazla ilgi göstermek bir boka yaramıyor. Bencil olmaya çalışıyorum ama zor benim için. Lisansta suratıma bakmayan insanları görüyorum fakültede. Bu sefer ben yüzlerine bakmıyorum. Hatta birisi hatrımı sorup burada ne işim var onu sordu. Okula devam ettiğimi duyunca aşırı bozuldu. Onun o hali bütün galibiyetlere bedeldi. Ben aşırı rahat bir şekilde cevap verirken onun bir balon gibi sönmesini görmek içimin yağlarını eritti açıkçası.
   Grace ile ara sıra konuşmaya çalışıyoruz ama beni fazlasıyla ihmal ediyor. Birkaç gündür çok kötüyüm mesela onunla telefonda konuşmam gerekiyor ama bir türlü telefonda konuşamıyoruz. O kötü olduğu zaman arayıp acısını dindirmeye çalışmaya çalışıyorum ama ben kötü olduğumda asla cevap alamıyorum. Bazen meşgule atıyor sinir oluyorum. Sonra ''Meşgule atılmaktan nefret ediyorsun biliyorum ama o an açsam dediklerine odaklanmam'' demişti. Onun yokluğuna alışamıyorum. Hayatımda varlığıyla anlam katan nadir insanlardan biriydi. Şimdi başka bir şehirde olmasına bir türlü alışamıyorum. Geçen gün arkadaşlarla cafede otururken birdenbire modum düştü. Bazen oluyor bu bana. Konuşulan konu beni açmayınca otomatik olarak ilgimi kaybediyor ve kendimi kapatıyorum. Dakikalarca suskun kalıyorum. O gün epey uykuluydum bide. Arkadaşlarım ders çalışırken ben kitap okudum. Daha sonra işleri bittiğinde benim uykum gelmişti. Uyumamak için direniyordum anlayacağın. Konuşulan konu pek ilgimi çekmedi. Yan masada Grace'in hayali canlandı gözümün önüne. Bana bakıp 'Hadi ne duruyorsun olm sohbet etsene onlarla' diyordu. Boşluğa bakıp gülümsedim ama insanlar neye güldüğümü anlamadı.
  Grace ile epey dertleştik aslında. Bana ''Bu yaşadıkların normal bir şey. Hepimiz yaşıyoruz ama sen fazla anlam yüklüyorsun. Biraz daha rahat davranmalısın bence. Kendine olan inançsızlığın ve sevgisizliğini aşman lazım.'' demişti bir sohbetimizde. Kendimi yetersiz hissettiğimi söylediğimde yetersiz olmadığımı söylemişti. Bana attığı ses kayıtlarını uyumadan önce hep dinliyorum. Onun sesini duymak iyi geliyor bir nebze.
  Korkunç bir ruh haline bürünüyorum. İnsanlara negatifliğimi bulaştırmamak için evde kalmaya çalışıyorum. Dün arkadaşlarım içki içmeye davet etti mesela ama gitmedim. Bir süre sonra modum düşecekti ve ortama gereksiz yere negatif enerji saçacaktım. O yüzden gitmedim. Eve geç geldiğimde bizimkiler söyleniyor zaten. Babamın ağzından 'Niye geç kaldın?' sözü asla eksik olmuyor. Gençliğimi yaşamama bile izin vermiyorlar anlayacağın. Kafamın bir köşesinde sürekli ''Acaba şimdi arayacaklar mı? Nerede kaldın diyecekler mi?' diye düşünmekten yaşadığım anın tadını çıkaramıyorum.
  Kopil beni son zamanlarda çok sinir etmeye başladı. Geçen gün yemek yerken kilolarımla dalga geçti. Başlangıçta alttan almaya çalıştım ama sonra sinirli yönümü belli ettim. Daha sonra bu sinirim gün içerisinde geçmedi. Ruh halim değişkenlik gösteriyor ve bu günlük hayatta iyi bir şey değil çoğu zaman. Tekrar kilomla dalga geçmeye çalışırsa bu sefer daha sert cümleler kurabilirim. Bu konuda asla çekincem yok. Çünkü sinirlendiğimde bambaşka birine dönüşebilme özelliğine sahibim. Bu konuda babamı bile tanımadım yani. O yüzden patladım mı etrafımdaki her şeyi mahvedebilme özelliğine sahibim. Gerizekalı Kopil fakültede derece almış. Aramızda çok az puan farkıyla derece alması sinirlerimi bozdu açıkçası. Bunu hak etmiyordu çünkü. Ne derslere geldi, ne derste düşüncelerini ifade etti. Tek yaptığı şey arkadaşlarından not almak ve sınav günü kopya yazmak. Derece almak bu kadar aciz bir şeye dönüşmemeli ya. Gerine gerine bide derece aldığını söylüyor salak. Sanki onu hakkıyla aldı. Onunla arama mesafe koymaya karar verdim bundan sonra. İnsan karşısındakine nasıl davranacağını bilmeli. Bölüm sıralamasında ikinci oldum galiba. Amacım bölümde ilk üçe girmekti zaten. Galiba bölümü ikincilikle bitirdim ama fakülte de dereceye girmek istiyordum.
  Bütün gün buna üzüldüm. Eve geldim söylene söylene patates kızartması yedim. Ranch sosun tadını bile çıkaramadım. Halbuki ranch sos eşliğinde patates kızartması yemeye bayılırım. Dün bir saat spor yaptım Kopil'in söylediği şeyler yüzünden.Spor yaptıktan sonra epey terledim. Bu bir nebze olsun stresimi azalttı. Hatta daha iyi hissettim. En sevdiğim yemeği yerken ondan 'Az ye az, spor yap' diye aptalca cümleler duymayı ben de beklemiyordum. Şu konuda anlaşalım kimsenin kilosu kimseyi ilgilendirmez, ilgilendirmemeli. Bunu Rita da yaptı geçen gün. Tanımadığım insanların yanında bana ''Vişnecim kilo mu aldın sen ya'' dedi. Böyle söyleyince haliyle rencide olmuş gibi hissettim. Fast food tüketiyorum ya ondan galiba deyip geçiştirdim ama bu tarz ortamlarda böyle kilo mevzusu yapılmaz. Ben kimseye yapmadım mesela. Çevremdeki insanları kilolarıyla değil davranışlarıyla değerlendiririm. Bana göre mantıklı olan budur her zaman.
    Yaşadığım hayattan memnun değilim. Beni huzura kavuşturmuyor. Çünkü sevgi arayışım asla son bulmuyor. Bi ara Tinder'a girdim şansımı denemek için ama orası da içime sinmedi. Tanımadığım insanları sağa sola kaydırmanın anlamsız olduğunu düşündüm. Sonra uygulamayı sildim. Orası sanki insanların kendini nesne konumuna soktuğu bir yer gibi. Telefonumda var olması bana anlamsız geldi bu yüzden. Birkaç arkadaşım dışında çoğu arkadaşım farklı yollara gitti artık. 
    Geçen gün Polen geldi onunla buluştuk. Sırma onu görünce aşırı mutlu oldu. Ben de Sıska ile konuştum epey. Onlarla olmak benim için bir bakıma iyi çünkü bana karşı sevgilerini hissedebiliyorum. Benimle konuşurken sıkılmıyorlar. Sırma'nın bazen benimle sırf telefonum yüzünden buluştuğunu düşünüyorum. Çünkü ne zaman buluşsak telefonumda onlarca fotoğraf çektiriyor. Bunun çok gereksiz olduğunu düşünüyorum. Bana 'Sen ve Efsun dışında kimseyle rahat konuşamıyorum artık' dedi. Bunu bilmek bir şeyleri doğru yapma fikrini pekiştirdi kendi içimde. Farklı bir şey yapmıyorum aslında. Sadece onların yanında olmaya çalışıyorum. Aynı şeyi onlar bana yapmıyor gerçi. Çoğu şeyi tek başıma yaşayıp atlatmak zorunda kalıyorum. İnsanlar mutsuz birini görünce hastalıklı bir hayvan görmüşçesine kaçıyor. Halbuki durup onu anlamayı denese ortaya şahane bir arkadaşlık çıkacak. Ama kaçmak, görmezden gelmek çok kolay. Ben de kendimden kaçıyorum. Uyuyorum bol bol. Hakkımın yendiği, sevgimin suistimal edildiği bir gerçeklikte yaşamıyorum artık. Çünkü böyle yaşamının bir anlamı yok. Sürekli hayal kırıklığına maruz kalıyorum. Stres yüzünden sigaraya başladım. Ara sıra içiyorum. İçime çekmeden içtiğim için bizimkiler pek bir şey demiyor. Her şey dozunda yapıyorum çünkü. Gündelik hayata devam etmek benim için çok zor. Yine hayat bir şekilde devam ediyor. Böylesine bir kabulleşin insanı çıldırtması gerekir. Oysa ben duvarları izlemekle kalıyorum sadece. Göğsümün ortasına büyüyen acı hep orada. Asla gitmiyor.

You Might Also Like

8 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Böyle yazılarını okuyorum ya, çok samimi geliyor, sana her şeyi anlatabilirmişim gibi :). Umarım her şey yakında gönlünce olur, kilolar da verilir ya ben de aldım son zamanlarda ama pek takmıyorum :). Belki de taksamiyi olacakbilemedim ama bu dönem de böyle olsun :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Kendimce bir şeyler yazıyorum işte. Valla pek gönlümce olmuyor ama alışıyorum işte değişen koşullara. Kilo alma verme süreci hiç bitmiyor zaten. Ben de takmıyorum da çevrenin olumsuz etkileri bana da yansıyor. Takma bence hiç boşver ye pizzayı :D

      Sil
  2. Uyku konusunda ben de aynı şeyi düşünüyorum. Bir problemim olduğunda ve çözemeyeceğimi düşündüğümde o sorun kendi kendini çözene kadar kendimi uykuya veriyorum. :) İnsanların sırf konuşmak için başkalarının hayatları hakkında ya da bedenleri hakkında yorum yapması hiç doğru değil. Sonuçta biz kendimizi biliyoruz, aynada kendimizi görebiliyoruz. Sen kilo mu aldın, spor yapmalısın dedikten sonra karşında dünyaları yiyen birisi sana destek oluyor sayılmaz. Gerçek arkadaş böyle bir şey düşünüyorsa bunu hiç dile getirmeden ara sıra hadi yürüyüşe çıkalım demeli. Yemek yenildiğinde bugün salata mı yesek demeli. Destek olmak ancak böyle olur.
    İnsan kendini zaman zaman dünyadan uzak hissedebiliyor. Kendine çok yüklenmemeye çalış. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önceki hayatımızda uykucu şirin miydik acaba? Bu kadar çok uyumanın başka açıklaması olamaz galiba. Evet ben de öyle yapıyorum ve bazen bu bana iyi geliyor. İyi bir terapi yöntemi bence. Kesinlikle katılıyorum, bu düşünceli bir davranış değil aksine yerici bir hareket. O yüzden buna karşı çıkıyorum elimden geldiğince. Bana hiç yürüşe çıkalım ya da salata yiyelim diyen olmadı. Aksine paso yemek yedik :D Yemek yemeyi seviyorum zaten bunu onlara da söyledim. O yüzden umursamıyormuş gibi davranıyorum. Yüklenmemeye çalışacağım. Teşekkür ederim İrem :)

      Sil
  3. Bir dönem ben de bazı şeylerden, belki de başlı başına hayattan kaçmak için uyurdum. Çünkü uyuyunca başka bir boyuta kaçardım sanki. Ama bu da kalıcı bir çözüm yolu değil. Sadece saklanmak. Çünkü uyandığımda sorunlarımın olduğu gibi beni beklediğini ve çok daha şiddetli bir şekilde üzerime geldiğini fark ettim. Belki kişisel gelişim kitabın fırlalama bir cümle gibi olacak ama, ki o tip kitapları pek sevmiyorum, işin özü basit. Çözüm biz de. Hala daha tam olarak toparlanabilmiş değilim. Ama bazı şeyleri çok fazla takmıyorum kafama. Çünkü başkaları da takmıyor. Seni senden başka kimse umursamıyor. Belki en yakınlarım dediklerin biraz. Ama bir yerden sonra herkes kendi yoluna bakıyor. İnsanlara çok fazla beklentiyle yaklaşmamalıyız. Sonrası hayal kırıklığı oluyor. Sanırım çözüm yolu da bu. Sadece kendinden bir şeyler beklemek. Sizin yazılarınızı okumayı gerçekten seviyorum. Bir arkadaşımla konuşuyormuş gibi hissediyorum. Üstelik sizi tanımıyorum bile ama yazdıklarınızı okurken bir anlığına sanki tanıyormuşum gibi geliyor. Sanırım bu güzel bir şey. Çünkü içtenlik önemli bir şey. Biri size nasılsınız diye sorduğunda doğru cevabı verin. Ben öyle yapıyorum. Gerçi sonra 'neden' diye ardı da geliyor. Sanki vereceğim cevapla çok ilgililermiş gibi. Ama bir yerden sonra şunu fark ettim ki, ben kendime dürüst davrandığımda onlara verdiğim cevap da gerçekten olumlu olmaya başladı. Tabi sizin bileceğiniz iş ama bu da bir tavsiye. Kilo konusuna gelince. Verirsiniz ne olmuş yani. Benim de kilomla başım dertteydi. İki türlüsüyle de. Kilo alınca 'kilo mu aldın', kilo verince 'kilo mu verdin' olur. Yani birinden biri mutlaka tatmin olmaz insanların. Önemli olan siz kendinizdeki değişimleri nasıl buluyorsunuz. Kilo vermek istiyorsanız verirsiniz zaten. Ama biliyorum insanlar can sıkıcı olabiliyor. Ama ağızları torba değil ki büzelim. Herkes konuşur, konuşur, susar ve unutur. Siz de dert etmeyin onların bile hatırlamayacağı lafları. Umarım her şey güzel olur hayatınızda. Bunu içtenlikle söylüyorum. Kendinize iyi bakın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçici bir çözüm olarak uyku iyi bir şey bence. En azından kendini toparlamak için iyi bir fırsat. Ben çok yorgun ya da ruh halimin kötü olduğu zamanlarda uyuyorum genelde. Çünkü anca öyle güç toplayabiliyorum içimde. Uyandığında kirli gerçeklik tüm haliyle devam ediyor tabii onun için yapacak bir şey yok. Doğru söylüyorsunuz bir süre sonra insanı kendisinden başka kimse umursamıyor. Beklentilerimi minimuma düşürdüm. En azından deniyorum. Teşekkür ederim beğeniniz için. İçimden ne geldiyse öyle yazıyorum işte. Yazdığım zamanlar kendimi daha iyi hissediyorum. Biri gerçekten hatrımı sorduğunda iyi ya da kötü olduğumu söylerim çünkü çoğu insan nasılsını öylesine sorar. Nasıl olduğunuz onların umrunda bile değil çünkü. O yüzden geçiştirmek en iyi yol. İki türlü olay başıma geldi kilo konusunda o yüzden artık kasmıyorum ya. Seven böyle halimi de seviyor. Kesinlikle bazıları can sıkıcı boyutta yorumlarda bulunuyor. Bunları aşması zor benim için. Teşekkür ederim güzel dilekleriniz için ^_^

      Sil
  4. "İnsanlar mutsuz birini görünce hastalıklı bir hayvan görmüşçesine kaçıyor." Bugün buna benzer bişi düşünmüştüm. Haklısın.. Teselli etmek ya da sadece dinlemek o kadar zor geliyor ki insanlara.. Sanırım yaptıkları mutluluk rolünü unutup mutsuz oldukları şeyleri hatırlamaktan korkuyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Çünkü onlar mutsuzluğunu hatırlıyorlar mutsuz insanları görünce. Bu yüzden görmezden gelmek işlerine geliyor. Teselli değil de insanın bazen birinin onu dinlemesini istiyor. Ama bu zamanda artık bu çok zor olmaya başladı. Keşke böyle olmasa.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe