İnsan gerçekten hayret ediyor

Salı, Şubat 06, 2018

  Çok değil bundan bir hafta önce hayatım altüst oldu. Bir anda hayatımın yönü farklı bir yöne gitti ve ben ne hissedeceğimi şaşırdım. Aynı anda birden fazla olay olunca hangisine tepki vereceğime şaşırdım. Ani duygu değişimlerini oldum olası sevemedim ama bu da hayatımın bir parçası ne yazık ki. Bu değişimin etkisini azaltmaya çalışıyorum şimdilerde.

  Sana en son yüksek lisans olaylarından bahsetmiştim hatırlarsan. Yazıyı yazdıktan birkaç gün sonra sonuçlar belli oldu. Kazanamadığımı öğrendim. Bu durum bende tokat etkisi yarattı. Sayfaya bakıyorum ''yedek listesindesiniz'' yazısını defalarca okuyorum. Kafamın içinde bir sürü çığlıklar kopuyordu. Ekrana boş boş bakmaktan kendimi alamıyordum. Aylardır süren çalışmalarım boşa gitmişti. Onca emeğim, onca çabam çöpe atılan bir ıslak mendil gibi yitip gitmişti. Anneme kazanamadım dediğimde suratı düştü bir süre. Beni nasıl teselli edeceğini düşündü. Bense bu durumun hayatımı nasıl mahvettiğini anlamaya çalışıyordum. Canım çok yanıyordu. Hiç olmadığım kadar kendimi üzgün hissediyordum. Etrafımda annem dışında beni teselli edecek arkadaşlarım yoktu. Boş bir odanın içinde kendi acımla kalakalmıştım.

   Kendimi toparlamaya çalıştım ama bu sandığım kadar kolay olmadı. Kendime sövdüm içimden durmadan. Annem bu sırada beni teselli etmeye devam ediyordu. Bir yandan arkadaşlarım mesaj yağmuruna tutmuştu her yandan. Ezgi ve Öznur ile epey konuştuk. Duru, Miroğlu, Tegan, Cimcime, Şahsenem ve birçok insan destek mesajları attılar. Bütün bunlar bir anda oldu bu arada. Herkes kazanacağımı bekliyordu ama ben yine çuvalladım. Mülakat ve yazılı sınavlarım en yüksek notlar olmasına rağmen geçemedim. Çünkü Ales puanım yetersizdi ve benden daha iyi puanı olan insanlar vardı. Ne işim, ne okulum, ne de etrafımda arkadaşlarım kaldı. Telefonda mesajlaştığım arkadaşlarım dışında kimse yok yani yanımda. Oldum olası çevremde hep yalnızdım zaten biliyorsun.

   Birkaç saat sonra sahile yürüyüşe gideceğimi söyledim anneme. Kendime bir şey yapmamdan korkuyordu. Kartıma ödeme yatırdıktan sonra kulaklığımı takip sahilde yürüdüm dakikalarca. Hava buz gibiydi ama içimin acısı buna aldırış etmedi. Canımın acısı hala tazeydi. Gelen mesajları sessizce okumaya devam ediyordum bir yandan. Deniz turkuaz rengindeydi ve rüzgar deli gibi esiyordu. Sahilde benden başka kimse yoktu neredeyse. Kulağımda çalan müzikler hüznümü yakıp kavuruyordu.

  Yürüdüm. Ayaklarım ağrıyana kadar yürüdüm. Hiç durmadım. Yürürken ne kadar salakça davrandığım aklıma geldi. Kendime çok kızdım durmadan. Nasıl olur bu, neden böyle olmak zorundaydı, NEDEN? diye cümleler kurdum art arda. Hiçbirini üzüntümü hafifletmeye yetmedi.

  Bir ara denizle yüz yüze geldik. Dalgalar kendi aralarında oynaşmaya devam ederken durup denizi seyretmeye devam ettim. İçimden ''Yaşamanın ne manası var, her şeyimi kaybettim.'' diye cümle kurdum. Suskun bir şekilde turkuaz renkli denizi seyretmeye devam ettim. Kafamdaki düşünceleri kontrol edemiyordum. Düşüncelerim beni yolunu bilmediğim bataklığa sürüklüyordu. Daha sonra ''İyi de ben şimdi napıcam'' sorusu yankılandı kafamda, cevap veremedim. İntihar etmeyi düşündüm. Atlasam neyi değiştirebilirdim ki? Evden ayrılırken kedim arkamdan bakıyordu. Benden sonra onu kim besleyecek, kim sevecekti? Ya annem, o bunu nasıl karşılayacaktı? Üstelik sahile gideceğimi söylediğimde yüzünde canlanan telaşı nasıl unutabilirdim. Bu elbette saçma ve yanlış bir düşünceydi. Her şeye son vermek istedim ama adım atamadım. Ayaklarım beni denize adım atmaya ikna edemedi. Taş gibi yerimde durdum öyle. Her şeye son vermeyi çok istedim ama yapamadım. Çünkü henüz hiçbir şeyin bitmediğini biliyordum. İnsanoğlunun zihni büyük bir anahtar bence. En kilit sorulara bile cevabı var. Üstelik hayatta kalma iç güdüm hepsine galip geldi. İnsan bedeni hayatta kalmaya programlanmıştır. En ufak bir tehlike anında kendini hayatta tutmaya öncelik verir. Bu yüzden aklım beni bu kararımdan derhal vazgeçirdi. Arkamda siyah montlu bir adam yürüyordu. Onu azraile benzettim bi ara. Sonra 'Saçmalama olm, o böyle mi'' diye kendi kendime konuştum.

  Daha sonra yolda yürürken içimden öfkemi haykırmam gerektiğine karar verdim. Çünkü sinirim beni içten içe boğuyordu. Etrafımda kimsenin olmadığı bir anda avazım çıktığı kadar ALLAH KAHRETSİN diye bağırdım. Umarım kimse duymamıştır. Normalde böyle bir şey yapmam ama sinirlerim boşaldı bir anda. Küfrede küfrede yolu yarılamıştım. Eve geldiğimde daha sakindi. Bağırmak bir nebze iyi gelmişti. Babam tabletiyle oyun oynamaya devam ediyordu. Sonucum için üzülmemem gerektiğini, hiçbir şeyin benden önemli olmadığını, gerekirse özel okuldaki bir bölüme gidebileceğimi söyledi. Bunu kabul etmedim. Hem borcumuz vardı hem de ondan para istememe konusunda kendime söz vermiştim. Üstelik gitmek istediğim okul da çok uzaktı. O yüzden şimdilik akademiye elveda dedim. Çok soğudum sürekli hayal kırıklığı yaşamaktan. İki kere mağlup edildim bu konuda. Çok uğraşmama rağmen kabul edilmedim. Yeterli gelmedim hiçbir şeye. İyi insanlar tanıdığıma seviniyorum sadece. Duru ile arkadaşlık ilişkimizi geliştirdik. Beni anlama konusunda gayret gösteriyor. Bu ince davranışı hoşuma gidiyor. Arkadaşlarımın desteği olmasaydı bu durumu zor atlatırdım. Bu hüsranın etkisi zihnimden yeni yeni kayboluyor şimdilerde.

   Bu yenilgiden sonra iş aramaya adadım kendimi. Yüksek lisans sonucumun açıklandığı hafta bir iş görüşmesine gittim. İş görüşmem iyi geçti. Kendimi iyi bir şekilde ifade ettim. Yetkililer kendimi ifade ediş yönümü beğendiler. Birkaç gün sonra işe alındığımı öğrendim. Şu an bir ajansta işte çalışıyorum. Hayatımın yönü tamamen değişti diyebilirim. Ortama uyum sağlamaya çalışıyorum. Üniversitedeki arkadaşlarımı çok özlüyorum ama bazı şeyleri geride bırakmak gerekiyor. Tıpkı Grace'in beni geride bıraktığı gibi. Onunla günlerdir konuşmuyoruz. Ona olan ilgimi de kaybettim sayılır. Artık konuşsak da eskisi gibi olmayız. Araya soğukluk girdi mi böyle hiçbir şey düzelmiyor. Bu hep böyleydi ve hiç değişmedi. Yani ben birinden kopunca tamamen kopuyorum.

   Ailem ve arkadaşlarım iş bulmama çok sevindiler. Babamın bu konuda susturabildiğim için mutluyum çünkü arkamdan söylediği şeyler ağır geliyordu. Şimdilerde monoton bir hayatım var. Evden işe - işten eve gidiyorum. Gecesi gündüzü olmayan bir işe çalıştığım için bazen sabahladığım günler oluyor. Eve sabah gittiğimde bu işin doğru olup olmadığını sorguluyorum. Gece çalışmaya hiç alışık değilim çünkü. İşimi seviyorum. Sanırım beni ayakta tutan düşüncelerden birisi bu. Güçlü kalmaya çalışıyorum. Eskisi kadar depresif biri değilim artık. İnan mutsuz olacak vaktim bile yok artık. Sürekli bir şeylerle meşgul olmak beni depresif düşüncelerimden uzaklaştırıyor.

   Çalışma arkadaşlarım bana karşı iyi davranıyor. Bir sürü yeni insan var etrafımda. Buna alışmak benim için ilk başta zor geliyor ama zamanla alışırım. Çalışma arkadaşlarım dışında ajanstakilerin çoğunu tanımıyorum çünkü herkes işinin başından kafasını kaldıramıyor. Mesai arkadaşlarıma alıştım. Benim işi öğrenmem için destek oluyorlar. Üzüntümü çoktan geride bıraktım. Sadece üniversitedeki arkadaşlarımla vakit geçirip, ucuz biralar içip, sohbet etmeyi özledim. Günlerdir konuşmuyorum onlarla yüz yüze. Asosyal biri gibi görünüyorum şu an biliyorum ama şartlar şu an bunu gerektiriyor. Kendime vakit ayıramıyorum çünkü çalışma saatlerim buna elverişli değil. Yine de sevdiğim bir işi yapmak bana güç veriyor.

  Birkaç gün önce Duru ile buluştuk. Bana hediye almış. Normalde insanlar bana pek hediye almaz. Yıllar önce Gizem almıştı ilk buluşmamızda, o beni mutlu etmişti. Genelde pek hediye verilen kişi değilim. Hediye aldığımda da çocuk gibi seviniyorum haliyle. Duru en sevdiğim film serisini almış. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Ben de ona en sevdiğim kitabı hediye ettim zor zamanlarımda yanımda olduğu için. Cidden onun desteği inanılmaz iyi geldi. Daha sağlıklı bakıyorum hayata şimdilerde. İşimin olması hayata bakış açımı kısmen değiştirdi diyebilirim. Ekonomik özgürlüğüm sayesinde hayata karşı daha umut doluyum. Evet, akademi konusunda çuvallamış olabilirim ama en azından elimde bir iş var. Hiç işim olmasaydı daha da kötü olurdum. Şimdilik iş hayatına yönelmekle yetineceğim. Elimde olan tek şey bu ve idare etmek zorundayım. Hem zamanla sabahlamaya da alışırım nolucak ki.

  Akademiye devam etmeyi çok istiyordum ama nasip olmadı. İş arkadaşlarım tezsiz yapıyorlarmış ama o kadar param yok şimdilik. Tezsiz bir işe yaramıyor aslında ama onlar yine de yapıyor. Spora yazılmayı düşünüyorum ama hem çok kalabalık hem de pahalıymış. O yüzden araştırmalarıma devam ediyorum. Geçmişi o kadar sık düşünmüyorum. Önüme bakıyorum artık. Çünkü hayat arkama bakmaya devam ettikçe yüzüme tokat atıyor. Arkana bakmaya devam edersen önünü göremezsin gibi bir şey söylüyor bana.

  Zaman zaman kendimi huzursuz hissediyorum çünkü hayatı kaçırdığımı düşünüyorum. Çalışma saatlerim beni sosyalleşmekten alıkoyuyor. Üstelik uyku düzenim mahvoldu. Düzenli hayata sahip olan insanlara çok imreniyorum şu sıralar ama bunu da aşarım ben. Bu haftam böyle geçti. Bundan sonrası nasıl olur bilmiyorum. Beni neler bekliyor orasını hiç bilmiyorum. Duru ''Kendinin farkına var. Sen hem sınavdan hem mülakattan en yüksek notu aldın. Senin yerin akademi. Vazgeçme sakın'' dedi buluşmamızda. Onunla epey konuştuk. Yemek yedik, mağaza dolaştık. Okuduğum kitaptan bahsettim. Çok olgun birisi. Bana ''Lisanstayken senin arkadaşlığının güzelliğini fark etmemişim. Keşke daha önce daha fazla konuşsaydık'' dedi. Bunu söyleyince utandım tabii.

  Geleceği çok sık düşünmüyorum. Hayat beni nereye kadar yaşatırsa oraya kadar yaşayacağım. Birkaç arkadaşım var, onları sık sık göremiyorum. Bu durum beni üzüyor ama insan her zaman istediğini elde edemiyor. Okullar açılınca onlarla ortak buluşma ayarladık, buluşacağız. Beni çok özlemişler. Keşke Grace de beni özlediğini söylese ama nerdee. Ajanstakilerle yakınlık bağı kurmayı düşünmüyorum. Önceden çok çektim bu durumdan. Sadece işimi yapıp gidiyorum. İnsanlara kötü davranmıyorum. Bana saygısızlık yapmalarına asla izin vermiyorum. İşimi düzgün yapmaya özen gösteriyorum. Vakit bulduğum boş zamanlarda da dizi izliyor ya da kitap okuyorum. Hayat artık benim için böyle. Monotonluk benim öteki adım galiba ya. Hayatımda renk olsun istiyorum ama farklı boyuttaki bir monotonluğa taşıdım kendimi galiba. Yine de bir şeyleri değiştirebildiğim için kendimi güçlü hissediyorum. Depresif Vişne olmak yerine, güçlü olmayı kafasına koymuş bir Vişne olmayı tercih ediyorum. Beni neden sevmediler diye kendime eziyet etmek yerine 'sevmezler sevmesinler siktir et'' diyorum artık. Bu kadar basit. Her insan başarısızlığı tadıyor. Önemli olan bunu nasıl atlattığı bence. Hayat tuhaf bir rastlantılar silsilesi.. Ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyor. Birkaç gün önce işsiz mutsuz biriydim. Şimdiyse bir işi olan anksiyetesi azalmış biriyim. İnsan gerçekten hayret ediyor. Özetle insan ne oldum dememeli en olacağım sözü meğer ne kadar doğruymuş.

Kendine iyi davran.

You Might Also Like

8 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Hayat gerçekten de sürprizlerle dolu. Şu duygu değişimleri benim de başbelam ama ne tesadüftür ki ben de iyiyim son dönemde. Senin de iyi hissetmene inan çok sevindim. Akademiyi tabi ki bırakma. Çünkü iyi yerlere geleceğine eminim. Baksana olanları anlatırken aslında sen söylüyorsun zaten bunu. Ama bence şu sıralar yoğun çalışma saatlerinde olsa dişini sık derim. Bence çalışma yaşamı da sana iyi gelecek. En başta içindeki duygular durulur hem. Ama sen bilirsin, benim hayatın hakkında bir yorum yapmak gibi bir yetkim yok sonuçta. Ama son bir kez daha söylüyorum, iyi hissetmene çok sevindim. Güzel günler sevgili Entel Karınca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani iyi olmaya çalışıyorum İlkay. Sürekli evde olmadığım için kafam dağılıyor bir bakıma. Evde olunca daha kötü oluyorum. Teşekkür ederim :) Akademiye şimdilik elveda dedim. O ortamdan uzaklaşmaya ihtiyacım var şu sıralar. O yüzden gerek görmüyorum. İş saatlerim gerçekten çok yoğun ve sosyalleşemiyorum. Umarım buna alışırım. Aynen içimdeki duygular bir nebze olsun azaldı. Daha realist bakıyorum. Sana da güzel günler İlkay :)

      Sil
  2. Uff o işe alışma dönemleri çok berbattır.. Herkese güvenmek istersin ama aynı zamanda kalkanların hep yukardadır. En azından benim için böyle olmuştu. O yüzden hiç sevmem yeni iş yerlerine uyum sağlama dönemlerimi.. Yine de yeni işin hayırlı olsun vişne, umarım sen çabucak adapte olursun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de uyum sağlama konusunda zorluk yaşıyorum ama zamanla buna da alışırım Şule. Teşekkür ederim. Bakalım zaman neler gösterecek :)

      Sil
  3. yüksek lisans olmadı diye intihar düşüncesi çok saçma gerçekten çok saçma. hayat yüksek lisans veya okuldan ibaret degil bunu sende biliyorsun. yazmayacaktım ama gerçekten kendimi tutamadım. yüksek lisans ta olmayıversin sen akademiden ibaret misin onsuz bir hiç misin? saglıgın yerinde arkadaşlarında var sana mesaj atan insanlar robot degil herhalde sinirleniyorum ya gerçekten sinirleniyorum insanlara bir şans ver kendine bir şans ver. sanane dersen de ne yapayım bu yazıyı kamuya açık yazıyor ve yayınlıyorsan bende yazarım arkadaş düşünce ve fikir özgürlüğüm var kullanıyorum. Bir gazeteciye niye bunu açıklıyorsam bende peh.. İntihar kelimesini her gördüğümde seni dövmek istiyorum.

    ister yayınla ister yayınlama gösteriş için yazmıyorum insanların ne düşündüğü zerre umrumda degil. Kendine gel kendini sev yeter bana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen bana da çok yanlış ve saçma geldi. İçinde bulunduğum psikolojik durum çok kötüydü Lilly. Dolayısıyla sağlıklı kararlar verecek durumda değildim. Akademiyi çok istiyordum ama kısmet olmadı. İş dünyasında şansımı deneyeceğim bende. Robot değiller elbette ama sadece telefondan telefona görüşünce insan robot gibi hissediyor. Sanane demiyorum zaten öyle bir şey desem bu yazıyı yazmam. Fikir belirtebilir herkes. Kendimi sevmeye çalışıyorum ama bu monotonlukta çok zor. Yine de deniyorum

      Sil
  4. Çoktandır yazılarını girip okuyamamıştım. İş bulmana çok sevindim insanın hergün gidecek bir işi amacı olması çok güzel.Hayat çok değişken gördüğün gibi.Kişilk olarak sana çok benziyorum.Düşüncelerin kelimelerin bana çok tanıdık. İçe dönük bir insansın sende.sosyallesmek sevilmek istiyorsun ama yeterli gelmiyor dimi ?Bu bir yapı meselesi . İnsan neyse o.Nerdeyse 40 yaşıma geldim hala aynıyım �� hayatta ne olacağı belli olmuyor ben atanmak için tam 12 sene uğraştım.Evliydim ve kimseyi tanımadığım bir şehirde dört duvar arasında hergün kolilerce kpss kitabını hatim ediyordum.En sonunda da oldu yaklasık 6 senedir öğretmenlik yapıyorum .Diyceğim o ki hiç bir zaman ümidini yitirme. iş yoğun sosyallesemiyorum su anda diyosun ama çalışan insanların büyük bir çoğunluğu böyle.Birde sana nacizane birkac tavsiyem var.Ennegram testi var bir kişilk testi bu. Ben mesela mükemneliyetci cıktım.istersen bir dene.insanın farkınlığı artıyor neyi niçin yaptığını daha iyi farkediyosun.youtubeda ise uzun uzun bu kişilikler anlatılıyor. Bunun dışında sürdüğün yada yeni basladığın arkadaslıklarda seni rahatsız eden kullanıldığını düşündüren senin sürekli verici taraf olduğun ilişkiler varsa yavas yavas sonlandır bu ilişkiler çok yorucu oluyor.Nadir de olsa mutlaka karsına sana çok değer veren insanlar çıkcak.Onlar zaten üç dört kişi bile olsa yetecektir sana. Önemli olan sayı değil kalite. Sevgiler vişne ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Ebru :)

      Evet ben de bir amacım olmasına seviniyorum. Amaçsız olduğumda kafayı yeme noktasına geliyorum çünkü. Evet çok değişken bir yapıya sahip hayat. Ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor valla. Evet aynen öyle hiçbir şekilde yeterli gelmiyor. Başarına hayran kaldım. Ne güzel şeyler başarmışsın, bravo. :) Bahsettiğin testi inceleyeceğim bakalım benim sonucum ne çıkacak merak ettim şimdi. O tarz ilişkilerden uzak durmaya çalışacağım. Etrafımda çok yapay ilişkiler var ve bunlara tanık olmak sanıldığı kadar kolay değil benim için. Ezgi ve Öznur'un arkadaşlığı yetiyor bana şimdilerde :) Sevgiler

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe