Yaşamak ağrısı asıldı boynuma..

Cumartesi, Mart 03, 2018


Zaman çok çabuk geçiyor. Daha geçen ay hayata gayet umut dolu bakıyordum. Şimdiyse sıradan çinko karbon pilden farkım yok. Yaşama hevesim çabuk değişiyor. Kendimi bildim bileli bu durum hep böyleydi zaten. Hiçbir zaman tam anlamıyla yoluna girmedi hayatım. Ya parasızdım ya da sevgisiz. İkisini aynı anda yaşadığım dönemler de oldu tabii. Onları geride bıraktığım için şanslıyım bir bakıma.

   Hayatımda çoğu şeyi geride bıraktım. Bugünün günlerden ne olduğunu hatırlamayacak kadar mutsuzum. Çünkü iş hayatı bildiğin kurtlar sofrası gibi bir şey ve ben bu sofraya uyum sağlarken kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Yüksekteki arkadaşlarımla neredeyse haftalarca görüşmüyoruz. En son Ocak ayında görüşmüştük dönem bittiğinde. O günden sonra fırsat bulup buluşamadık. Bana ayıracak vakitleri yoktu çünkü. Ben acaba nasıl vakit ayırırım diye düşünürken onların umrunda bile değilim abi. Hiçbir şekilde değer görmüyorum arkadaşlarımdan. Bu durum sinirlerimi çok bozuyor. Tek istediğim şey saygı görmek ve değer verildiğimi hissetmek. Gerisi pek umrumda olmuyor açıkçası. Nispi'ye kaç kere dedim '' Parasız olmamız umrumda bile değil. Ben seninle bankta oturur simit bile yerim. Hem mis gibi hava alırız. Yeter ki buluşup keyifli vakit geçirelim'' diye ama umrunda olmadı. Hep bir bahane sundu. Bütün bu söylediklerim bir kulağından girdi öteki kulağından çıktı. Birkaç gün sonra başka yere arkadaşlarıyla gittiğini görüyordum tabii. Bu durum sinirlerimi çok yıprattığı için görüşmeme kararı aldım. Görüşmeyeli bir yıl olacak neredeyse. Arkadaşlığımı böyle süistimal eden insanlara artık geçit vermiyorum. Bu durumda tamamen yalnız kalıyorum ama umrumda değil açıkçası eskisi gibi. Benim çabalarım arkadaşlık ilişkilerimi bir yere kadar yürütüyor. Gerisi gelmedikçe arkadaşlık ilişkilerimi asla yürütemiyorum. Benim için süreklilik gerekiyor. Nispi ile bir daha zor görüşürüm gibime geliyor.

   Sınırları keskin olan biriyim. Bunun zararını bu zaman kadar hiç görmedim. Böyle olmak bana kendi içimde büyük bir alan yarattı. Bu alanda kendi kendimi yiyip bitiriyorum acıdan. Gün içinde kendime defalarca sakin ol yalvarırım sakin ol demekten çok sıkıldım. İnsanlara tahammül edemiyorum. Ekonomik özgürlüğümü kazanmak zorunda kalmasam dışarıya adımımı atmayacağım ama mecburum. Çünkü yetişkinlik demek eşittir sorumluluk, mecburiyet demektir. İstesen de kaçamıyorsun sorumluluklarından yani.

  Kendime karşı çok acımasız biriyim. O yüzden kendimi en iyi ben eleştiriyorum sık sık. Tek avantajım var o da hayatımdaki büyük puzzle çalışmasını görebiliyorum. Sorunun nerelerden geldiğini görebiliyorum ama çözüme kavuşturamıyorum. Çünkü o parça oranın yeri değil ve hiçbir zaman da uymayacak. O yüzden dağınık bırakıyorum.

   Canım şu sıralar çok sıkkın. Evde doğru düzgün kalmadığım için dinlenemiyorum. Kitap okumak için ekstra zaman yaratmaya çalışıyorum. Çalışma saatlerim dengesiz olduğu için feleğim şaşıyor. Bugün günlerden ne olduğunu bile bilmiyorum inanır mısın. Çünkü günlerin benim için bir anlamı kalmadı. Her gün çalışıyorum, arada tatil yapıyorum ama onun da pek bir anlamı kalmıyor. Öğrenciyken kendime daha çok vakit ayırıyordum. Tek eksik yanım param yoktu o zamanlarda. Şimdiyse param var ama harcayamıyorum. Çünkü sosyalleşemiyorum. Arkadaşlarımdan uzaklaşmanın bedelini çok ağır bir şekilde ödüyorum anlayacağın.

  Ekonomik özgürlüğümü elde ettim. Bu insanda gereksiz bir özgüven yaratıyor. İnsanlar seni bir işin olduğu için önemsiyor. Seni kaale almayan insan sırf işin var diye seninle konuşmaya başlıyor vs. Bu çok boktan bir durum ve hiçbir zaman anlam veremiyorum. İnsanın değerini neden parayla ölçüyoruz anlamıyorum. Cebimde beş kuruş olmayabilir ama bu beni değersiz biri yapmaz ki. Toplum olarak buna çok şartlanmışız. Parasız = Değersiz gözüyle bakıyor çoğu insan. Ailemin bana olan ilgisi 180 derece değişti biliyor musun. Annem değişmedi öyle tabii çünkü destek veriyordu sürekli bana ama babam ben işe girdikten sonra rahat bir nefes almış gibi duruyor. İşe girmeden önce tablet almak istediğimi söylüyordum mesela deli gibi karşı çıkıyordu. Mağazaya dolaşmaya gitmiştik, tabletlere bakıyordum, söylene söylene mağazayı dolaştı. Burnumdan getirmişti yani anlayacağın. Tabletleri bile inceleyemeden apar topar mağazadan çıkmıştım. Suratım beş karış asıktı tabi. Şımarıklık yaptığımın farkında değildim tabii. Zaman zaman şımarık biri olduğumun farkında varıyorum sonra kendine gel salak diyorum. Babamın o an '' Şu an buna bütçemiz yok, birkaç ay sonra eminim alırız merak etme'' gibi bir şey söylemesini beklerdim. Eğer böyle bir şey söyleseydi asla surat yapmaz, anlayışla karşılardım ama beni çok büyük bir suçluymuşum gibi hissettirdi o gün.

   Sonra naptım? Aldığım ilk maaşla tablet aldım. Babamın sesi çıkmadı. Hatta yeni tablete epey sevindi. İş yerine giderken götürmeyi bile teklif etti. Tabii ki hayır dedim. Davranışlara önem vermenin benim açımdan kötü yönleri var, insanları davranışlarıyla değerlendiriyorum hep. Ondan anlayış bekliyordum, mucizeler yaratmasını beklemiyordum. Ekstra bir şey istemiyordum. Tek istediğim samimice kurulmuş bir cümleydi ama söylenmeyi tercih etti. Bu durum sinirlerimi daha çok bozdu. Artık bir tablete sahibim. Kitap okuyorum genelde oradan.

  Maaşımı aldığımda aileme lahmacun ısmarladım. Epey sevindiler. Annem gururlandı. İçimde tarifsiz bir huzur hissettim. Annemi gururlandırdığım için olsa gerek. Lahmacuna bayılıyoruz ailece. Bizim için bir gelenek gibi bir şey. İlk maaş alan mutlaka lahmacun alıyor. Bu aslında aile içinde kendini ispat etme seramonisi gibi bir şey. Toplumsal ölçüler içinde kendine böyle bir yer edinmiş ne yazık ki. Benim için bu tür şeyler hiç önemli değil. İnsanları parasına göre değerlendirmiyorum çünkü. Bana karşı nasıl davrandığı önemli esas olan. Kimseyi parasına göre kategorize etmedim etmem de. Ne gerek var? Sen de yapma böyle bir şey. Çevrende böyle birisi varsa ona destek ol. Ben de geçmişte çok kötü bir durumda olduğumun farkındaydım. Ne param ne de doğru düzgün eğitim hayatım vardı. Bir şekilde işe girdim biliyorsun. Öyle yolumu bulmaya çalışıyorum şimdilerde.

   Okulsuz bir hayata alışamıyorum. Kendimi çok eksik gibi hissediyorum bu konuda. Gerçi hiçbir şey için geç değil ama ne bileyim treni kaçırmış gibi bir his var içimde. Her şey vaktinde güzel oluyor sanki. Gerçi Tegan benden çok büyük ve epey sorumlulukları olan insandı. Hem iş hem de okul hayatı vardı. Yüksekteki arkadaşlarımla da görüşmüyorum görüyorsun.

   Grace olayı desen ayrı bir şey. İstanbul'a geldi bir tek benimle görüşmedi. Çünkü en son yaptığımız konuşmada biraz aramız açıldı. Ben ona epey kızdım ve ona karşı ilgimi yitirdim. Haftalarca mesaj atmadık birbirimize. Şimdilerde yabancı gibiyiz. Geçen hafta 'Okulun ne zaman tatil, müsait olduğuna görüşelim' vs gibi bir mesaj attı. Yüksek lisansı kazanamadığımı, okulu bıraktığımdan haberi bile yok. O kadar umursamaz davranıyor ki buna katlanamadım. Kendisiyle alakalı her şeyi biliyorum ama o benimle ilgilenmeyi bile çok görüyor. Çok yoruldum bu durumdan. Okulu bırakmak zorunda kaldım diye cevap verdim. Geri cevap bile yazmadı, bir neden? diye sormadı. Sadece gördüğüm mavi bir tik o kadar. Değerim bu kadar işte: Mavi bir tik. Gel de sinirlenme. Gel de bitirme bu arkadaşlığı. Hadi o an müsait değildi olabilir ama sonradan geri dönüş bile yapmadı. Bu ve bunun gibi davranışları yüzünden onunla da mesafeliyim artık. Konuşmuyoruz. Uzun bir süre de konuşmayı düşünmüyorum. Onun seks maceralarını dinleyecek kadar boş vaktim yok açıkçası. Hep kendi hayatından bahsediyor. Ben mesela bir şey anlattığımda aşırı sıkılıyor. Dinlemiyor. Kendimi kötü hissediyordum böyle olunca. O yüzden artık onu anlamayı bıraktım. Hem beni kim anlıyordu ki zaten? Neden kendimi insanlar için harcayayım ki? Al gördüğümüz değer ortada canım o da mavi bir tık. Ötesi yok. Böyle şeyler insanın değerini düşürüyor benim gözümde. Grace ile yollarımız tamamen ayrıldı sayılır. Bunu hazmetmesi benim için çok zor ama alışacağım. Her şeye alıştığım gibi buna da alışacağım.

  Benim en büyük salaklığım her şeye fazla anlam yüklüyorum. Biri önemsemediği zaman ona siktiri çekiyorum şimdilerde. Umrumda değil açıkçası. Ben her sabah kendime defalarca neden beni böyle göt gibi ortada bıraktı bu kız diye kendime soru sormaktan yoruldum. Bir insan sabahın altısında bunu düşünür mü allah aşkına. Nasıl olabilir bu anlamıyorum. Onların gözünde imkansız şeyler istiyorum galiba. Ulan alt tarafı azıcık ilgi göstereceksin be çok mu zor!

  Zaten çoğu insan için hiçbir zaman önemli biri olmadım. Beni zayıf buldular. Çünkü anlayışlıydım ve insanlara olması gerektiği gibi davranıyordum. Özellikle kız arkadaşlarıma uygun davranıyordum. Ne yavşama, ne de onlara rahatsızlık veriyorum ama belli ki bu onlar için zayıflık emaresi. Onlar kendilerine insan yerine koymayan erkekleri hep hayatlarının merkezine koymayı tercih ettiler. Benim için düşündükleri şey bu: ''Vişne mi? Aa canım o da hayatımızın bir köşesinde işte, öylesine duruyor. İşimiz düşünce ona soruyoruz bir şeyler.'' Ötesi yok yani.

   Ölümü eskisi kadar düşünmüyorum. Keşke V for Vandetta'daki adam gelip bana uykumda iğne yapıp öteki tarafa yollasa. Böylece huzur içinde ölebilirdim ama böyle şeyler anca filmlerde oluyor. Bazen her şeyi bırakıp kaçmak istiyorum ama nereye kaçacaksın? O göt sende var mı Vişne efendi diye soruyor iç sesim, cevap veremiyorum. Çok boğuyor beni bu monoton hayat. Şu sıralar tek yaptığım şey, işe gidip gelmek, iş çıkışı kahve içip müzik eşliğinde kitap okumak ve uyumak. Onun dışında hiçbir şey yapmıyorum. Arada tek başıma sinemaya gidiyorum değişiklik olsun diye. Hepsi bu. Hayat beni böyle boktan bir monotonluk çemberine aldı. Ne zaman elinden kurtulmaya çalışsam yakamdan tutup çemberin içine sokuyor iyice.  Onun dışında tiyatroya gitmeye çalışıyorum. Hiç güzel oyunlara denk gelemiyorum şu sıralar. Dün Elektra'yı seyrettim. Devlet tiyatrosunda oynuyor. Bence eli yüzü düzgün bir oyundu. Fırsat bulursan gidip seyretmeni öneririm.

  Tiyatro bittiğinde gözlerimi kapatıp alkışları dinliyorum hep. O zaman hiç olmadığım kadar mutlu oluyorum. Sahnede oyunda olmak, bir rolü canlandırmak istiyorum ama bu koşullarda çok zor. Tiyatrocu olmak, kendi yazdığım bir oyunu sahnede canlandırmayı çok istiyorum aslında ama ailemin buna karşı çıkacağını adım gibi biliyorum. Yıllardır kafamda oluşturduğum bir tiyatro metni var ama bunu yazıya dökmedim henüz. Döksem de bir şey değişmeyecek. Ben mecbur bırakıldığım bir hayatın kollarında mutsuz bir şekilde yaşamımı sürdürmeye devam edeceğim. İzlediğim oyunların sonunda sahnedekileri alkışlarken keşke orada olsaydım diye içimden geçireceğim sürekli. Hayallerime ulaşmaya çalışıyorum ama onun önünü bile kapatıyorlar.

   Özgür değilim anlayacağın. Hiçbirimiz değiliz aslına bakarsan. Hepimiz mecbur bırakıldığımız hayatları yaşıyoruz. Çünkü mecburuz. Okumak zorundasın çünkü iyi bir iş için bu gerekiyor. Çalışmak zorundasın çünkü para olmadan kimse kimseyi tanımıyor. Her şey para para para! Anlıyor musun? Seni sen yapan şey cebindeki para. Kişiliğin, hayat görüşün, düşüncelerin kimsenin umrunda değil anla şunu. Sen onlar için paradan ibaret birisin. Paran mı var? Ooo en kral insan sensin. Ha yoksa yaşaman bile hata. Böyle aptalca bir düşünce olabilir mi allah aşkına. Bu mudur insanlık anlayışı?? Ee iş iş dediler işe girdim hani ne değişti. Yine kendimden nefret ediyorum. Yine her gece ölmeyi istiyorum. Ne değişti allah aşkına. Maaşlı biri olmak beni daha mı mutlu kıldı? Hayır, istediğim şeyi gidip alabiliyorum o kadar. Onun dışında bok gibi bir hayata kurban gidiyorum. Keşke arkadaşlık ilişkilerim biraz daha iyi olsaydı. O zaman hayat gözüme daha güzel görünürdü. En azından şey derdim: Hayat çok boktan ama hayatı katlanır kılacak şahane insanlar var yanımda. Ama tanıdığım bütün arkadaşlarım bir telefonun arkasında. Görüşmek istediğimde görüşmüyorlar çünkü onlar için yeteri kadar değerli değilim. Çünkü Alfa bir erkek olamadım onlar için. Sırma hep ''Sen evlenilecek bir erkeksin. Sonunda sen kazanacaksın gör bak'' derdi ama onun bu söylediklerine hiç inanmıyorum açıkçası. Ben her alanda kaybeden biri olmayı başardım.

  İş yerine alışmaya çalışmalarım devam ediyor. Kimse beni tanımaya pek hevesli değil. Genel olarak mesafemi korumaya özen gösteriyorum. İnsanlar sürekli birbirinin arkasından konuşuyor. Benim arkamdan ne söylüyorlar acaba diye düşünmekten deli oluyorum bazen. Gün içerisinde çok sıkılıyorum ama para kazanmak zorunda kaldığım için her şeye katlanmak zorundayım. Maç sevmiyorum ama maç izledikleri için katlanmak zorundayım. Küfür sevmiyorum ama küfür kullanmak zorunda kalıyorum. Çünkü ancak öyle benimsiyorlar seni. Çok boktan bir durum biliyorum ama ortama dahil olmak için böyle aptallıklara başvurmak zorunda kalıyorum. Küfür bir yanıyla rahatlatıcı bir yanıyla rahatsız edici. Erkekler arasında yazısız kural gibi bir şey oldu artık bu. Ölümüne nefret ediyorum ama küfür etmediğim zamanlarda onlar için görünmez gibi biri oluyorum. Hiç sevmediğim davranışlara tanık oluyorum ama yapabileceğim bir şey yok şimdilik. Çok yapay bir ortamda olmanın huzursuzluğunu yaşıyorum. İnsanlar neden bu kadar yapay davranmak zorunda anlamıyorum. Kendime vakit ayırmaya çalışıyorum. Kitap - kahve eşliğinde vakit geçiriyorum. Çok lezzetli kahveler keşfettim. Uykusuzluk hayatımın bir parçası olmuş durumda artık. Allahım iş hayatı niye bu kadar zor? Ben yeniden okula dönmek,  kuramcılar hakkında arkadaşlarımla sohbet etmek, ucuz biralar içip, onlarla lezzetli yemek yemek istiyorum. Bir dönem bunu yaşadım ve çok iyi geldi ama yükseği kazanamayınca her şey koptu. Bana olan ilgilerini kaybettiler. Seni çok özlüyoruz, buluşmak istiyoruz vs diyorlar ama fos yani gerisi gelmiyor. Ben vakit yaratırım siz plan yapın diyorum ama asla plan yapılmıyor. Diyorum ya sana alfa bir erkek olmadığım için beni o kadar değerli görmüyorlar. Mesela Miroğlu buluşmak istediğini söylediğinde kızlar hemen bir plan yapıp onunla buluşuyorlar. Asla onu ekmiyorlar, buluşma yerine gününde gidiyorlar. Ona olan ilgilerini asla yitirmiyorlar ama söz konusu ben olduğumda tam tersi oluyor. Bu haksızlığı daha fazla görmezden gelemiyorum. Ben de bunu hak ediyorum ama buna tenezzül bile etmiyorlar. Bu yazdıklarım aşağılık kompleksimin bir parçası olabilir evet. Ne düşündüğünü az çok biliyorum. Ben de senin gibi düşünüyorum ama çözüm bulamıyorum.

   Kendimi değerli hissedemiyorum. Kendimi değerli hissedecek bir neden bulamıyorum. Annemi mutlu etmek bana iyi geliyor sadece. Ben karşımda bana bakan bir çift göz istiyorum. Karşımdaki insanın bana benimle ilgili bir şeyler söylemesini istiyorum. Bana sevgisini, ilgisini ispatlasın istiyorum. Çünkü şu sıralar buna çok ihtiyacım var. En son Duru ile görüştük o bi nebze iyi geldi işte. Hayat yaşadıkça bombok bir hal alıyor. Gerçekten heves meves bırakmadılar içimde. Hani ertesi sabah ne için uyandığımı bile bilmiyorum. Günlerin yerini çoktan unuttum. Kocaman bir sevgisizlikten ibaretim yemin ediyorum. İleride öldüğümde bana böyle davranıkları için çok pişman olacaklar ve ben onları mezarı başımda kızgınlıkla seyredeceğim. Şimdilik sabretmeyi seçiyorum. Asosyal, mutsuz biri olmaya bağışıklık kazanmayı inan ben de istemezdim. Ne ile sınanıyorum bilmiyorum ama bütün bu yaşadıklarımı hak etmiyorum.. Canım çok yanıyo

You Might Also Like

2 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Uzun zaman oldu...Bi kere geçmişi artık silmelisin silmesende seni sevmeyen insanlar hatırlatmamalı sana güzel şeyler kalmalı aklında.Önüne bakmalısın geçmişin izlerinden kurtulup,her gün yeni bi umut,hani diyosunya özgür değilim aslında özgürsün düşüncelerinle kısıtlıyosun kendini yani sen başkalarının engel olacağını düşünüyorsun düşünme bişey yaparken kim ne der ne düşünür önemli değil sen istediğini yapabilirsin çünkü özgürsün sen.Hiç bi zaman sevgi parayla bağlantılı değildir.Parası olduğu için sevilen insana verilen sevgi sahtedir.Seven kişiyi para mutlu etmemeli ama böyle bi devirde çok nadir gerçekten seven insanı bulmak bugün 10 lafımızdan 9'u para.Benide zayıf görüyolar şu an hala öyle çünkü yapılanlara sesimi çıkarmıyorum aynı şekilde anlayışlı davranıyorum bu insanlar kendileri gibi olmayanları istemiyolar küfür hayat felsefi olmuş sen etmeyince garipsiyolar.Küfür etmediğim için beni aralarına almayan birsürü insan biliyorum ama bu böyle kalmayacak denize attığımız iyilikler bir gün çıkacak su yüzüne kenarda kalan olmayacağız.Kendini asla yalnız hissetme ben yanındayım biz yanındayız,İstersen beraber lahmacun yiyebiliriz veya ben yalnız sinemaya gitmekten hoşlanmam beraber gidebiliriz hatta istersen sarılırız.Şimdi kimseyi düşünme gözlerini aç ve sahneye çık alkışlanan sen ol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Prens,

      Güzel yorumun için teşekkür ederim. Cümlelerini okumak iyi geldi bir nebze. Keşke dediğin gibi önüne bakmak sanıldığı kadar kolay olsa. Ama hayat insana bir süre sonra bunu da yaptırıyor çünkü mecbur kalıyorsun. Aklımda güzel şeylerin sayısı az işte o canımı sıkıyor biraz. Ona da alışırım galiba. Bilemiyorum. Kafam çok karışık şu sıralar. Son cümlelerini umarım bir gün gerçekleştirebilirim. Sahnede olmayı çok istiyorum. Umarım bir gün bir oyunda yer alabilirim. Teşekkür ederim tekrardan :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe