Sıradan Bir Gönül Meselesi

Pazar, Eylül 01, 2019

Bu aralar çevremde olup bitenlere karşı oldukça soğuk ve ilgisizim. Dünya ile olan bağımın giderek koptuğunu hissediyorum. Kendimi olduğum mekana ait hissedemiyorum bir türlü. Halbuki çok basit bir şey bu ama bir türlü o anın içine dahil olamıyorum. Yabancılaşma ve sevilmemenin ağırlığı her geçen gün daha da artıyor. Bu aralar canım sevilmek, özel hissetmek, biriyle içtenlikle dolu bir ilişki yaşamak istiyor ama o lanet olası dış görünüş her şeyin içine ediyor. Cidden insanların %80'i dış görüşüne falan bakıyor bence. ''Canım asıl önemli olan karakter, kişilik'' laflarına asla inanmıyorum artık. Öyle olsaydı şu an sevdiğim insanın elini tutuyor ve mutsuzluğun kıyısından geçmiyor olurdum ama nerdee bende o şans.

Canım çok sıkılıyor. Annemler bayramda beni tek başıma bırakıp memlekete gitti. Günlerdir evi tek başıma idare ediyorum. O kadar zorlandığım söylenemez. Hatta böyle daha rahat olduğumu söyleyebilirim. Sadece ütü yapma konusunda aşırı yeteneksizim. Kadınlar bu ütüyü yapmayı nasıl başarıyor gerçekten hayret ediyorum bazen. Bir tarafı ütülü öteki tarafı kırış kırış olunca yaptığım ütüden bir gram keyif almıyorum. Bide ütü yaparken aşırı terlediğim için iyice yoruluyorum. Kilo vermek için ideal bir eylem aslında ama fazlasıyla yorucu. Bulaşık yıkamayı ya da süpürge çekmeyi daha çok seviyorum. Hele bulaşık yıkarken inanılmaz sakinleşiyorum. Çocukken de bulaşık yıkayan teyzelerimi izlemeye bayılırdım. Öyle de bir ruh hastasıyım anlayacağın.
  
Monoton hayatıma renk katsın diye tanışma applerini telefonuma indirdim. Dedim ki belki karşılıklı beğenebileceğim biri çıkar karşıma ama çıkmadı. Bu tür uygulamalarda aşırı zengin, sportif, yakışıklı / güzel değilseniz asla istediğinizi bulamıyorsunuz. Çünkü aşk dediğimiz şey sadece yakışıklı ve güzeller arasında yaşanan pembe bir buluttan ibaret. Çirkin bir yüze sahip olduğumu en çok burada fark ettim ve kilolarım burada da peşimi bırakmadı. Kilolarımla barışmayı deniyorum ama çok zorlanıyorum. Psikolojim bok gibi olduğu için bir türlü kendimi düzeltemiyorum. Arkadaş çevrem zaten iyice koptu diyebilirim. Çoğu insanla ilişkimi sonlandırdım diyebilirim. Hem zaman hem de kendi isteğim buna sebep oldu. Ben arkadaşlık ilişkilerime çok önem verdim. Ama arkadaşlık ilişkilerine o kadar da önem vermek gerekmiyormuş bunu anladım. Çünkü insanlar geçici çünkü insanlar sadece ondan çıkarını sağlayana kadar ''şahane". O yüzden yeni insan tanırken artık daha temkinli yaklaşıyorum. Öyle mal mal herkese gülmüyorum. Hem ne gerek var bu kadar pozitifliğe? Kadınlar benim gibilerini sevmiyor. O kadar uğraştım ki birinin beni sevmesi için ama artık uğraşmıyorum. Sevilmiyorsam sevilmiyorum yani napabilirim. Hayatta bazı düşünceleri değiştiremiyorsun.
  
Geçen gün cesaretimi toplayıp yaşadığım mahalleden birine ondan hoşlandığımı söyledim. Yaş sebebiyle ve teklifimin uygunsuz olması sebebiyle beni reddetti. Halbuki onunla güzel vakit geçirmek istediğimi, birlikte film izlemek istediğimi söylemiştim sadece. İlk defa reddedilmedim tabii. Sevdicek beni kibarca reddetmişti cümleleriyle, Grace desen mesaj atmayarak, aramayarak istemediğini ifade etti. Bu ilgisizliğini Sırma'ya da yapmış. Sırma tatile İzmir'e gitmiş ama Sırma ile görüşmemişler. Kız bu duruma çok üzülmüştü. Demek ki gerçek arkadaşımız değilmiş deyip konuyu kapattım. Bu arada Sırma ile arada buluşuyoruz. Onun dostluğunu aşırı ama aşırı seviyorum. İşe gidip gelirken kitap okusun diye kitap hediye ettim. Çok mutlu oldu. Böyle ufak tefek şeylerle insanları mutlu etmeyi çok seviyorum. Ash de doğum gününde ona aldığım hediyeden çok memnun kalmıştı. Galiba Ash benim hayattaki tek ve en güzel şansım. Onun dostluğu sayesinde bazı günler kendimi daha iyi hissediyorum. O olmasaydı belki de şu an hala işsizdim çünkü insanlar birbirine artık yardım etmiyor. Düştüğünle kalıyorsun yani öylece. Başkasının ağzına sakız oluyorsun, senin için ''İş bulamadı kaldı öyle ortada'' diyorlar sonra da unutuyorlar. O yüzden insan kendi çabalarıyla bir yere gelmeli. Gerekirse limon satmalı ama başkalarına böyle şeyler yüzünden prim vermemeli. Bu konuda her zaman gururlu ve onurlu bir insan oldum ve son nefesime kadar da hep öyle kalacağım. İstersem aç kalayım, yalnız kalayım yine de gururumdan asla taviz vermem.

Ne diyordum? Hah. Kilolarım yüzünden fecii şekilde insanlar tarafından ayıplandığım için bu durum fazlasıyla canımı sıkıyor. Oysa kime ne kardeşim kilo alan da benim veren de benim yani. Gerçekten çok sıkıldım bu durumdan. Kafaya takmamaya çalışıyorum ama her seferinde karşıma çıkıyor. Beslenmeme zaten dikkat ediyorum. Beyaz ekmek yerine çavdar ekmeği yiyorum mesela. Light ürünleri yiyor, akşamları da hafif şeylerle idare ediyorum. Yine de gün içerisinde hareket edemediğimiz için kilo veremiyorum. Teyzem spor aletini verirse onunla epey çalışmayı düşünüyorum. İş yerinden hoş bulduğum bir kız var. Bana çok güzel bakıyor. Geçen gün ayaküstü konuştuk. Şimdi ona açılsam iş yerinde diğer kızlar tarafından yanlış anlaşılmaktan endişeleniyorum. Ash bu konuda benim için çok çabalıyor. Ona realist olup kimsenin beğenisine hitap etmediğimi söyleyince bunu kabul etmiyor. Bu durumlara karşı oldukça realist yaklaşıyorum. Bazıları bu durumu özgüvensizlik olarak yorumlasa da ben realistlik olarak yorumluyorum. Çünkü ileriyi görebilen bir insanım. İçimden ses o gün dedi ki ''Vişne yapma, reddedileceksin. Saçmalama, evine git dizini izle, kimse seni istemiyor'' ama ben naptım salak gibi otobüs yolculuğunda hep bunu düşündüm. Telefon numarasını isteyip mesaj attım. Onu hoş bulduğumu, birlikte vakit geçirmek istediğimi söyledim ama reddedildim. O gün o kadar kötüydüm ki hiçbir şey yapasım gelmedi. Bazı günler üzüntüden kendimi öldürmeyi düşündüm. Bu yüzden değil tabii. İnsan böyle bir aptal sebep yüzünden ölmez. Ölme isteği daha çok biriken mutsuzluklarımdan kaynaklanıyor.

Şu hayata geldiğimden beri doğru düzgün mutlu olamadım. Arkadaşlarım teker teker yalnız bıraktı. Aşk konusunda şansım olmadı. İş yerindeyse robottan farkım yok. Duyguları olmayan sadece işini yapıp giden bir robottan ötesi değilim. Anlatacak hikayem yok. İnsanlara anlatacak hikayem olsun istiyorum. Gerçek bir şeyler yaşamak istiyorum. Doğru ya da yanlış ne olursa olsun bir şey yaşamak istiyorum. Çok sıkıldım fanusun ardında yaşanan olaylara mal mal bakmaktan. Bir ara internetten zehir satın almaya bile çalıştım sonra dedim ki salak napıyorsun. Sekmeyi kapatıp işime geri döndüm. Sevgisizlik çok boktan bir şey inan bana. Hele benim gibi yüzün çirkinse daha da kötü. İnsanların yüzüme bakmaya tahammül edemediğini fark ettim geçen gün. Ben de aynada kendime bakmaya tahammül edemiyorum. Kendimde sevilecek bir özellik bile bulamıyorum artık. Yaşama sevincim kalmadı. Gururuma yenik düşmeseydim bayramda Grace ile birlikte İzmir'de tatil yapacaktım ama salak Vişne her zaman ki burnunu o havadan indirmedi. Bok var sanki indirmedin Vişne efendi. Ne geçti eline ha ne geçti? Koca bayramda evde tek başına mal mal ölmeyi bekledin. Kapını açan olmadı. Değdi mi bütün bunlara? Neden ocağını açıp kendini öldürmeyi denemedin? Neden kendini bıçaklayıp mutfağı kan gölüne bulamadın? Korktun çünkü. Ölmekten korktun. Başarısız olursan başına geleceklerinden korktun itiraf et!
  
Günümün büyük kalanı iç sesimle savaşmaktan geçiyor. İçtiğim sakinleştirici şurup da artık işe yaramıyor. Ben hayatımda gerçek bir şey olsun istiyorum. Çok sıkıldım ekrana bakmaktan, kitaplara bakmaktan. Piknik yapıp gökyüzüne bakmak istiyorum. Fotoğraf çektirmek istiyorum. Sevdiğim insanın elini tutmak istiyorum. Yeniden kahkaha atmak istiyorum. Ne bileyim hayata bağlanacak bir şeyim olsun istiyorum ama yok. Çünkü insanların gözünde özgüvensiz biriyim. Halbuki öyle değilim. Kendime de acımıyorum! Özgüvenim, aşırı yüksek bir enerjim var ama bunu her zaman yansıtamıyorum. Bir şey beni engelliyor galiba. Tam olarak kendim olamıyorum. Kendim olmak istediğimde daha kötü şeylere maruz kalıyorum. Bu yüzden susup ölmeyi bekliyorum sadece. İnsanları uzaktan izlemekten çok sıkıldım. Kanyon'un yemek katında mutlu ve hayatından memnun insanları görmekten çok sıkıldım. Neden onlar kadar mutlu ve mesut olamıyorum? Neden aralarına hiçbir zaman karışamıyorum bir türlü anlamıyorum. Gözü yükseklerde olan birisi değilim. Parayla çok fazla işim olmadı. Sadece mutlu olduğum ortamda olmak istiyorum hepsi bu.
  
Yazarak iyileşmeye çalışıyorum. Anlatabilseydim ilk dakikasında belki de videoyu kapatırdı insanlar. O yüzden yazmak en iyisi. Sayfalarca yazabiliyorum ama bu üzüntümü hafifletmeye yetmiyor. Bir tek Grace ile dertleşirken kendime yakınlaştığımı kendimi anladığımı hissetmiştim. Onun yokluğunu hayatımı çok değiştirdi. Eskiden daha umutluydum ama artık değilim. Yeni yerler görmek isteyen, kalabalık mutlu arkadaş grubu olan birisi olmayı istiyorum ama şimdilerde bu bana çok uzak. Bazen neden yaşadığımı sorup duruyorum kendime. Yaşamak için amacım yok. Yüksek lisansı yarıda bıraktım. Akademiye olan inancım kalmadı. Arkadaşlarımın ilgisizliğinden aşırı sıkıldım. İnsanların iyi günlerinde yanında olmayı sevmiyorum. Çünkü öyle günlerde onlar için hayaletten ibaretim. Kötü günlerde destek olmayı daha çok seviyorum
  
Hayatımda ilgili ne yapacağımı inan bilmiyorum. Benim dışımdaki herkes hayatı çok düzenli, kaliteli, renkli, eğlenceli yaşıyormuş gibi hissediyorum. Ailemin yokluğunda kendimi daha çok keşfedebilirdim ya da one night stand takılabilirdim ama onu da istemedim çünkü hiçbir anlam ifade etmiyor benim için. Bir yanım deli gibi sevilmek istiyor bir yanımsa bütün bunların anlamsız olduğunu söylüyor. İçgüdüm beni hiçbir zaman yanıltmadı. İş yerinde de monoton bir hayatım var. İşten eve evden işe gidip geliyorum. Spor merkezlerini dolaştım durdum. Birçoğu aşırı pahalıydı. Kendimi güzel ifade ettim ama bunun ne önemi var? İçim boş olduktan anlamı yok.
  
Şu siktiğimin dünyasında mutlu olmayı çok istedim. Sabahları mutlulukla uyanmayı, günaydın mesajı almayı, "sen çok değerlisin - seni çok seviyorum" cümlelerini duymayı, sarılmayı, el ele tutuşmayı, sevdiğim insanın belinden tutmayı çok istedim ama Allah hiçbirini bana nasip etmedi. Oradan oraya savrulup duruyorum mal mal. Halbuki ne gerek var? Nasılsa pişman ve gözü açık öleceğim. Bütün bunlara ne gerek var? Gerçekten anlamıyorum. Hayatın ne kadar bu kadar zor olduğuna anlam veremiyorum. Oysa hayat çok basit. İlk insanlar anksiyete nedir bilmiyorlardı. Şimdiyse hastalıktan uyuyamıyor insanlar.

Hayatımdaki en büyük engelin kendim olduğunu düşünüyorum. Kendimi aşmaya, yeni şeyler denemeye çalışıyorum ama her seferinde o lanet olasıca fanusuma geri dönüyorum. Gerçekten hep kendime engel oluyormuşum gibi hissediyorum. Kocaman bir ben var karşımda ve nehri geçmemi izin vermiyor. Çünkü boğulacağımı biliyor. O yüzden suyun sakinleşmesini bekliyor. Ondan sonra onu geçmeme izin verecek. İnsanın kendini aşamaması ne acı bir bilsen. Tanrı insanın önüne boş bir defter vermiş ve demiş ki al bunu istediğin gibi doldur ama sonunu sadece ben biliyorum. İnsanoğlu da kendine verilen bu boş defteri kendince doldurmaya çalışıyor. Kimisi defterine güneş, gökkuşağı, sevdiği insanları çiziyor kimiyse defterin her tarafını sürekli karalıyor. Ben şu sıralar bana verilen defterin her yerini karalıyorum sürekli. Yeni bir sayfa açmaya çok ihtiyacım var.
  
Koca yaz geçti bir gün denize giremedim. Arkadaşlarım şehir dışında olduğu için gitmek nasip olmadı. Tatil desen fiyatlar zaten pahalı. Ash onunla tatile gelmemde hevesli değildi. Ben de uzatmadım pek. O yüzden mal gibi evde kaldım, kahve içip kitap okudum dışarıda. Gittikçe insanların hayatından silindiğimi hissediyorum blog. Bu korkunç bir şey. Hayattasın ama aynı zamanda yoksun. İnsan nasıl alışır bununla yaşamaya bir bilsen.

Keyfim yerine gelsin diye RuPaul Drag Race izliyorum. Yarışmacılar aşırı yetenekli ve yaratıcı olduğu için program hoşuma gitti. Hem eğlenceli hem de yaratıcı olması iyi bir özellik bence. Metroda Nermin Yıldırım'ın Dokunmadan kitabını okuyorum. Okurken içim şişiyor. Aşırı ağır bir kitap olduğu için sıkılıyorum. Bunun dışında Genco Erkal'ın Bir delinin hatıra defteri oyununa gittim ama pek sevmedim oyunu. Aşırı sıkıldım ve bir an önce eve gitmek istedim. Sosyalleşmeyi bu aralar sevmiyorum galiba. Dışarıda olmak beni mutsuz ediyor çoğu zaman. Bunun dışında reddedilmeye ve yaşamaya çalışmaya devam ediyorum. Her seferinde reddedilerek hayata devam etmekten çok sıkıldım. Cidden çok sıkıldım. Hayatımın en güzel yılları bok gibi geçiyor.

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Kadınların hepsi de ütü de mükemmel değil, dert etme bir iki sür geç işte. Umarım Eylül ayında hayatına tam kafana uygun biri girer ;))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zor bir şey gerçekten. Bunu yapan kadınlarını taktir ediyorum. İyi dileklerin için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Keşke yardımcı olabilecek bir şey söyleyebilseydim... bazen hiçbir şey istediğimiz gibi gitmiyor gerçekten. Arkadaşlarınla iyi vakit geçirdiğin zamanlarda ne kadar mutlusun halbuki.. umarım hayatına seni çok mutlu edecek biri girer

    YanıtlaSil
  3. Yaşam kendi yolunu çizer, hiç ummadığın bir anda gelişir sürprizler. Üstelik ne kadar mutsuz ederse, o kadar da mutlu eder.

    YanıtlaSil
  4. hey!
    cümlelerin bana hiç yabancı değil. fazla değil, üç dört sene önceki ben yazmış sanki. kilolarınla ya da senin beğenmeyip, sevmediğin herhangi bir özelliğinle var olmuş değilsin. eğer çevrende sendeki cevheri fark etmemiş insanlar varsa bu onların sorunu. ah yine de yalnızlık, beklediğini bulamamak kötü. biliyorum...
    son günlerde fark ettiğim bir şey var ki; eğer sen kendini sevmezsen kimse seni sevmiyor.
    yani, kendine dair bir sürü olumsuz cümle kullanmışsın ve bana öyle geliyor ki kendine epey haksızlık ediyorsun. bunu kendine yapma. :)

    YanıtlaSil
  5. Vişne olay sadece keske fizikle olsa ama ne yazıkki o sadece biraz baslangıcta oluyor. Yani seni hiç tanımayan insanlara bi anlık cekici gelirsin. Sonra seni sıkıcı bulabilirler. Çoğu insan hep kendinden çok daha üstün havalı kişilere hayran. Hayran olmasına hayran ama acaba ne kadar karsılık alıyor. Dolayısıyla kimse kimseyi beğenmiyor. Yanlızlık içinde olsa bile .Ben öğretmenim bir okulda fiziken en güzel en kibar zarif öğretmen olarak beni secmişler tabii secenler diğer öpretmenler değil okulumuzun cay ve temizlik öprenci servis işlerine bakan çalışanlar. Okuldaki öğretmenler beni öyle bir dıslıyolarki odaya girmek dahi istemiyorum. Kimse yanıla oturmaz sohbet etmeye calısırım kısa keser dolayısıyla fazlaca hissettirirler yani demen o ki olay fizik değil arkadaslık boyutunda. Herkes sosyallik diyor sosyallikten kasıt egolarını yüceltcen peslerinden koscan. Örneğin baska bir hoca var hep devamlı ilgikeniyor yalakalık pesinde türlü türlü iltifatlar ikramlar vs böylelikle bana nazaran azcuk daha fazla sevdirdi kendini.insanlar bunu istiyor inan. Yapmadığın için sevilmiyosun yoksa ne cirkinler gördüm ben cok sevilen poh pohlanan. Sahtelikten hoslanmadığın için ilişkiler tatmşn etmiyor. Aradığın samimiyet çünkü. Bende senin gibiyim sahtelipe tahammül edemediğim için yürütemiyorum dolayısıyla bir kişi hariç arkadsım yok diyebilirim. Eğer aradığın samimiyet değil çıkar olabilseydi yürürdü .

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe